bu göz bildiğimiz en sıradışı organlardan biri Dış dünyadan sürekli gelmekte olan ışığı tek bir noktada toplayıp işlenmek üzere beyne gönderen bir kamera gibi çalışıyor Daha doğrusu kameraları göze bakarak unut hakli de ederek inşa ettik Dolayısıyla kameralarla Gözlerimiz çok benzer şekillerde çalışıyorlar ama kamerayı inşa eden insanlar her bir parçanın neden ve nasıl o şekilde yerleştirildiğini birazcık fizik ve Mühendislik öğrenerek anlayabiliriz ama gözü oluşturan insan değil doğadaki evrimsel süreçler işte bunu anlamak insanlara nedense çok zor geliyor Hatta Evrim Teorisi'nin babası olan Charles Darwin bile şöyle yazıyor farklı uzaklıklara odaklanabilir olması farklı Işık miktarlarını kabul edebiliyor olması küresel
ve kromatik bozulmaları düzeltebilir olması bakımından tüm hünerleri ile gözün doğal seçilimle oluşmuş olmasının Üst derecede Absürt gözüktüğünü özgürce itiraf etmekteyim Gerçi saat Bu zincirlerin nasıl ettiğinin aksine sözün tamamı bu değil Bir iki cümle sonra Darwin şöyle yazıyor güneşin sabit dünyanın onun etrafında döndüğünü ilk defa söylendiğinde insanlığın sağduyusu bu doktrini reddetmişti ama Halkın Sesi tanrının sesidir de işine bilimde güvenemeyeceğini biliyoruz mantığın bana söylüyor ki basit ve kusurlu bir gözden karmaşık ve kusursuz bir gözün her bir basamağın kendisinden önce gelen e göre daha faydalı olacak şekilde oluşabileceği gösterilebilir dahası Eğer ki göz yapısında çeşitlilik varsa ve bu
çeşitlilik aktarılıyor Sahi kesinlikle durum budur ve eğer bu varyasyonlar yaşamın değişen koşulların da herhangi bir hayvana avantaj sağlıyor sa kusursuz ve karmaşık bir gözün doğal seçilimle oluşabileceğini inanmadı ki zorluk her ne kadar Hayal gücümüz için aşılmaz gibi gözükse de teori için herhangi bir güçlük oluş Bir haftadır bir sinirin ışığa Nasıl duyarlı hale geldiğinde hayatın nasıl başladığı ile ilgilendiğimiz kadar ilgilenmeliyiz ancak hatırlatmam gerekir ki sinirleri bile ayırt edilemeyen bazı organizmalar ışığı algılama kapasitesine sahiptir ve bu canlıların yapısındaki ışığa hassas kısımların küm elenerek sinirlere doğru gelişmesi ve özelleşmiş bir hassaslığı erişmesi İmkansız gözükmemektedir Bu Son kısmı çıkarınca
Darwin kendi teorisine güvenmiyor Muş gibi algılanıyor Öyle değil mi hobilim karşıtları yok mu ha neyse Eğer gözün evrimin anlamıyorsanız Üzülmeyin bu kafa karışıklığı aslında çok anlaşılır Çünkü Bizler evrimin çok küçük bir kesitini tanıklık ediyoruz mesela 2000'de Doğan biri ortalama 2075 yılında ölecek bu süre zarfında Aslında Doğada çok fazla şey değişecek ama evrimsel süreç için 75 Yıl her türlü bir hiç göz açıp kapayıncaya o bile diyemiyorum Çünkü evrimsel ve jeolojik skalada göz açıp kapayıncaya kadar diye tabir ettiğimiz süreler bile en azından birkaç yüz bin yıla karşılık geliyor 75 Yıl gerçekten bir hiç ama bizim ömrümüzün kısalığı
Fosillere ve genlere bakarak günümüzde yaşayan organizmaları ve onların akrabalık larını inceleyerek evrene dair bugüne kadar öğrendiğimiz fiziği Kimyayı biyoloji kullanarak gözün nasıl evrimleşmiş olduğunu anlamamız önünde bir engel değil yani aklımızı ve bilimi kullanarak evrendeki yavaş ve uzun süreçleri anlayabiliriz kozmoloji de jeolojide bunu her zaman yapıyoruz yoloji de niye yapmayalım ve bunu yaptığımızda darvinin de yaptığı gibi küçük basamaklardan geçerek göz gibi karmaşık bir organın nasıl evrimleştiğini kolaylıkla anlayabiliyoruz gözün evrimini anlamak konusundaki ikinci bir zorluk sayarım veya ne bileyim çeyrek işleyen bir gözün nasıl olup da çalışabileceği yani Darwin söz ettiği konu o kadar lensi olmayan bir
göz ne işe yarar Öyle değil mi eğer gözün evrimi gerçekse her basamağın kendisinden öncekilerden birazcık bile olsa avantajlı olduğu bir süreç tespit etmemiz gerekir ve bu süreç gerçekten var bazılarının gözden kaçırdığı nokta şu göz kesintili çalışan bir yapı değil çocuk Işık kesintili olarak gelen bir olgu değil Işık etrafımızda yansıdı cça birçok bilgiyi de beraberinde taşıyor ve bu bilgileri daha çok ve daha net tespit edebilen her basamak bir öncekine göre o kadar avantajlı olacak şimdi gelin gözün Evrim tarihine hep beraber bir bakış atalım Öncelikle gözün evrimindeki ilk basamağı nasıl göz ile hiçbir alakası yok Hatta bir
org bu ihtiyacımız yok Sadece ışığa duyarlı proteinler olsa yeter ki bunlar doğada halihazırda var olan unsurlar mesela bitkilerdeki klorofil pigmenti ışığa duyarlı bir protein yani hayvan harici canlılarda bile bu tür yapıları bulabiliyoruz en basit yapılı mesela Öyküleme gibi protistalarda İsa Tıpkı chlorophyll gibi ışığa duyarlı bir organel yani hücre içi Yapı görüyoruz göz noktası veya stigma Bakın bu canlı bir tek hücreli daha çok sayıda hücreden bile bahsetmiyoruz göz noktası ışığa duyarlı proteinlerden oluşan bir küme ışığın taşıdığı enerjiyle yapısını değiştiren bu proteinler öglenanın kamçısını tetikliyor Bu sayede Işık varken bir şekilde yokken farklı bir şekilde davranması mümkün
oluyor yani eğer bu mesela yüzdebirlik bir göz ise yüzde sıfırdan daha iyi öyle değil mi mi şuna dikkatinizi çekmek istiyorum insan gözüne Giden Yol boyunca göreceğimiz üzere gözün bu evrimsel basamakları işte bizdeki türlerde halen görüyoruz yani burada söylediklerim öyle farazi şeyler değiller bakmasını bilen in kolayca göreceği şeyler Evet şimdi bu Işık hassasiyeti güzel Ama doğrusu yok yani Işık oradan mı geliyor Buradan mı geliyor bilemiyoruz sadece var mı yok mu Onu bile biliyoruz yönü de bilmek istiyorsak yönelimli bir hücre grubuna ihtiyacımız var işte bunu yassı solucanlar olarak bilinen çok basit bir hayvan grubunda buluyoruz yassı solucanlar
Çok hücreli hayvanlar ve bunların gözleri Tekbir proteinler oluşmuyor ışığa duyarlı hücreleri barındıran bir dizi hücre grubundan oluşuyor ama bu hücreler düz bir plaka halinde serilmiş değiller hafif çukur yapmış haldeler bu çukurun düz bir plakadan evrimleşme bileceğini görmek hiç zor değil Çünkü anatomik yapının mesela boy uzunluğu gibi özelliklerin sadece birkaç nesil de bile değişebileceğini kendi insan nesillerimiz den bile biliyoruz Peki bu çukur neden önemli olsun Çünkü Işık yukardan geliyorsa sadece veya daha fazla miktarda aşağıdaki hücreler aktif oluyor çünkü çukurun bu üstten şu Yukarıdaki hücrelerin tetiklenmesi ne engel oluyor ve onlar daha az tetikleniyor lar Bu elbette
kusursuz bir işlem değil ama zaten doğada hiçbir şey kusursuz değil bir organın müthiş başarıyla çalışıyor olması onun aksaklıkları veya eksiklikleri olduğu veya olabileceği gerçeğini değiştirmiyor mesela İnsan gözü ne kadar harika bir orada ama yüzdeyüz bir organ değil Şu anda var olan 78 milyar insanın iki buçuk milyar kadarında Göz kusurları var tane diyeyim İşte bu yüzden gözü olmayan bir hayvanı yüzde sıfır insan gözünü yüzdeyüz olarak görmemek lazım Çünkü insan gözü de daha çok evrimleşen bilir olabilecek en iyi göz bizimkisi değil mesela mantis karideslerin düşünün bu hayvanlar elektromanyetik spektrumun Bizden çok daha geniş bir kısmını görebiliyorlar Arılar
morötesi ışınları da görebiliyorlar Veya bizim ışığa duyarlı hücrelerimizin bağlı olduğu sinirler evrimsel süreçte ters bir şekilde evrimleşmiş yani ışığı çok sinir hücrelerimiz ışığa hassas hücre tabakasının içini delik geçmek zorunda kalıyor Bu da gözümüzde kör nokta dediğimiz görmek için evrimleşmiş bir organda görmeyi engelleyen bir Kusura neden oluyor bu nokta mesela ahtapotların gözünde yok Çünkü onların retina tabakası ters değil düz evrimleşmiş halde Yani insan gözünü Tamamlanmamış veya kusursuz bir yapı olarak düşünmeyin Her neyse artık bu çukur sayesinde yönü de belirledik bu önemli çünkü mesela gölge yerleri arayıp oraları saklanmayı mümkün kılıyor hayvanın hayatta kalma başarısını arttırıyor yani
buna Mesela yüzde onluk bir göz diyebiliriz belki ama yüzde 125 ten kat kat daha başarılı Ayrıca bir düşünün Bu yüzde on olarak kalmak zorunda değil göz çukuru ne kadar yuva şeklinde ise o kadar avantajlı Çünkü yönü o kadar keskin bir şekilde belirlemek Mümkün olacak demek Ama bu açık kupa şeklindeki Gözde görüntü açısından çok ciddi bir sıkıntı var Işık yansıya bilen bir yapıda bu ve çok dar bir huzme olarak gelmek zorunda olmadığı için Cup o şeklindeki bir göz ile cisimlerin sınırlarını ve şekillerini kestirmek çok zor her şey çok bulanık ve birbirine girmiş halde gözüküyor Dolayısıyla bu
göz Kupası derinleştikçe Ne olacak bu uçtaki açıklıkta alacak ve yön hassasiyeti artacak Az önce söyledim yani her nesilde bir kadın daha derin kupaya sahip olanlar avantajlı olacak işte bunun en eksilen versiyonunda iyi İğne deliğine benzer daracık Bir açıklık ve geniş bir yuva oluşacak Böylece etraftan gelen geniş ışık huzmesi nin çok az bir kısmı ışığa duyarlı hücreleri ulaşabilecek Bu da cisimlerin şeklini anlamayı kolaylaştıracak yani çözünürlüğü arttıracak Peki bu anlattığım göztepe'yi farazi yani uydurma ve gösterimi doğada böyle gözü olan bir hayvan bulabiliyor muyuz Nautilus ile tanışın ahtapotların atalarından biri bu hayvanlarda iyi iğne deliği göz dediğimiz bu
göz türünden var ve bu göz ile çevresine ait basit bir görüntü oluşturabiliyor lar Böylece kendi atalarından Yani daha basit gözlere sahip atalarından çok daha etkili bir şekilde avlarını bulup avcılarından kaça biliyorlar güzel bu da cepte şimdi sorunumuz ne nautilusun iğne deliği gözüne su kaçıyor bu suyun kırılma indeksi içinde yüzdüğü Deniz ile aynı Dolayısıyla ışığı yeterince kıramıyor Bu nedenle buna bir çözüm gerekiyor ama bu çözümün İlla gözün kendisinden gelmesi şart değil vücutta bir delik varsa özellikle de bakterilerin içine yayılabileceği kadar ufak bir delik varsa o Yapı enfeksiyona açık olacaktır mesela iltihaplı bir kıl yaşayanlar bunu çok
iyi bilir doğru çıkamayan kıllar iltihaplarına bilirler Çünkü kıl kökleri bakterilerin yıla bildiği ufacık delikler içinde işte bu nedenle iğne deliği göz yuvalarının korunması gerekiyordu Bu da gözün üzerini örten şeffaf hücrelerle yapıldı bugün bu taba bu kornea diyoruz Bu hücrelerin iyi olması göz içi ortam ile göz dışı ortamı birbirinden ayırdı göz içindeki sıvı artık dışarıdan gelmek zorunda değildi göz içindeki siliyer cisim denen özelleşmiş hücrelerle farklı kırılma indisleri ne sahip şekilde salgılanan bilirdi İşte bu sıvıya da bugün göz sıvısı diyoruz işte bu sıvının ön kısımlarının kristalleşmesi kristalleşme dediğimiz şey doğada yaygın olarak gördüğümüz sıradan kimyasal bir süre
çıkışta bu yaşandığında ışığın kırılma miktarını kontrol eden bir yapıya ulaşmış oluyoruz Buna da bugün lens diyoruz Eğer bu lensi Kontrol ederseniz ışığın kırılma miktarını da kontrol edebilirsiniz Böylece yakın ve uzak cisimleri odaklanabilirsiniz işte bitti modern insan gözüyle aynı gözü her seferinde bir öncekinden birazcık daha başarılı olan ve basit basamaklardan geçirerek ufacık değişimlere dayalı bir içimi seçilim ile inşa edebildik Bu bir sonrasında Türe bağlı olarak ek adaptasyonlar yaşandı mesela birçok hayvanda İris dediğimiz renkli bir tabaka var bu İris tabakası kasılıp gevşeyerek çok parlak ve çok sönük ışıkta doğru miktarda ışığın göze girmesini sağlıyor mesela Göz akı
dediğimiz kameramız var bu birçok hayvanda Çok belirgin değil ama biz de çok belirgin Çünkü insanlar sosyal bir yapı içinde evrimleşti ler ve Gözlerimiz duygularımızı etkili bir şekilde aktaran bir araç görevi gördü bu nedenle mesela yüzümüzde kıllar var Ama yüzünüz tamamen kıllarla kaplı değil yüz kızarıklığı utanma ve öfke gibi duyguların iletişimini sağlayan önemli bir araç Bunlar Bizim Türkümüz için önemli seçilim baskıları ydı Ama mesela kedilere baktığımızda reflektif bir retinanın evrimleştiğini görüyoruz Çünkü onlar karanlıkta alınıyorlar bu özel retina üzerine düşen ışığı geri yansıtıyor Bu sayede Işık hem göze ilk defa girdiğinde hem de geri yazdığında işlenebiliyor ve
karanlıktaki görme kabiliyeti artıyor bu kedilerin geceleri ürkütücü bir şekilde gözlerinin parlamasının nedeni de bu çünkü gözlerine düşen Işık dışarı yansıyor benzer şekilde birçok türde gözyaşı bezleri var bu bezler gözün yüzeyinin kurmasını engelleyecek şekilde evrimleşmiş yapılar iki göz kapağımız var Bunlar gözü koruyor ve bu Gözyaşını düzgün bir şekilde dağıtıyor Ayrıca aşırı parlak ışıkta gözümüzü kapatarak kurmanızı sağlıyor Ama mesela su Altına da lan hayvanlarda üçüncü bir şeffaf göz kapağı var bunu kullanarak suyun altında da görmeye devam edebiliyorlar bizim atalarımızdan da bu üçüncü göz kapağı vardı bizde körelmiş bir organ olarak hala var Eğer gözünüzün içine bakarsanız Bu
üçüncü göz kapağının kalıntısını görebilirsiniz son olarak her türün göz yapısı kendi evrimsel geçmişine bağlı olarak farklı şekillerde olabiliyor mesela deniz yüzeyinde avlanan bazı balıkların gözleri ikiye ayrılmış halde alt taraf suyun altını görecek üst tarafta gökyüzünü görecek şekilde özelleşti Böylece bu altındaki avcılarını görüp hem de suyun üstündeki avları olan böcekleri izleyebiliyor lar Elbette bu anlattığım süreci daha alt parçalara bölmek ve daha detaylı işlemek mümkün ama daha Fazla uzatmayayım sanıyorum gözüne birleşmesinin o kadar da zor ve inanılmaz olmadığını doğada bu basamakların her birini gösteren canlıların hala var olduğunu anlamışsınızdır daha fazla bilgi isteyenler için aşağıda ilgili makalemizi
bırakıyorum unu ve oradaki kaynaklarımızı okuyabilirsiniz aslına bakarsanız göz o kadar kolay evrimleşen ve canlılık için o kadar önemli bir organ ki hayvanlar aleminde en az 50 farklı kez birbirinden bağımsız olarak evrimleştiği düşünülüyor İşte bu sürece yakınsak Evrim diyoruz Yani farklı soyadlarında birbirinden bağımsız olarak benzeri ihtiyaçlar altında benzer özelliklere evrimleşiyor bu konuyu merak edenler uçmanın evrimiyle ilgili videomuzu izleyebilirler bu noktada unutmamamız gereken bir detay gözün sadece bir ışık Almacı oldu asıl gör ya yapanın beyin olduğu gerçeği yani göz ve beyin birbirinden bağımsız olarak evrimleşme diler zaten gözün evriminde gördüğümüz basamakların Aynısının sinir sisteminin evriminde de birebir
aynı sırada olması bundan canlılarda farklı yapılar bağımsız olarak evrimleşme yorlar bir türlü olarak evrimleşiyor lar sistemleri de bir arada karşılıklı olarak evrimleşiyor İşte buna da karşılıklı Evren diyoruz ileride bu konuya tekrar döneceğiz Dolayısıyla kaçırmak istemezseniz bildirimleri şimdi açmanızı tavsiye ederim İşte böyle Peki göz evriminde bir sonraki basamak ne bilmiyoruz Eğer vahşi doğada olsaydı hayatta kalma ve üreme şansımıza arttıracak seçilim baskıları her Ne idiyse o yönde evrimleşir dik Ama artık modern bilim ve Tıp sayesinde görmeye temize bağlı olarak hayatta kalıp üretmiyoruz Kim bilir belki de gözün evrimindeki bir sonraki basamak biyolojik değil de biyoteknolojik olacak Belki
de insan mühendisliği doğal evrimi geçmeyi başardı ve biyolojik yollarla edindiğimiz gözleri terk edip teknolojik yollarla geliştirdiğimiz gözleri tercih edeceğiz o zaman evrene dair göremediğimiz Gerçekleri daha iyi görürüz Belki de Kim bilir bir sonraki videoda görüşmek üzere hoşçakalın abone ol abone ol abone ol