Eğer bu video Bir onluk desteğini üretilmiştir Bu benim bilim tarihindeki en sevdiğim hikayelerden biri Dolayısıyla koltuklarınıza yaslanın ve bilimin gücüne kulak verin sahibi bilim bilim diyoruz da hiç düşündünüz mü Bu bilim dediğimiz şey ne yani bilimsel yöntem falan derken neyi kast ediyoruz Burada şimdi oturup da size resmi tanımı üzerinden giderek Efendim işte bir gözlem yaparız oradan yola çıkarak bir hipotez geliştiririz Onu test ederiz yanlışla ya bilirsek hipotezi terk eder veya değiştiririz gibi şeyler anlatmayacağım geçim bunları Bunlar Kağıt üstündeki tanımlar bilimin Kalbinde ne var onu sor bu sorunun cevabı aslında çok basit kandırılmamak öyle eş-dost tarafından
kandırılmamak da değil Doğa tarafından kaldırılmak kendimiz tarafından kaldırılmak Richard Simon zamanında bunu çok güzel bir şekilde ifade etmişti bilim kendi kendini kandırmanın bir yoludur ilk kuralı kendini kandırmaktır çünkü kandırılması en kolay kişi kendini Scene var yani bilimsel metod bilimsel metod diye bahsettiğimiz şey ne yılda biraz taysının ifadesiyle şu ne yaparsan yap ama ne yaparsan yap kendini kandırma bunun için ne gerekiyorsa ya Çünkü bir düşünün istediğimiz kadar önyargıya veya inanca sahip olalım onların doğru mu yoksa yanlış mı olduğuna karar veren nihai mercie Doğa herhangi bir konuda Herhangi bir şeye inanıyor olabilirsiniz ama doğadan deney yoluyla topladığımız
veriler o inancınız da aynı fikirde değilse hatalı sınız bitti nokta istediğiniz kadar kavgaya tutuşun sonuç değişmez Bu nedenle doğaya çok zekice yaklaşmamız gerekiyor aksi taktirde kültürümüzden geçmişimizden kendi zihinsel kurgu larımız dan ötürü evreni olduğu gibi değil de olmasını istediğimiz gibi anlamamız Dolayısıyla kendimizi aldatma mız kaçınılmaz ve İşte bu bir anlatacağım 3 gezegenin hikayesi Bilimsel yöntemin neden bu kadar güçlü bir araç olduğu ve arka bir şekilde gösteriyor size 1781 yılına götürüyorum büyük astronom bir oyun her Show bu tarihte Uranüs isimli 7. gezegeni keşfetti onun zamanında Newton'un Kütle çekimi teorisi artık iyice yerleşmiştir ve işte uyduların gezegenlerin
etrafında gezegenlerin Güneş etrafında vesaire hareketlerini neredeyse kusursuz bir şekilde açıklayabilir Ordu bu zafer fizikçilere haklı olarak büyük bir özgüven kazandırmıştır Hani evreni açıklayabilme konusunda kendilerine güveni Gerçekten artık fizikçilerin bu dönemde o güne kadar hangi gezegene baktı varsa hepsinin yörüngelerini ve hızlarının Newton'un temel formülleriyle açıklamayı başardılar ama gelgelelim Uranüs işleri bozdu dünyadan 4 kat büyük bir Çapa sahip olan ve bizler 2 milyar kilometre uzaklıkta bulunan Uranüs Newton yasalarına bir türlü uymuyordu Yani yörüngesini Newton'un tahmin ettiği yörüngeden farklıydı Çünkü fizikçiler oturdular ve neler olabileceğine dair iyi olmaya başladılar mesela Belki de güneşten yeterince uzağa gittiğimizde Newton yasaları
artık çalışmaya başlıyordu Öyle değil mi Sonuçta hiltonun formüllerini o dönemde kimse güneşten o kadar uzakta test etmemişti Dolayısıyla Belki de bilim insanları teorinin sınırlarına ulaşmışlardır Venüs o kadar uzaktaydı ki artık Newton'un teorisi orada çalışmıyordu Belkide bir asırdır baktığımız her cismin hareketini neredeyse mutfak bir başarıyla açıklayan bu teori yanlış değildi dek gözlemciler olarak biz bir şeyleri gözden kaçırıyor duk Belki de henüz tespit edemediğimiz bir diğer gezegen var mesela ve o Uranüs üzerine öyle büyük bir kütle çekim kuvveti uyguluyor ki yürümesini bizim beklediğimizden birazcık kaydırıyor peki Eğer sorun Bizim gözlemlerimiz de ise tam olarak nerede ve ne
büyüklükte bir gezegen olmalı ki bu uranüs'ün olması gereken yörüngesinden sapmasını açıklayabilirim milyon dolarlık soru bu Haydi astronomlar pa Bu bir masa başına döndüler ve hesaplamalara başladılar şimdi bu birazcık zor bir hesaplama Çünkü bir gezegeni bilip de o gezegenin belli bir mesafede ki Kütle çekimi Hesaplamak çok zor değil Bunu lise derslerinizde siz bile yapmış olabilirsiniz Ama belli bir noktadaki kütle çekim kuvvetinin nasıl bir etkiye sahip olduğunu bilip de ondan yola çıkıp bu etkiye sebep olabilecek gezegen büyüklüğünü ve mesafesini Hesaplamak çok daha zor hele ki ortada bilgisayarlar falan yokken daha da zor ama işte fizikçiler bunu başardılar
hesabı yaptılar ve Erkin ito'nun teorisi doğruysa tam da şu mesafede şu büyüklükte bir gezegen olmalı dediler ve o gezegen varsa uranüs'ün yörüngesi de Newton yasalarına uyuyor demektir Ne oldu dersiniz teleskoplarının bu bilgi ışığında gökyüzüne çeviren örgüleri yer ve John couch Adams Daha nereye bakmaları gerektiği bilgisini Yani az önce söz ettiğim hesaplamaların sonucu bu kendilerine ulaştığı gece teleskopları oyuna çevirdiler ve yeni bir gezegen keşfettiler Neptün Güneş sisteminin 8. ve son gezegeni gibi burada bir anlığına duracağım burada anlattığım şeyin yapılan şeyin önemini görebiliyor musunuz etrafımızda olup Bitene bakarak cisimlerin hareketini açıklama iddiasında bulunan bir teori geliştiriyoruz nilton
teorisi bu teoriyle yeni keşfettiğimiz sayısız cismin hareketini daha onları keşfettiğimiz anda açıklaya biliyoruz bunlardan bir tanesi teori uymuyor gibi gözüktüğünde teori Hemen terk etmek yerine gözlemlerimizi kontrol ediyoruz çünkü teori bir tahminde bulunuyor Eğer ki x varsa senin ye gözlemin açıklanabilir diyor işte O ikisi arıyoruz ve tam da teorinin tahmin ettiği yerde buluyoruz İşte bu bilimin zaferidir bu bilimin gücüdür Eğer böylesine güçlü bir yöntem heyecanla koltuğunuza görünmenize neden olmuyorsa E daha ne sebep olabilir Bilemiyorum ama işte Newton ölümünden asırlar sonra bile Zaferini korumayı başarıyor du ama durun daha hikaye bitmedi Şimdi güneş sisteminin en dışından en
içine dönelim merkür'e 19'uncu yüzyılda Güneş'e en yakın gezegen Merkür üzerinde çalışmalar yapan astronomlar dünyanın yaklaşık üçte biri kadar olan Merkür'ün yörüngesinde de bazı anormallikler tespit ettiler Ama bu defa tahmin edebileceğiniz gibi astronomlar çok daha yüksek bir özgüven sahibiydin Newton'un teorisini sorgulamak akıllarından bile geçmedi Çünkü daha birkaç yıl önce Nasılsa bu yollardan geçmişlerdi ve ne yapmaları gerektiğini biliyorlardı Merkür'ü yörüngesinden saptıran göremedikleri bir gezegen olmalıydı bir yerlerde Mesela bu gezegen Güneş'e çok yakın olduğu için belki de fizikçilerin gözünden kaçmıştı Bakın fizikçiler bu noktada kendilerinden öylesine Eminler de ki bu sıfırıncı gezegene bir isim bile verdiler Walker hemen
kollar sıvandı yine hesaplamalar yapıldı bu anomali açıklayabilecek sıfırıncı gezegenin konumu ve büyüklüğü belirlendi Ama bir sorun var nereye bakarlarsa baksınlar bal kılı keşfe demediler yoktu her şey denediler mesela Tam güneş tutulması sırasında güneşin o parlaklığının azaldığı noktada yıldızımızın etrafında gezegeni görebilecekleri oldular yoktu bu gerçekle yüzleşen sağ yavaş yavaş gerilmeye başladı acaba Newton yanılmış olabilir miydi Ne dersiniz işte Tam da bu sıralarda 1916 yılında Albert Einstein genel Görelilik teorisini ilan etti bu teorisinin keşfinde ve geliştirilmesinde Merkür'ün hiçbir Payı yoktur Merkür'ün yörüngesindeki anomali falan açıklamaya çalışmıyordu Einstein niyet onun dediğinin aksine kütle çekiminin cisimler arasında doğrusal bir
ipin çekilmesi gibi olmadığını ve yine niye sonun dediği gibi uzay ve zamanın birbirinden bağımsız olmadığını ve son olarak 40 SL her cismin birbirine bu bu olan uzay-zaman dokusunu büyüklüğünü dolayısıyla her cismin kendine ait bir kütle çekim kuyusu yarattığını ileri sürdüğü bu Einstein ile ilgili hikaye de çok sık yapılan bir hata Einstein'ın bir sonuç çürüttüğü ve Fizikten unutanı dışladığı yönündeki bir görüş binme alakası bile yok Einstein teorisini ton teorisini dışkılamıyor kapsıyor yani niye son teorisi Bursa Einstein'ın teorisi ile bu Newton'un teorisini Biz dışlama dık Cup Sadık Newton'un açıklaya bildiği herşeyi açıklamakla kalmıyor Newton'un açıklayamadığı Çünkü Ta
o dönemde haberinin bile olmadığı gözlemleri ve gerçekleri açıklamayı başarıyor Yani daha kısıtlı Bir kapsamda hala nilton teorisini kullanmaya devam ediyoruz arabalar bilgisayarlar uçaklar her şeyin sonu teorisi sayesinde inşa ediliyor gezegenler ve uyduları birçoğunun hareketini ton sayesinde Hızlı ve kolay bir şekilde hesaplayabilir uzama yıldızlar ve kara delikler gibi devasa cisimlerin kütle çekiminin bu içerisinde açıklayamıyor Uz işte Einstein görevliliği arabaları bilgisayarları uçakları gezegenleri ve uyduları da Açıklıyor yıldızları ve kara delikleri de işte Merkür ile ilgili elimizde olmayan anahtar da buydu Eğer devasa kütleli bir cisme çok yakınsanız bir ton teorisi bozuluyordu o devasa cisimlerin etrafındaki hareketi yörüngeleri
hızları ve diğer fiziksel büyüklükleri Görelilik teorisi ile açıklamanız gerekiyordu ve Merkür Güneşe çok yakın bir gezegen fizikçiler bu yeni fiziksel anlayışı merkür'e uyguladılar ve Bam Merkür Einstein'ın genişletilmiş kütle çekim teorisi olarak görebileceğiniz genel Görelilik teorisi ne birebir uyuyordu teori Büyük kütleli cisimler etrafındaki hareketi ile ilgili bir öngörüde bulunmuştu ve kusursuz bir tahmin yapmıştı ve böylece Walk ın gezegeni fikri o gün öldü çünkü sonuçta bilim camiasında kimsenin kendini kandırmaya niyet yoktur eldeki O çok açıktı daha başka bir gezegen olduğu açıklamasına artık gerek yoktu hikayede yine bir duralım ve elimizde ne var Bir bakalım teori lerimize uymayan
iki gezegen var ama ikinci örnekte çözüm İlkinde ki gibi yeni bir gezegen bulmakta değildi bu ikinci seferde teorimiz eksikti ve anladığımız daha önemli gerçek şu bir tonun hareket yasaları yasa falan değildi ya o zamanlarda bu kavramlar Peki tanımlanmış kavramlarda değildir yasa İlke teori kanun hipotez gibi şeyler 20 yüzyıl bilimi ile daha net anlamlara kavuştu bir ton gözlemlerinden yani yasalardan yola çıkarak bir teori inşa etmişti ve her teori gibi bu teorinin de bir gücü ve kapsamı vardır ve bizler uyarız Örneğin de o teorinin Muazzam öngörücü sayesinde yepyeni bir gezegen keşfettik Merkür Örneğin de ise teorinin kapsamının
sınırlarını ulaştık ve o dönemde tamamen alakasız nedenlerle geliştirilen daha kapsamlı ve kütle çekim bu ile doğayı açıklamayı başardık Böylece evrene yönelik algılarımız bir anda katlanarak arttı artık sadece Güneş Merkür ikilisini değil uzayda Büyük kütleli cisimler etrafındaki her Gök cismini açıklaya biliyoruz işte bu nedenle bilimsel metod önemli Bu nedenle evreni olmasını istediğimiz gibi değil olduğu gibi görmemiz gerek ve bilim bunu yapmamızı sağlayan en güçlü araç ama durun daha bitmedi Çünkü 3 gezegenden bahsedeceğim söylemiştim şimdi o üçüncü gezegene bir bakalım Neptün Hatırladınız değil mi hikayenin başında yeni keşfedilmiştir vuran üstteki anomaliler sayesinde tüm bunlar olup biterken bazı
astronomlar daha keşfedildiği günden beri Güneş etrafında bir tam tur unu bile tamamlamamış olan bu yeni gezegenin yörüngesinde evlilik araştırmalarına devam ediyorlardı yani tüm yörüngeye henüz bilmiyorlardı sadece ufak parçalarını biliyorlardı ve bu parçalara baktıklarında çok heyecan verici birşey keşfettiler nefsinin yörüngesinde problem vardı ya new ve yine çalışmıyordu Einstein teorisini de buraya uygulamıyoruz Çünkü Neptün güneş sisteminin en dışlarında bulunan bir gezegen ve burada Kütle çekimi Einstein ekstra bir açıklama yapamayacağı kadar zayıf Haydi döndük mi Başak şimdi Demek ki ne dedi fizikçiler dokuzuncu bir gezegen daha olmalı ki bu sayede neptünde ki anormallikleri açıklayabilirim Tıpkı Kur'an üstteki anormallikleri
açıklamak için neptünü keşfetmiş olmamız gibi bu defa ona havalı isimler vermek yerine biraz daha gizemli biraz daha oturaklı bir isim verdiler x gezegeni adını koydular ve arayış başladı astronomi tutkunlarından olan Percy Volvo oldukça zengin bir adamdı ve hiç gezegenin ilk keşfeden kişi olmak istiyordu Bu yüzden zenginliğini kullanarak kendi gözlem evi kurdu Çünkü zenginsiniz yapacağını şey budur değil mi lavabo Gözlemevi adını verdiği bu gözlemevinde kolay tombala isimli bir astronomi işi aldı tonba gerçekten çok dikkatli ve özenli ve bilim insanı ise gezegenin Ne oldu gereken yere teleskobunu çevirip düzenli aralıklarla gökyüzünün fotoğraflarını çekmeye başladı ve sonra bu
farklı zamanlarda çekilmiş fotoğrafları birbiriyle kıyaslayarak aradaki farkları tespit etmeye çalıştık çünkü Eğer ki hareket eden bir cisim varsa iki fotoğraf arasındaki farklar gökyüzünde hareket eden cisimlere karşılık gelecektir Çünkü biliyorsunuz uzak Yıldızlar gökyüzünde pek fazla hareket etmiyorlar daha yakın cisimler s Bu yıldızlı arka plan önünde hızlı bir şekilde yer değiştiriyorlar İşte bu özenli çalışmaları sonucunda Tom bağ 1930 yılında dokuzuncu gezegeni keşfetmeyi başardı Plüto ama yine Ufak bir sorun vardı Öncelikle plüton'un keşfedildiği mesafe neptünü etkileyebilecek kadar neptüne yakın olan bir mesafe değildi ikincisi flüt o'neill keşfedildiğinde henüz boyutu tam olarak ölçülme mişti sadece gözlerimi yapıla bilmişti O
nedenle mesela New York hangi büyük gazeteler keşfi dünya büyüklüğünde yeni bir gezegen bu diyerek verdiler Halbuki Plüton biliyorsunuz bırakın dünyayı aydan bile küçük ama fizikçiler flüt onun dünya büyüklüğünde olması gerektiğinden O kadar emirlerdeki yani çünkü ancak ve ancak dünya büyüklüğünde ise neptün'ün hareketindeki anomalileri izah etmemizi sağlayacaktır Dolayısıyla fizikçiler buna gerçekten inanmak istediler kendilerini kandırdılar aradan yıllar geçti ve Plüton araştırmaları giderek hız kazandı Ve plüton'un dünyadan kat kat küçük olduğu anlaşıldı bakın burada kritik nokta şu plüton'un boyutlu yıllar geçtikçe küçülmedi değil mi boyutu milyonlarca yıldır Neyse şimdi de o bizim gözlemlerimiz yıllar geçtikçe gelişen Bilim ve
Teknoloji sayesinde daha da keskinleştir ve plüton'un gerçek boyutuna yakınlaştı işte zaten Bilim yaptığı şey de bu bizim ölçülerimiz den bağımsız olarak gerçek olan gerçeklere Ula bildiğince yaklaşabilmek her zaman yüzdeyüz yaklaşmaya biliriz ama o yaklaşma miktarının yüzde 99.9 39 yapabilmek bilimin işi bugüne kadar geliştirdiğimiz her türlü bilgiye erişme yönteminden kat kat başarılı bir yöntem bilir kıyas bile edilemez diğer yöntemlerle Herneyse Plüton öylesine küçük ki neptün'ün yörüngesini bozması imkansız Dolayısıyla fizikçiler anladılar ki iç gezegeni keşfetme dik Hatta bu farkındalık popüler kültürde saçma sapan bir Dolma salata konu oldu işte Uzaylılar dır varlıktır bilirsiniz bir dolu masal anlatıldı
ama keşfettiğimiz şey en nihayetinde kuiper kuşağı adı verilen asteroid kuşağı içerisindeki iri cisimlerden bir diğer idi Hatta biliyorsunuz 2006 yılında Plüton gezegen olmaktan çıkarıldı ve bir cüce gezegen olarak isimlendirildi o kadar küçük bir cisim Şimdi geldik 1993 yılına ortadan eksik gezegeni var ne de neptün'ün yörüngesindeki amelleri açıklayabilecek bir açıklama bunun üzerine artık yeterince uzun zaman geçip de birçok farklı şeyden Emin bir türlü sonuç elde edilemeyen ince NASA'nın jetim laboratuvarından mayoz bu neptün'ün yörüngesine dair eldeki verileri sorgulamaya karar verdi nereden biliyoruz neptün'ün yörüngesini bunu şöyle biliyoruz birden fazla Gözleme ve Gök cisimlerini gözlüyorlar ve kayıtlar tutuyorlar
sonrasında bu kayıtları araştırmacılarla paylaşıyorlar o araştırmacılar da bu verilerden yola çıkarak teorilerini testlere tabi tutuyorlar sende şimdi incelediği gözlem evlerinden birisinin derilerinde bazı anormallikler olduğu anlaşıldı artık teleskobun kanalizasyonun da mı sıkıntılar vardı bilinmez verilerde tutarsızlıklar vardır Dolayısıyla Şöyle düşündüm Şimdi elimizde güvenilir olduğunu bildiğimiz tutarlı gibi gözüken verilere sahip gözlemevleri var ve bir tane de diğer hepsinden farklı verilere sahip tutarsız gözüken bir diğer gözlem evi var bu kuşkulu verilere sahip olan gözlem evinden gelen verileri bir olduğuna gözardı etmek ve diğer gözlemevlerinin verilerine dayanarak ya analiz yapsak ne olur acaba dedi Ve bunu yap Ne yapalım neptün'ün
başından beri milton'un teorisine harfiyen uyduğunu buldu yani sorun bu defa veri toplama araçlarımız daydı bizi kandıran bu sefer Doğa falan değildi teleskop larımız the işte size üç gezegen üç hikaye üç vaka analizi birinde teorimiz doğru gözlemlerimiz eksik Diğerini de gözlemlerimiz doğru teorimiz eksik sonuncusunda ise gözlem metodu ve kaydı hatalı Bakın bu hata art niyetli bir hata falan değildi bu işin doğası bu işte kandırılmak aşırı kolay Düşünsenize evreni anlamaya çalışıyorsunuz kandırılmamak mümkün mü Beynimiz önyargılarla ve zaaflarla dolu evrenin bir kullanma klavuzu yok kapkaranlık bir oda içerisindeyiz ve odanın ne olduğunu içinde neler olup bittiğini bu odada
olup biten şeylerin neden ve nasıl o şekillerde olduğunu bilmiyoruz ama bilebiliriz eğer odaya dair aklımıza gelen ilk olasılıklara sığınmak yerine kendimizi bu bu oda hakkında neler bilebiliriz diye sorarsak ve bunu isabetli bir şekilde bulmamızı garanti altına almayı hedefleyen bir metodoloji tutturabilir Seiko odanın sırlarını çözebiliriz bilime işte Tam da bu nedenle ihtiyacımız var bilim kusursuz falan değil bizim hatasız değil bilim mutfak doğruyu söylemiyor ama bilim sistematik bir yaklaşımla kendimizi kandırmayı garanti altına almamızın gerçeği olabilecek en fazla miktarda yaklaşabilme nin bugüne kadar keşfedilmiş en başarılı yolu daha iyisi yapılana kadar En iyisi bu 5'te Tam da bu
yüzden bilimden sonuna kadar faydalanmak zorundayız bir sonraki videoda görüşmek üzere hoşça