Bismillahirrahmanirrahim Allahu Teala insanoğluna hakikati apaçık bildirmiştir kitabı ve peygamberleri vasıtasıyla kullarına Hidayet yolunu göstermiş onların batılın karanlıklarından kurtarmayı Murat etmiştir Lakin bazı Kavimler Allah'ın kitabını ve resulünü tanıyıp bildikleri halde bu nuru arkalarına atmış ve şeytanların vesveselerine kılmışlardır işte kur'an-ı Kerim Bu sapkınlığın bir misalini Süleyman Aleyhisselam zamanında ve Babil'de Harut ile marut'un imtihanından bahsederek bize anlatır Süleyman Aleyhisselam Allah'ın kendisine lütfettiği eşsiz bir nimetle donatılmıştı ona ne başka bir peygambere ne de bir insana verilen bir saltanat bahş edilmişti Cinler Kuşlar hayvanlar ve hatta Rüzgar onun Emrine amade kılınmıştı Biz ona Rüzgarı boyun eğdirdik onun emriyle dilediği yere
yumuşakça Akar giderdi Cinler de ona hizmetkardır onlardan bina yapanlar ve dalgıçlık edenler vardı ve diğerlerini de zincirlerle bağlı olarak yine onun emrine verdik hizmetine verdik buyuruyor Allah Sad suresi 36 ve 38 ayetler bu Allah'ın kudretinin bir tecellisi Süleyman Aleyhisselam bu nimeti sihirle değil Rabbimiz ona bahşettiği ilahi yetkiyle idare ediyordu aslında burada bize ince bir mesaj vardı Siz Eğer kudrete erişmek istiyor iseniz cinlere ihtiyacınız yok Siz Allah'ın ilmi ve hikmetiyle de kudrete ulaşabilirsiniz mıydı Lakin Süleyman aleyhisselamın vefatından sonra yahut bir görüşe göre henüz hayattayken şeytanlar bu mucizevi saltanatı karalamak için bir fitne yaydılar ve dediler ki
Süleyman cinleri ve hayvanları sihirle K büyünün gücüyle kontrol bu apaçık bir yalı Süleyman Peygamberi bu iamd tenzih ederek şöyle buyurdu Süleyman küfre sapmadı fakat şeytanlar küfre saptı Bakara suresi 102 ayette buyurdu şeytanlar insanları aldatmak için sihri Öğrettiler ve böylece hem kendileri kafir oldular hem de bu batıl yolu insanlara bir tuzak olarak sundular Peki bu fitne nasıl bir netice doğurdu peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zamanında bir grup insan kur'an-ı Kerim'i ve onun nurunu reddetti Allah'ın vahyine sırt çevirip Süleyman Aleyhisselam zamanında şeytanların uydurduğu bu asılsız rivayetlerin ve batıl uygulamaların peşine düştüler dahası Babil'de Harut ve Marut
adlı iki meleğe indirilen bilgiyi de saptırarak takip etti burada bir an duralım ve meseleyi ilmi bir zaviyeden tahlil edelim Babil insanlık tarihinin en Kadim medeniyetlerinden biridir Irak topraklarında İbrahim aleyhisselam'dan çok önceki çağlarda yükselmiş bir şehirdir İşte bu şehirde Allahu Teala iki meleği Harut ve marutu bir imtihan vesilesi olarak gönderdi Bu melekler insanlara bir ilim Öğrettiler göre bu Havas ilmiydi Fakat bu ilim ne kara büyüyü ne de şeytani bir sanı Bilakis Allah'ın izniyle onlara vahiy olunmuş bir disiplini bu bilgi hem hayra hem şerre yol açabilecek bir mahiyete sahipti hatırlayın yine Belkıs'ın tahtının getirilmesi meselesinde de şeytanların
ilmi kullanılmadı vezirin ilmi yani hak olan ilim kullanıldı işte Havas ilmi de böyledir ister şerre kullanabilirsin ister hayre kullanabilirsin Sen hangisini kullanacağına kendin karar vermelisin Bu ilim meleklerin öğrettiği bir ilimdir hangisini kullanacağın senin kararına bağlı yani bunu biraz şöyle düşünebiliriz bir bıçak satılıyor oıı diyorlar ki bak kardeşim bu bir bıçak al bu bıçağı ben sana bu bıçağa emanet ediyorum ancak ister gider mutfağında aile efradına erzak doğramak kullanırsın yahut gider cinayet işlersin bu tamamen senin Özgür iradene bağlı nasıl kullanacağına sen karar vereceksin işte Harut ve Marut da aynen böyle söylüyordu melekler bu ili talep edenlere açık
bir uyarıyla geldiler Biz bir imtihan sakın küfre sapma dediler Bakara 102e göre yani Bu ilim doğru kullanılırsa bir hikmet yanlış kullanılırsa bir felaket olacaktı ancak insanlar bu ilahi ikazı kulak ardı ettiler meleklerden öğrendiklerini şeytanların öğretileriyle birleştirip karı koca Aras insanların arasın ayıracak fitne ve fesat çıkaracak bir sihre çevirdiler Lakin şunu unutmayalım ne meleklerin ilmi ne de şeytanların vesvesesi Allah'ın izni olmadan kimseye zarar veremez onlar Allah'ın izni olmadan hiçbir kimseye zarar veremezler buyurur Rabbimiz Bakara suresinde Bu bize Allah'ın mutlak kudretini ve her şeyin onun iradesinde olduğunu gösterir şimdi bu kıssadan ilmi ve ahlaki bir hakikat çıkaralım
büyü Allah'a karşı bir isyandır onu öğrenmek uygulamak ve ona inanmak küfre kapı aralar Zira büyü Allah'ın yarattığı nizamı bozmayı ve onun kudretine ortaklık iddiasında bulunmayı amaçlar Süleyman Aleyhisselam'ın cinleri ve Rüzgarı kontrolü sihirle değil Allah'ın ona lütfettiği bir mucizeyle gerçekleşmişti şeytanlara bu hakikati çarpıtarak insanları Allah yolundan saptırmak için sihri bir araç kıldılar alimlerimiz Buradan hareketle hükm etmişlerdir ki sihirbazlık ve büyüye inanmak kişiyi iman dairesinden çıkarır Çünkü bu Allah'ın kudretini inkar ve şeytanlara teslimiyet demek İnsu ilim is bir imhı Tıp'ın İsrail'i cumartesi yasağıyla sınaması gibi onlara Denizi bir imtihan kıldık balıklar cumartesi günü Sürüler halinde gelir diğer
günlerde ise gelmezler Buyur Araf suresinde bu imtihanda i aynı şekilde Harut ve marut'un ilmi de bir sınavdı insanlar bu bilgiyi hayra mı yoksa şerre mi yöneltecek Ne yazık ki çoğu şeytanların yoluna uyarak Bu imtihanı kaybetti netice olarak değerli dostlar bu dünya bir imtihan Yurdu günahlar bize yakın Cazibe her Yakala Şüphesiz olarak yarattık buyurur Kehf suresi 7 ayette büyüye kapılmak şeytanların yalanlarına Kanmak Allah'ın rahmetinden uzaklaşmaktır Süleyman aleyhisselamın yolundan gitmek ise Allah'a Teslimiyet ve onun kudretine imandır ve Bu ilim yani Harut ve marut'un öğrettiği ilim Havas ilmidir Siz bu ilimle Kudret sahibi olabilir ve rabbinizi rı olacağı
kul haline gelebilirsiniz ya da şeytana uyarsın seçim sizin Öyleyse Süleyman aleyhisselamın yolundan gidelim Allah'a teslimiyet ile onun kudretine iman edelim öyleyse Kur'an'a sarılalım Zira o bize hem geçmişi öğretir hem de geleceğimizi aydınlatır Allah bizi hidayetten ayırmasın öğrendiğimiz ilimle amel etmeyi nasip etsin ve şeytanların vesveselerinden muhafaza eylesin