Bundan 20 yıl kadar önce 2004'te bir çarşamba akşamı Televizyonun karşısında oturduğumda sadece yeni bir dizi izleyeceğimi sanıyordum sonra ekranda bir göz açıldı Yakın çekim bambuların arasından sızan ışık ve sonra kaos o akşam milyonlarca insanla birlikte televizyon tarihinin en iddialı mitolojik anlatısı ilk dakikalarına tanıklık ediyorduk ama henüz bunu bilmiyorduk lostu bugün yeniden izlediğimde beni hala en çok etkileyen şey dizinin modern televizyonun en büyük çelişkisini nasıl da kusursuzca somutlaştıran haftalık yayın formatının ticari gerçekliğine uyum sağlarken Diğer yandan antik destanların büyüklüğünü yakalamanın peşinde koşması Bakın bu basit bir iyi miydi kötü müydü tartışması değil lostu anlamak için onun
televizyon tarihindeki benzersiz konumunu da kavramamız gerekiyor sadece pilot bölümün yapımı için 14 milyon dolarlık bir Prodüksiyon yap yapmışlardı ve gerçek bir uçak enkazını kaliforniya'daki yani dizideki oian x 815 sayılı o uçuş sadece bir dizi başlangıcı değil televizyon tarihinin o zamana kadarki en pahalı ve dolayısıyla en cesur pilot bölümlerinden biriydi bu durumu şöyle de okuyabiliriz dizi İki Dünya Arasında sıkışmıştı biri reyting baskısı ve sezon yenileme endişeleri ile dolu Network televiz yonu Dünyası Diğeri ise binlerce yıllık mitolojik anlatı geleneği Tıpkı karakterlerinin adayla Dış Dünya Arasında sıkışması gibi bugün streaming çağında herhalde böyle bir dizi yapmak imkansız olurdu
çünkü Lost sadece bir dizi değil bir dönemin o dönemlere ait bir anın adeta kristalleşmiş haliydi o dönem benim hiç unutmadığım şeylerden biri çalıştığım şirketin koridorlarındaki Su soğutucusunun Başında iş arkadaşlarımla yaptığım ayak üst sohbetler bir zamanlar köylerdeki çeşmelerin başında yapılan sohbetlerin modern versiyonu işte Lost Kaybolan bu değerleri geri getirmişti daha sonra fiziksel dünyadan dijitale de sıçradı bu Forum teorilerinin haftalık bekleyişlerin şekillendirdiği kolektif bir deneyime dönüştü şimdi düşününce Belki de bu televizyonun hala ortak bir mitoloji yaratabilen tüm sezonlarında bazı detayları da görebileceğiniz bu videoda lost'un sadece bir televiz ion dizisi değil modern dünyanın MİT yaratma çabasının en
son büyük örneği olup olmadığını tartışacağız [Müzik] dakika ve İşin komik yanı Bu rakamlar bile lostu tam olarak anlatabilmeyi yetmiyor bu videoyu hazırlarken fark ettim ki dizinin yarattığı evren o kadar geniş ki her izleyici bambaşka bir Lost deneyimi yaşamış Belki sizin için Lost Luck ve Jack'in inanç bilim [Müzik] çatışmasıyla inisiyatifin gizemli deneyleriyle sizi ekranlara kitleyen O yüzden yorumlarda da paylaşmanızı istiyorum sizin için lost'un öz neydi Hangi bölüm sizi derinden etkiledi hangi karakter arını tekrar tekrar izlemek istediniz Bunu soruyorum Çünkü lost'un asıl büyüsü Belki de burada yatıyor hepimiz aynı adaya baktık ama her birimiz farklı bir hikaye
[Müzik] gördük gerçek şu ki hepimiz kaybolmuşuz diyordu Charlie dizinin ilk sezonunda bu Basit cümle lost'un karakterleriyle kurduğu ilişkinin bir özeti gibi dizi alegorik düzlemde ilerlerken bile karakterlerini stereotipler indirgemek kaçınıyor Bunun yerine antik mitlerdeki arketipleri modern dünyaya tercüme ediyor Jack shepard ele alalım ismindeki o Çoban rehber göndermesi bir yana o klasik bir kahraman Değil mi ama aynı zamanda modern dünyada olabilecek türden biri omuzlarında adeta bütün dünyayı taşımaya çalışan bir cerrah babasının gölgesinde yaşayan bir oğul kontrol takıntısı olan bir lider antik mitlerde Tanrılar tarafından seçilmiş kahramanların yerini artık kendi seçimlerinin ağırlığı altında ezilen İşte bu tür insanlar
aldı benzer şekilde joh Luck inanç arketip dinin modern bir yorumu Ama onun inancı kurumsal dine değil adanın kendisine yönelik tekerlekli sandalyesinden kalkıp da yürümeye başladığı an sadece bir mucize değil modern insanın anlam arayışının da bir metaforu Luck için Ada modern dünyanın rasyonelliği karşı gizemli olanın son sığınağı Üstelik ismi de öyle rastgele seçilmemiş 17 yüzyıl Filozofu joh Luck gibi bu karakterimiz de deneyimin bilginin tek kaynağı olduğuna inanıyor filozof lakın tabula rasa Yani boş levha teorisi gibi ki dizideki bölümlerden birine de adını vermiştir bu teori bu karakterde adada adeta Yeniden doğuyor geçmişini silip yeni deneyimlerle Kendini yeniden
yazıyor dahası filozofun doğal haklar teorisindeki özgürlük vurgusu karakterin kaderini kendi ellerine alma çabasında yankılanıyor Ada Onun için sadece bir mekan bir yer değil empirik bir kanıt inancının Somut dokunulabilir bir tezahürü dizideki her isim bir düşünce tarihinin yansımasıydı Luck Hum Russo Hatta S'in gerçek adı James Ford bile Amerika'nın Vahşi Batı döneminin ünlü bir dolandırıcısına referanstır lost'un başarısı bu karakterleri mitolojik bir çerçeveye yerleştirirken bir yandan kabilesinde yıyor flashback yapısı bu dengeyi kurmada kritik bir rol üstleniyor her karakter geçmişinde bir travma bir pişmanlık bir kayıp taşıyor adsa bu yaraları hem deşiyor hem de bir iyileştirme potansiyeli [Müzik] getiriyor
hayatınla birun arayışı sarın Öfkesi ve bu nedenle herkese lakaplar takması Said'in savaş suçları işkenceci geçmişi San ve cinin evliliklerindeki çatlaklar Bunlar sadece karakter özellikleri değil modern dünyanın yarattığı Kolektif travmaların da yansımaları ada bu karakterleri arındıran adeta bir Araf görevi görüyor Tıpkı Dante'nin ilahi komedyası gibi başka yan karakterler de dikkat çekici Elbette mesela Rose ve Bernard Aşk hikayesi adanın kaosuna bir huzur vahası gibiydi MR echo'nun kilise inşa etme çabası ve trajik sonu inancın karanlık olabilecek bazı yönlerini de bize gösteriyordu russo'nun 16 yıllık yalnızlığı adanın nasıl bir insanı değiştirebileceğin kanıtıydı ama lostu benzersiz kılan şey bu arketipik
yapıyı sürekli tersyüz etmesi Kahramanlar anti kahramana kötüler iyiye dönüşebiliyor Örneğin ben linus gibi bir karakter klasik mitolojide tek boyutlu bir kötü olarak kalabilirdi Oysa dizi onu kızı Alex'i kaybettiğinde belki de en trajik figürlerinden birine dönüştürüyor bu karakter derinliği lostu basit bir mitolojik anlatıdır modern dünyada MİT yaratmak sadece eski hikayeleri tekrar tekrar anlatmak değil onları insani karmaşıklığın tüm boyutlarıyla yeniden yorumlamak anlamına geliyor Ve tabii ki [Müzik] en zeki yazılmış karakteri ilk bakışta Böyle basit bir insanları rahatlatan komik şişko bir karakter gibi görünebilir vücut bulmuş hali h'nin bu tarz özetleri öyle sadece yeni izleyicilere açıklama yapmak için
hani previously on Lost kısmı değil o aslında bizim ekrandaki temsilcimiz hani şu teoriler üreten reddit'te saatlerce tartışan her detayı analiz eden sonra bir noktada Ya aslında hepimiz bu işi fazla mı ciddiye alıyoruz diyen izleyicinin ta kendisi o dizi ne zaman kendisini böyle ciddiye almaya başlarsa Hurley hemen orada beliriyor ve bir espriyle bizi tekrar ayaklarımızı yere bastırıyor gerçekliğe döndürüyor ya Bütün bunlar benim Hayal gücüm diye sorduğunda Aslında fantom'un en büyük teorilerinden birini dile getiriyor ya Ada cehennemse derken internet forumlari en popüler teoriyi Bir de dizini içerisinde seslendirmiş oluyor ama bence hurley'in asıl farklılığı şurada O sadece
bizim sözcümüz olmakla kalmıyor aynı zamanda yazarların da kendilerine yönelttikleri bir ayna gibi davranıyor yazarlardan lindel ve CS Hurley aracılığıyla hem kendileriyle hem de dizinin o gittikçe karmaşıklaşan mitolojisiyle dalga geçebilme olgunluğunu gösteriyor ve belki de dizinin bu kadar sevilmesinin Sırrı da biraz Giz Çünkü bazen en karmaşık hikayelerde bile Bize lazım olan şey böyle bir anda araya girip Ne oluyor ya diye sorabilecek bir ses garcia'nın 20 yıl sonra izlediği bu sahne lost'un en özel anlarından biri bir minibüsünü [Müzik] olabilmemiz sağlıyor garın da belirttiği gibi HY bu sahnede alışılmadık derecede kendinden emin her zaman şanssızlığın yakınan bu karakter
ilk kez kendi kaderini kontrol etmeye karar veriyor şansı temsil eden o tavşan kuyruğu ya da bacağı mıydı [Müzik] varoluşsal bir dönüştürüyor garın tüm dizideki favori müzik anım dediği sahne hem gerilimi hem de sevinci mükemmel bir şekilde aktarıyor en karanlık anlarda bile umut var bozuk bir minibüs Lanetli olduğuna inanan bir adam ve imkansız [Müzik] gi sahneyi hem de tüm diziyi yükselten unsurlardan her hafta aynı metalik ses Lost yazısı ekrana yaklaşırken duyduğumuz o hayaletimsi 16 saniyelik müzik Gerçi bu introyu JJ abrams yapmış ama dizinin ruhunu asıl Michael cino'nun müzikleri oluşturdu şu bilgiyi öğrendiğimde Ben acayip şaşırmıştım kendisi
her hafta Evet her hafta Tamamen orijinal müzikler yazıyordu bu dizi için bugün çoğu televizyon dizisi böyle Sadece sin larla ambi sesler filan kullanırken daha hızlı ve daha Uz olduğu için Lost gerçek bir orkestrayla çalışan son dizilerden biriydi Düşünsenize her hafta notaları yazacaksınız orkestra bunları öğrenecek pratik paralarını yapacak senkronize olacaklar o sahnelere uyum sağlayacaklar ve bütün bunları bir Deadline yetiştireceksiniz bütün bunları yapmak yetmiyormuş gibi Kalkıp bu müzisyen Bir de ne yaptı biliyor musunuz yapımcı JJ abrahams gidip o uçağın parçalarını saklayabilir misin acaba Bana lazım olacak da filan gibi şeyler söyledi Evet düşen uçağın gerçek parçalarıyla müzik
yaptılar içinden telleri sökülmüş piyanolar metal çubuklar filan kullandılar İşte bu tuhaf Orkestral mutfakta Hazırlandı Tüm bu işitsel lezzetler Ocean xx temasındaki Umut life and Death melodisinde hüznü aldı dengelediği [Müzik] mitolojinin benzersiz bir karışımı gibiydi zaman yolculuğu sırasında duyduğumuz Kulak çınlaması efekti adanın gizemli Fısıltıları ormanın derinliklerinden gelen O tekinsiz sesler Bunların hepsi lost'un ses tasarımının Özgün örnekleri peki Sonuç Lost sadece bir diziydi belki ama kendine has bir sesi kendine has bir soundu vardı Tıpkı Ada gibi Hem tanıdık hem de tekinsiz bir his zaten herhangi bir görsel yapımın gücünün yarısı Eğer görüntüden geliyorsa belki Bizler farkında bile
değiliz ama diğer yarısı da işte bu tür seslerden müziklerden Bütün bunların tasarımından geliyor ileri git geri git her yol aynı yere çıkıyor desmond desmond Hum bu sözleri lost'un sadece karakterlerle değil zamanın kendisiyle de nasıl cesurca oynamak istediği bize gösteriyor onun ismi 18 yüzyılın önemli filozoflarından David huma bir gönderme ve bu seçimde tesadüf değil David hume'un Nedensellik ve determinizm üzerine fikirleri desmın zaman ve kaderle olan mücadelesiyle paralel ilerliyor hume'un alışkanlık ve ilişkilendirme teorileri desmın yaşadığı flashlar ve Dejavu deneyimlerinin Felsefi bir yansıması gibi Nasıl ki filozof Hum nedenselliği sorguluyorsa onun soy adaşı karakterimiz desmond hum da kader
ve özgür irade arasındaki ilişkiyi sorguluyor Özellikle de Charlie'nin kaçınılmaz görünen o ölümünü engellemeye çalışırken 2004'te televizyonda bir zaman yolculuğu dizisi yapmak Özellikle de bir Network televizyonunda çok çılgınca bir fikirdi ama Lost bunu yaparken bilim kurgunun klişelerinde çok horge Luis borges'in labirentler daha yakın bir yerde durdu dizinin zamanla kurduğu ilişki bize ü katmanlı bir yapı sunuyor flashbackler Flash Forward ve en sonunda Flash Side wsler bunların her biri farklı bir anlatı katmanı oluşturuyor flashbackler adı üstünde karakterlerin geçmişlerini gösteriyor Flash forwardler Kaderlerini Flash sideways L ise ya olsaydı olasılıklarını araştırıyor bu Yapı o yıllarda Alışık olduğumuz o lineer
televizyon anlatısı sınırlarını zorlayan bir şeydi Üstelik Bunları sadece iş olsun diye yapmadı Lost aynı zamanda derin felsefi sorular da sordu kaderimiz önceden yazılı mı seçimlerimiz bizi kim haline getiriyor zaman gerçek düz bir çizgi mi desmın bilinci zamanlar arasında gidip gelirken biz de onunla birlikte varoluşsal bir yolculuğa çıkıyoruz penye olan aşkı zamana ve kadere meydan okuyor the constant bölümü ki bana göre televizyon tarihinin en iyi bölümlerinden biri romantik bir aşk hikayesini kuantum fiziği ile harmanlıyor şimdi yeri gelmişken en beğendiğim bölümlerden de böyle Spoiler vermemeye çalışarak kısaca bir bahsedeyim mesela True the Looking Glass dizi tarihinin en
cesur sezon finallerinden ya bir bölüm nasıl Hem bu kadar karanlık hem de bu kadar umut dolu olabilir lost'un adeta dna'sını değiştiren iki parçalı 4 ikişer dakika her tekrar izleyişim de yeni bir katman keşfediyorum walkabout bölümünde Terry o Queen'in performansı öylesine etkileyici ki karakterin yolculuğu sizi öyle bir noktaya getiriyor ki kendi hayatınızdaki engelleri sorgulamaya başlıyorsunuz the man behind the curtain bir kötü karakterin Origin story'si çıkış hikayesi nasıl yazılır dersi bu bölümde işleniyor Person of terte de çok sevdiğimiz Michael emerson bu performansı Ben linus karakterini sadece bir antagonist olmaktan çıkarıp modern televizyonun en karmaşık karakterlerinden birine dönüştürüyor
ah bu bölüm solar'ın şey daranın yani aman bu bölümü anlatmak imkansız çünkü ne desem Spoiler ama şöyle diyeyim lost'un en sofistike bölümlerinden sarın karakterinin beklenmedik yönlerini keşfettiğimiz dizinin kendine olan güveninin zirvede olduğu bir bölüm dharma döneminin en cool hikayesi zaman yolculuğu genellikle bilimkurgu yapımlarında ya bir macera unsuru ya da bilimsel bir bulmaca olarak kullanılır losta bunu varoluşsal bir metafora dönüştürüyor Daniel faraday'ın teorileri nasıldı ne diyordu zaman bir sokak gibidir Tamam mı o sokakta ileri gidebiliriz geri gidebiliriz ama asla yeni bir sokak yaratamayan her seferinde başarısız oluruz bakın Bunlar sadece bilimsel açıklamalar değil İnsan varoluşunun temel
sorularına bir yanıt arama çabası Whatever happen happen ne olduysa oldu sözü Hem kaderci bir teslimiyet hem de geçmişle Yüzleşme gerekliliğini ifade ediyor yazarlardan biri Damon lindel benim gibi bir sten King hayrı King'in the stand Mahşer romanındaki pek çok izi yakalayabilirsiniz Çünkü burada da iyilik ve kötülük arasındaki savaş insan doğasının karmaşıklığa vücut buluyor adanın kendisi zamanın dışında bir yer gibi mod dönemlerden kalma kalıntılarla dolu antik heykel dharma inisiyatifin 70'lerden kalma istasyonları köle gemisi sanki tüm insanlık tarihinin katmanları böyle üst üste yığılmış birikmiş Yani bu açıdan baktığımızda Ada Kolektif benliğimizin fiziksel bir manifestasyon gibi dizinin finaline yaklaşırken
zaman kavramı daha da bir karmaşıklaşan yanı sıra metafizik bir anlatı sınıfına koymaya başlıyor zaman artık sadece ileri veya geri gitmiyor paralel gerçekliklere de açılıyor artık o bilimsel bir olgudan çok insan deneyiminin çok katmanlı doğasını anlatmak için bir araç lost'un belki de en önemli mirası televizyon izleme deneyimimizi kökten değiştirmesi oldu bugün bu teori kültürünün Bu kadar yaygın olmasının reddit'te her bölümün defalarca analiz edilmesinin hayran forumlarında Arın kökeninde Lost Var dizi pasif izleyiciyi aktif katılımcıya dönüştürdü bir düşünün 2004'te bu Dizi yeni başladığında sosyal medya Henüz emekleme aşamasındayız Facebook daha yeni kurulmuştu Twitter ortalıkta yoktu Reddit daha doğmamıştı
ama Lost hayranları internetin çeşitli yerlerinde köşelerinde teoriler üretmeye başladılar oturup dharma insiyatifi logolarını analiz ediyorduk ekran görüntülerini alıp Arka plandaki detayları yakalamaya çalışıyorduk her sahneyi ile frame frame inceliyordu yani Bizler bir izleyici bir tüketici olmaktan çıkmıştık kolektif bir dedektiflik oyununun parçası haline gelmiştik Bu açıdan Lost bir transmedya anlatının öncüsü ana hikaye televizyonda anlatılıyor ama bir yandan da The Lost Experience gibi alternatif gerçeklik oyunları İnternette o konuları alıp devam ettiriyor derinleştiriyor dharma eğitim videoları böyle dvd'ler filan ortaya çıkıyor karakterlerin tuttuğu bloklar var o zamanlar ve Bunlar gerçek zamanlı olarak güncelleniyorda devam ettikçe Daha sonra da Romanlar
filan yazılıyordu bu dizi medya platformları arasındaki sınırları alıp ortadan kaldırıyordu hayali oceanic airlines'ın sahte reklamları gerçek televizyonlarda görünmeye başladığında artık gerçeklikle kurgu arasındaki çizgi iyice bulanıklaşması oldu bu spekülasyon deneyimi dizinin kendisi kadar önemliydi o kutup ayısı neden adada sayıların anlamı ne Duman canavarını anlayan var mı arkadaş İşte bu sorular ortak bir merak ve keşif duygusunu da besliyordu internette yayılan fen teorileri bazen dizinin kendisinden bile Daha yaratıcı olabiliyordu mesela adanın Aslında uzaylıların Deneysel bir üssü olduğu ya da tüm karakterlerin farklı zaman dilimlerinden gelmiş aynı kişinin varyasyonları olduğu gibi şeyler ve şimdi size bir itiraf da bulunayım
2007'den kalma Lost teori defterim Evet ben de o teorisyenler biriydim Duman canavarının ne olduğu ile ilgili 14 sayfa yazmışım ve hepsi de tamamen komple yanlış streaming çağında bu tür bir deneyimi yakalamak neredeyse imkansız şimdi dizileri kendi hızımız da çoğunlukla yapayalnız izliyoruz Bing Watching kültürü teorilerin olgunlaşması için gereken zamanı ortadan kaldırıyor her şey çok hız tüketiliyor işte Game of Thrones belki son kez böyle bir Kolektif deneyimi yaratmaya çalıştı ama o bile Lost tunki gibi yıllarca süren böyle bir Gizem atmosferini oluşturamadı Elbette lost'un başarısı sadece gizemleri değil bu gizemleri çözme sürecini de pazarlayabilirim [Müzik] yani Kafa karışıklığını
bile bir sanata dönüştürmüştür izleyiciler cevapları Beklerken Aslında birbirleriyle bağ kuruyorlardı ve bu Belki de televizyonun son büyük topluluk [Alkış] deneyimi ya cevaplar O kadar da önemli değil demek kolay ama lost'un finali hakkındaki tartışmalar hala devam ediyor ve belki de dizinin en büyük ironisi modern bir MİT atmaya çalışırken modern izleyicinin MİT kavramıyla olan çelişkili ilişkisini ortaya çıkarması antik mitlerde mantık hataları aramayız kimse odysseus'un yolculuğundaki tutarsızlıkları sorgulamaz ama losan her şeyi açıklamasını bekledik Kutup ayısının Duman canavarının adanın yer değiştirmesinin mantıklı açıklamaları olmalıydı İşte bu beklenti modern aklın mitolojiyle olan temel çatışmasını da yansıtıyor her şeyin rasyonel bir
açıklaması olmalı 4 8 15 16 23 42 bu sayılar sadece bir piyango bileti değil adanın dna'sıyla deneylerinin protokol numaralarına kadar her yerde karşımıza çıktılar Bunlar Lost evreninin matematiksel şifresi gibiydi İyi de tam olarak ne olduklarını anlayabildim mi Sadece en sondaki o 42y anlayabilen varsa beri gelsin ama yine de finaller önemli ve bu dizinin finalin Yar attığı hayal kırıklığı Aslında daha derin bir kültürel gerilimi de işaret ediyor Bir yandan mistik ve mitolojik hikayeler anlatmak istiyoruz ama öte yandan bilimsel Çağın çocukları olarak her şeyin mantıklı bir açıklamasını da bekliyoruz işte Lost Tam da bu gerilimin ortasında duruyordu
ama belki de asıl soru şu bir mitin tatmin edici bir sonu olabilir mi Joseph cle kahramanın yolculuğu bile döngüsel bir yapıya sahip lost'un finali karakterlerin duygusal yolculuklarını tamamlarken mitolojik sorularımızın çoğunu yanıtsız bıraktı Bu tercih bazılarımız için bir hayal kırıklığı oldu ama belki de kaçınılmazdı Çünkü Lost bize şunu gösterdi modern dünyada MİT yaratmak isteğinin bir bedeli var ya rasyonel açıklamalar peşinde koşup mistik olanı feda edeceksiniz ya da Gizemi koruyup mantık arayanları hayal kırıklığına uğratacak Lost ik yolu Seçti final karakterlerin duygusal yolculuklarını öne çıkardı mitolojik soruların çoğunu belki bilinçli olarak ya da belki de artık İmkansız olduğu
için yanıtsız bıraktı bugün lost'un açtığı yoldan ilerlemeye çalışan birçok dizi var mesela Dark gibi dizilerde zamanın katmanlı kullanımı westworld deki felsefi sorular veya Stranger things'in toplulukla izleme deneyimini yeniden canlandırma çabaları bunların hepsinde bir parça Lost bulabilirsiniz Ama hiçbiri onun cesaretine sahip değil Çünkü Lost televizyonun yapabileceği en riskli şeyi yaptı izleyicisinden inanmasını istedi bizlerden sadece gizemlere değil hikayelerin bizleri hala bir araya getirebileceğini de inanmamızı istedi losan geriye kalan en önemli şey de bu galiba modern dünyanın sınırları içinde bile kolektif bir hikaye anlatma ve dinleme deneyiminin mümkün olabileceğini bize göstermesi Evet artık o döneme geri dönemeyiz streaming
platformları sosyal medya değişen izleme alışkanlıkları televizyonun doğasını sonsuza dek değiştirdi Ama yine de bu Lost fenomeni bize bir şeyi hatırlatmalı insan ruhu hala mitolojik olana gizemli olana bizi Aşan hikayelere aç ve belki de her şeyin açıklanabilir olduğu bir dünyada bazı soruların cevapsız kalması daha iyi [Müzik]