Bugün sizlerle birlikte sözcükte anlamda çok lezzetli, çok keyifli, çok kolay bir konuyu öğreneceğiz. Nedir sözcükte anlam? Hepimiz zaten biliyoruz.
İşte gerçek anlam, mecaz anlam, anlamlarına göre sözcükler, sesteş, eş anlamlı sözcükler veyahut da zıt anlamlı yani karşı anlamlı sözcükler. Bunların hepsini harika bir şekilde öğreneceğiz. Mesela burada çok güzel bir şey göstermek istiyorum sizlere.
Demiş ki abi bu işe burnunu sokma sen. Diyor. Şimdi fil de ona cevap veriyor.
Kardeşim mecazi anlamda mı söyledin? Yani burnumu gerçekten bir sokmayayım. Çünkü benim burnum çok hızlı değil mi?
Hortum gibi yani. Maşallah burnu. Yoksa hani bu işe karışma mı demek istiyorsun?
İşte buradaki burnunu sokma derken arkadaşlar bir mecazi anlam varsa adam işe karışmayacak. Ya da burnunu sokma diyorsa bu sefer burnunu, hortumunu sokmayacak. Dolayısıyla biz cümlenin içerisinde kelimelerin gerçek ya da mecez anlamlı olu olmadığını beraber anlayacağız.
Hemen dersimize başlayalım. Şimdi çok anlamlılık çok önemli arkadaşlar. Sözcüklerin anlam genişlemesi, değişmesi ya da mecazlaşma yoluyla kazandıkları farklı anlamlara biz tabii ki de çok anlamlık diyoruz arkadaşlar.
Çok anlamlılık. Şimdi nedir bu? Mesela burada bir atopotumuzun kolları var ya.
Aynı şekilde bazen bazı kelimelerinde birden fazla anlam olabiliyor. Mesela bakın saymak kelimesi. Bakın burada bir saydım var.
Burada da bir saymak var. Burada da saymak var. Burada da saymak var.
Burada da saymak var. Fakat bu saymakların her biri farklı anlamda kullanılmış. Mesela bu ahtapotta 5 gold saydım.
Yani bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak. Ahtapotun 5 konu sayıyor. 1 2 3 4 5.
Bu saymak. Ona yardım bir borç sayarım. Gerekli görmek.
Şimdi buradaki sayarımın anlamı gerekli görmek. Buradaki sayarımın anlamı saydığımın anlamı gerekli görmek değil. Çünkü neden?
Bizim bir yöntemimiz vardı. YK yk yk. Nedir?
Yani yerine koyma yöntemi YKY diye eskiden çok eskiden bir şarkı vardı. O şarkıyı hatırlayın. YKY.
Yerine koyma yöntemi nedir hocam? Hemen söylüyorum. Bakın yerine koyma yöntemi şudur arkadaşlar.
Buraya yazıyorum. Yerine koyma yöntemi diye. Siz altı çizili kelimenin ya da sınavda testte sorulan kelimenin yerine seçeneklerdeki ifadeyi koymaya çalışacaksınız.
Diyecek ki sana saydım kelimesi bu anlamda mı? Bu anlamda mı? Bu anlamda mı?
Bu anlamda mı? Bu anlamda mı? Bakalım.
Bu atapotta 5 kol gerekli gördüm. Olmuyor. Bu hata 5 kol değer verdim.
Olmuyor bu hatabotta 5 kol ödedim. Olmuyor bu hata 5 kol arka arkaya söyleim. Olmuyor.
Bu hatta 5 gol olduğunu anladım demek istiyor. Dolayısıyla burada saymak kelimesi bu anlamda veyahut da ona yardımı bir borç olduğunu anlamak, ona yardımı bir borç ödemek, ona yardımı bir borç değer vermek, ona yardım bir borç arka arkaya söylemek olmuyor. Ona yardım bir borç gerekli görürüm.
Yani ona yardım etmek gerekir demek istiyor. Yaptığı iyilikleri saymakla bitiremem. Söyleye söyleye bitiremem.
veyahut da onu sayar ve severiz. Ona değer verir ve onu önemseriz demek istiyor. Buradaki saymak ödemek olamaz.
Veyahut da ki buradaki bu arabaya çok para değer verdim. Bu arabaya çok para ödedim demek istiyor. Buraya ödedim kelimesini koyabiliyoruz.
Buraya değer vermek kelimesini koyuyoruz. Buraya arka arkaya söylemek kelimesini. Buraya bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak kelimesini.
Buraya da gerekli görmek kelimesini koyuyoruz. Yani yerine koyma yöntemiyle biz sözcüklerin anlamlarını çok rahat yakalayabiliriz. Bununla alakalı çok fazla soru geliyor arkadaşlar.
Kitaplarımızda da var. Eee, normal gireceğiniz yazılarda da gelecek. Bursluluk sınavlarında da gelecek.
Hatta ben normalde ödevi biraz ileriye koymuştum ama bu sefer hemen burada ödevleri vermek istiyorum. Arkadaşlar bizler sözcükte anlam konusu çok önemli. Çünkü Türkçede sözcükler cümleleri cümleler paragrafları oluşturuyor.
Sözcük anlamını iyi bilmemiz lazım. Zaten Tonguç Cap'ta herkes hızlı çıtalardan, bilge baykuşlardan olup olmadığını söylesin. Tongç ödevlerimizi yapacağız ve harika bir şekilde hem yazılılardan yüzleri alacağız hem de tabii ki kulaklık, tablet, tonguş dersane bursı kazanacağız.
Burada arkadaşlar hemen ödevleri gösteriyorum. Dinama Türkçede hemen şöyle alalım. Dinama Türkçede test 1, test 4, test 7, test 10 ve Test 12 çözmenizi istiyoruz.
Tüm derslerde test 1, test 2, test 3, kazık, pardon kazık dedim. Zoru bankasına da test 1'i çözmenizi istiyoruz arkadaşlar. Bu ödevleri yaptığınız zaman harika bir başarıyı yakalayacaksınız.
Zaten bunların hepsini de şampiyon paketten ulaşabilirsiniz. Şampiyon pakette bunların hepsi sizleri bekliyor arkadaşlar. Ve bu videonun açıklamasına da bu sene işleyeceğimiz bütün Türkçe dersleri ve çözmemiz gereken sorularla alakalı takvimi çok güzel yazdık.
Öğrenme hatlasımız var. Buradan güzel güzel size takip edebilirsiniz. İlk başta birinci videomuz isim fiil farkıydı.
Şimdi sözcükte anlama öğreniyoruz. Tıkır tıkır ilerleyeceğiz arkadaşlar. Şimdi devam ediyoruz.
Bir sözcüğün aklımıza gelen ilk anlamına gerçek anlam denir. Bunu zaten ilkokul 4'ten beri biliyoruz. Aklımıza gelen ilk anlamına arkadaşlar gerçek anlam diyoruz.
Ama bir sözcüğün gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı yeni anlama biz mecaz anlam diyoruz. Mesela annesi ona uyumadan önce bir masal okudu. Burada bir tane çocuk var.
Uyuyor böyle. [Müzik] Bu uyumak gerçek uyumak. Bu gerçek anlam.
Ama beni uyuttuğunu mu sandın derken burada beni kandırdığını mı sandın? Beni aldattığını mı sandın? Dek istiyor.
Bu mecaz anlam. Yani salondaki vazo kırıldı. Bir tane vazo var.
Bu vazo böyle güzel bir vazo ama kırılmış. Vazo kırılmış. O zaman bu vazonun kırılması gerçek bir kırılma.
Tuerke'e gerçekten kırıldım. Yani küstüm, darıldım demek istiyor. Dolayısıyla buradaki küsmek darılmak anlamında.
Dolayısıyla bir sözcük gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak yeni anlamlar kazanırsa buna mezi anlam diyoruz. Mesela benim şu anda içtiğim çayın sıcak olması. Tabii şu anda soğudu ama neyse.
Sıcak ya da soğuk olması gerçek. Ama bizim birbirimize sıcak davranmamız ya da soğuk davranmamız bu mecz oluyor. Ahmet bana çok sıcak davrandı.
Ne yaptı? Saç kurtu makinesi mı tuttu? Hayır.
Bana güzel sözler söyledi yani. Veyahut da işte bana çok soğuk davranıyorsun. Klimayı hep üstüme tutuyorsun.
Hayır, hayır. Bana soğuk davranıyorsun derken bana işte mesafeli davranıyorsun, bana eee kibar davranmıyorsun, bana güzel sözler söylemiyorsun anlamına geliyor. Dolayısıyla gerçek anlam aklımıza gelen ilk anlam mecl anlam ise gerçek anlamdan uzaklaşarak kazandığı anlam.
Şimdi bir de arkadaşlar terim anlam var. Burada terim anlam ise hani bizim derslerimiz var ya işte sosyal bilgiler dersi, İngilizce dersi veyahut da burada işte fen dersi, matematik dersi. Bu derslerde kullandığımız, bu derslerde kullandığımız, bu derslerde kullandığımız eee terimler, bu derslerde kullandığımız kavramlar arkadaşlar tabii ki de ne oluyor?
Bizim için terim oluyor. Mesela demiş ki bilim, sanat, spor da çeşitli meslek dallarıyile ilgili özel kavramlar. Annem perdeleri değiştir derse buradaki perde arkadaşlar ne oluyor?
Gerçek anlamında gerçekten annemiz geliyor perdeyi değiştiriyor. Buradaki perde normal perde. Ama oyunun son perdesi acıklığı dediğimizde burada tiyatro perdesinden bahsediyor ve bölümlerden bahsediyor.
Tiyatrolarda oyunun her bir bölümüne perde denir. İşte bu bir arkadaşlar tiyatro şu çayıdan bir yudum alayım çünkü boğazım tutuldu. Tiyatro eee terimi oluyor sevgili arkadaşlar.
Burada şu çok önemli mesela şimdi burada Tonguç top oynuyor. O zaman futbolla alakalı terimler söyleyebiliriz. Futbolda mesela köşe vuruşu arkadaşlar bir terimdir veyahut da e ofsayt bir terimdir mesela veyahut da ne diyelim mesela penaltı bir terimdir.
Bunlar futbol terimi oluyor. Matematik de terimler var. İşte rasyonel sayılar veyahut da köklü sayılar veyahut da toplama, çıkarma, çarpma.
Bunlar birer matematik terimi oluyor arkadaşlar. Gelelim eş anlamlı sözcüklere. Bunu zaten biliyoruz.
Önceden bir kez daha hatırlayalım. Yazılışları ve söylenişleri farklı, anlamları aynı, anlamları aynı olan sözcüklere biz eee anlamları aynı olan sözcükler aynı anlam anlamları aynı olan sözcüklere denir. Şöyle yazalım.
Sözcüklere denir. Bunlar ne oluyor arkadaşlar? Eş anlamlı sözcük oluyor.
Anlamları aynı olan sözcükler. Mesela ihtiyar adam ilaçlarını içmek için su istedi. Buradaki ihtiyarın anlamını biliyoruz.
Biz buraya yaşlı adam dersek yaşlı ile ihtiyar yazılışları farklı ama anlamları aynı. Buluş ve icat yazılışları farklı anlamlar aynı. Zıt anlamlı sözcük ise karşı anlamlı.
Anlamca birbirine karşı olan sözcükler. İhtiyar ilaçlarını içmek için su istedi. İhtiyarın zıtı nedir arkadaşlar?
Genç. İhtiyar, genç, iyi, kötü, güzel, çirkin, siyah, beyaz. Gelmek, gitmek.
Bunlar da zıt anlamlı oluyor. Burada şuna dikkat edin. Sevmek kelimesinin zıttı arkadaşlar sevmemek değil.
Sevmemek onun olumsuzu. Sevmek kelimesinin zıttı nefret etmek olması lazım. Yani bir kelimenin zıttı onun olumsuzu olmaması lazım.
Ona dikkat edeceğiz. Yani olumsuzu olumsuzu zıttı zıttı. Mesela eee şöyle diyelim.
Ne diyelim mesela? Eee şöyle yazalım mesela. Başladığı tamam mı?
Bunun olumsuzu başlamadı. başlamadı. Bak ma ile olumsuz yapılıyor ama bunun zıttı ise bitti oluyor arkadaşlar.
Başladı bitti. Şimdi sözcüğün zaten burada onu söylemişiz. Bir sözcüğün olumsuz hali onun anlamlısı değildir demişiz.
Şimdi burada devam ediyoruz. Sözcüğün eş ve zıt anlamı kullanıldığı cümleye göre belirlenir. Bu kara günümde dostlarımın desteği çok önemliydi demiş.
Tamam. Bak buradaki kara gün sizce kalemin şu siyah olması gibi siyahlıktan bahsediyor. Yoksa bu kötü gün mü demek istiyor?
Kötü gün diyor. Buradaki kara neş alması dolayısıyla kötü arkadaşlar. siyah değil.
Buradaki karanızı anlamlısı ise iyi. Normalde biz karanızı anlamlısı nedir arkadaşlar? Aktır.
Öyle değil mi? Yani veyahut da karanın eş anlamlısı nedir? Siyahtır.
Normalde böyledir. Ama bu cümlede siyahlıktan bahsetmiyor. Bu kötü günüm de dostlarımın desteği çok önemliydi diyor.
Dolayısıyla bu kötünün zıttı iyi gün veyahut da buradaki karanın zıttı işte daha doğrusu eş anlamlısı kötü oluyor. Buna dikkat etmenizi istiyorum arkadaşlar. Bunu az önce söylemiştik.
Bir kez daha söyleyelim. Sonra bununla alakalı sorularımız gelecek zaten. Bir sözcüğün olumsuz hali onun anlamlısı değildir.
Çocukluk anıları aklına geldikçe keyiflenip gülüyordu diyor. Tamam, gülüyor. Gülmek sözcüğünün olumsuzu nedir arkadaşlar?
Gülmemektir. Gülmek, gülmemek. Ama gülmek sözcüğünün zıttı nedir?
Ağlamaktır. Dolayısıyla olumsuzla zıttı karıştırmamız gerekiyor. Harika bir şekilde devam ediyoruz.
Şimdi bir de sesteş var. Yazılışları ve okunuşları aynı ancak anlamları farklı olan kelimelere biz sesteş yani eş sesli kelimeler diyoruz. Şimdi yüz bir sima, bir surat anlamına geliyor.
Bir de sayı olan 100 var. Öyle değil mi? 2 x 50 100.
Bir benim içtiğim çay var değil mi? İçecek olan çay var. Bir de ırmak nehir olan çay var.
Bir kır piknik olan kır var. Bir de hani beyazlaşmış siyahla beyazın karışımı olan eee aklaşmış saçlara da kır saçlar diyoruz. Dolayısıyla bunların yazılışları aynı.
Bu da böyle 100 diye yazılıyor. 100 diye yazıyorum. Bunu da 100 diye yazıyorum.
Ama anlamları farklı. Bunu da çay diye yazıyorum. Bunu da çay diye yazıyorum.
Yazılışları aynı, okunuşları da aynı ama anlamları farklı. Dolayısıyla kır piknik anlamına gelen kır da böyle yazılıyor. Kır saçlı dediğimizde yani beyazlaşmış saçlı dediğimizde bu da kır diye yazılıyor ama anlamları farklı arkadaşlar.
Burada şuna dikkat edin. Mesela hala var ya hani babamızın kız kardeşi. Hala böyle yazılıyor ama hala derse gelmedi derseniz o böyle yazılıyor.
Bu ikisi sesteş değil çünkü hala başka şey hala başka şey. Şapkalılarda sesteş olmuyor. Somut anlam duyu organlarımızdan en az biriyle algılayabildiğimiz sözcüklere somut anlam.
Duy organlarımız neydi? Bir görmek vardı. Öyle değil mi?
Gözümüze gördüğümüz, kulağımızda işittiğimiz, tadabildiğimiz dile bakar mısın? Ondan sonra dokunduğumuz. Bu da el tabii ki.
Başka ne vardı? Bir de burun. Burun.
Burundan çok her şeye benziyor. Neyse. Dolayısıyla duy organlarımız bunlardı.
Toprağa dokunabiliyoruz. Bulutu görebiliyoruz. Köpüğe dokunabiliyoruz.
Görebiliyoruz. Rüzgarı hissediyoruz. Tenimize dokunuyor.
Cızırtıyı duyuyoruz. Sıcaklığı hissediyoruz. Nemi hissediyoruz.
Suyu hissediyoruz. Ya daha somut bir şey söyleyeyim. Mesela kalem.
Kalemi görüyorsun yani. Ama soyut anlam ise zihnimizle anladığımız şeyler. Böyle zihnimizle anlamaya çalışıyoruz.
Rüyayı görüyoruz ama sizin gördüğünüz rüyayı ben göremiyorum yani. Veyahut da hırs, duygu, hasret, mutluluk, korku, inanç, aşk, sevgi bunları gösteremezsin. Sevgini gösterir misin?
Ah bu benim sevgim. Böyle bir şey yok. Sevgiyi davranışlarımızı ancak anladığı zaman anlar.
Yani şimdi bahçeye derin bir çukur kazdılar. Buradaki derin ölçülebildiği için arkadaşlar biz buna gerçek diyoruz. Bu gerçek anlam.
Niye? Çünkü gerçekten derin aklımıza gelen ilk anlamı Hamza'nın derin bilgisine hayran kaldım. Buradaki derin bilgisi yani Hamza'nın çok fazla bilgisi varmış.
Bu mecaz anlamı oluyor arkadaşlar. Hamza'nın derin Hamza Hamzaca değil tabii. Hamza'nın derin bilgisi burada mecaz oluyor.
Bu şarkının notalarını bana verir misin? Tabii ki yaz. Do, re, mi, fa.
Bu nota bir terim anlamı oluyor arkadaşlar. Terim anlam. Yaptığın çok ince bir davranıştı.
Ne kadar ince? 3 cm. Böyle bir şey değil.
İnce bir davranış derken çok kibar, çok güzel bir davranış demek istiyor. Dolayısıyla bu mecaz anlam. Öyle değil mi?
İncelik burada mecaz anlamı oluyor. Odadaki ışık yeterince aydınlatmıyordu. Buradaki ışık normal gerçek anlamında kullanılmış diyebiliriz.
Bu maçta tam iki gol attı. E bana ne? Ama gol bir terim anlam terim.
Futbol terimi olarak kullanıldığını söyleyebiliriz arkadaşlar. Burada bunu da söylemiş olduk. Yani şunu bilin esasında.
Bakın bunu bunu da kimse bilmez. Bunu üst sınıflar listedeki abileriniz bile bilmez. Size gösteriyorum.
Sizler süper zeki olduğunuz için. Şimdi mesela örnek veriyorum. Bu çay sıcak.
dediğinizde arkadaşlar buradaki sıcak kelimesi gerçek anlamda kullanılmıştır. Niye? Çünkü gerçekten sıcak ve buradaki sıcak arkadaşlar somuttur.
Çünkü bunun sıcaklığını hissedersen böyle çaya dokunursan a elim yandı dersin. Bak sıcak. Çayı da döktüm bu arada.
Neyse devam ediyoruz. Peçete alalım. Evet canlı yayında bu tarz kazalar yaşanabilir.
Ya sıcak falan değildi ama döktüm ben. Neyse şimdi zaten şöyle silelim. Tamam devam ediyoruz.
Bak gerçektir, somuttur. Ve aynı zamanda arkadaşlar bu çay gerçek somut olduğu gibi bu çay aynı zam ne bu çay ya? Bu sıcaklık gerçek bir kelimedir.
Gerçek anlamdadır. Somuttur ve aynı zamanda eee niceldir. Sıcaklığını ölçebilirsin.
İşte 20 derece, 30 derece, 40 derece diyebilirsin. Niceldir. Ama şuraya bakalım.
Sıcak bir insan, sıcak bir eee davranışı var veyahut da sıcak bir tavrı var veya sıcak bir insandır dediğimizde adamın sıcaklığından bahsetmiyor. Buradaki sıcak mecazdır arkadaşlar ve buradaki sıcak soyuttur. Ve buradaki sıcak niteldir.
Hatta daha da abartıyorum bakın bunu ileride öğreneceksiniz. Buradaki sıcak nesneldir. Kanıtlanabilir.
Yani dokunursun sıcaksa. Buradaki ise özneldir. Kişinin sıcaklığı değişir.
Kimisi Muhammed arayı sıcak der. Kimisi yok abi çok kıl bir adam der. Yani değişir.
Dolayısıyla bunlar aynı yoldadır. Birbirlerine paraleldir. Yani aynı şey olması paraleldir.
Bu sayfanın ekran görüsünü zihninize alın. İleride ta üniversite sınavına hazırlanan abileriniz bile bu farkı bilmezler. Bütün bu budur.
Yani esasında olayın özü budur arkadaşlar. Devam ediyoruz. Şimdi geldik buraya.
Yansıma sözcükler. Doğadaki canlı ve cansız varlıkların çıkarttıkları seslerden oluşan sözcüklere yansıma sözcükler denir. Horlama gur midemizden gurultu gelir.
Tak tak veyahut da top pat ladı dediğimizde buradaki pat da arkadaşlar nedir? Yansıma bir sözcüktür. İkilemelere bakalım.
Anlamı güçlendirmek, pekiştirmek, anlamı çekici hale getirmek için oluşturulan sözcük gruplarına ikileme denir. Hani ikile diyoruz ya onunla alakası yok. Bu ikileme anlamı güçlendirmek için hızlı hızlı anlatıyordu.
Mesela aynı sözcüklerin tekrarı sese daha çıkmıyor. Eş anlamlı sözcükler. İleri geri konuşma.
Zıt anlamlı sözcükler. Eğri büyürü. Biri anlamlı.
Bak eğri anlamlı, büyürü anlamsız. Eciş büş. İkisi de anlamsız.
Ecişin anlamı yok. Bücüşün anlamı yok. Gelir gelmez işte eee hemen yemek yedi.
Şimdi biri olumlu biri olumsuz. Gelir olumlu gelmez olumsuz. Şırıl şırıl yans sözcük.
Yansıman sözcükleri zaten süper biliyorsunuz. Gerçekten mükemmelsiniz arkadaşlar. Şimdi şu karikatürü yorumlayalım.
Gerçekten de maalesef dilimizi mahvettik. Bak bu arkadaşımız diyor ki bunlar bana pek yabancı gelmiyor ama diyor gerçekten de yok. Efendi diyor lan.
Efendi yazacaksın efendi efendi. Gidip burasını Y harfi yapıyorlar. Sultans diyor mesela.
Taksim Büfe. Ya normal yazsana Taksimi. Paşa ya.
Paşa böyle yazılıyor kardeşim. Niye böyle İngilizce yazmaya çalışıyorsun? Dürüms veyahut da arkadaş kafe.
Ne diyorsun kardeşim? Arkadaş. Arkadan arkadaş yoldan yoldaş.
Vatandan vatandaş, yurttan yurttaş, karından karındaş yani kardeş, arka şey böyle şeyleri ne yapıyorlar? Artistik olsun, havalı olsun diyorlar ama yanlış dilimize zarar veriyorlar. Biz bu zararı vermeyeceğiz.
Çekup değil, tam bakım, antrenör değil, çalıştırıcı, fizyoterapi değil, fizik tedavi, diyabet değil, şeker hastalığı, defans değil, savunma. Arkadaşlar defansa gel değil, savunmaya gelin. Start değil, başlama, terapi değil, tedavi dememiz gerekiyor.
Veyahut da işte efor, konsantrasyon, operasyon, dominance, santra ne diyorsun ya? Bunları söylemeyelim mesela. Selfiimi çeker misin Ayber?
Öyle bir şey yok. Selfie değil öz çekim dememiz gerekiyor. Çünkü kendi dilimizi korumazsak şöyle düşünün mesela şimdi telefonumuz diyelim ki bu.
Tamam. Kalemimiz bu. Ya bu kalem Avrupa'da da satılıyor.
Bu telefon Avrupa'da da satılıyor. Giydiğimiz kıyafetler Avrupa'da da satılıyor. Sen şimdi yurt dışına gittin.
Adam seni gördü. Şimdi pantolonuna baktı. Avrupa'dakilerin aynısı.
Ayakkabılarına baktı. Avrupa'dakilerin aynısı. Saatine baktı.
Avrupa'dakinin aynısı. Ondan sonra gözlük yine Avrupa'da da var. Telefonun da Avrupa'dakinin aynısı.
Bu adam senin Türk olduğunu nereden anlayacak? Pasaportuna mı bakacak? Türkçe konuştuğun zaman anlayacak.
Ama sen adama stres ya operasyon olursa dominance santra diye konuşursan adam der ki bu ne ya? Bu ne? Türk mü, Arap mı, Fransız mı, İngiliz mi anlamaz ama sen Türkçe konuşursan tabii İngilizce konuşabilirsin o ayrı mesele.
Ama Türk olduğumuzu biz ancak dilimizden anlayabiliyoruz. O yüzden dilimize sahip çıkalım. Sözcükler gerçek anlamıyla benzetme ilişkisi kurabilecek yeni anlamlar kazanabiliyor.
Bunlar da kalıplaşmış söz gruplar oluyor. Mesela ışık ne demek? Işık ziya eş anlamlısı.
Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel bir enerji. Işık yani şu anda mesela şu telefonun ışığını açalım mesela. Şöyle şöyle yapalım.
Nerede? Bak bak. Bu bir ışık değil mi?
Şu bir ışık. Bunu biliyoruz. Işığın anlamı bu.
Tamam kapatalım. Bir saniye. Bir dakika kapattım.
Tamam kapanmıyor. Hah. Peki.
Cemil Meriç yapıtlarıyla Türk toplumuna ışık tutmuştur. Cemil Meris telefonuyla ışık mı tutuyor böyle el feneriyle falan? Hayır.
Buradaki ışık tutmak başka bir anlam. Burada yol göstermek anlamında. İşte bize böyle kelimeleri farklı anlamlarda kullanmamızı isteyebilirler.
Der ki ya bu somut bir şey. Işık bunu soyut anlamda kullanmış. Yol göstermek anlamında kullanmış.
Dolayısıyla dikkatli olmamız lazım arkadaşlar. Çok dikkatli olmamız lazım. Hemen anlamını yakalamamız lazım.
Dikkat bize yol gösteriyor. Yani şimdi bir tane sorumuz var. Kazık bankasıan zoru bankasıan.
demiş ki bu metindeki altı zili sözcüklerin anlam özellikleri hangisinde doğru verilmiştir demiş. Bakalım. Sen henüz pişmedin.
İşin püf noktasını bilmiyorsun. Pişmedin burada mecaz değil mi? Pişmedin mecaz.
Eee, bakar ki ustası çamur ısıp çekir verirken oluşan hava kabarcıkları. Kabarcık eee, nedir arkadaşlar? Somut.
Hani şuradaki kabarcık kelimesi için somut diyebiliriz. Üflerken püf sesi çıkmış. Püf de yansıma.
O yüzden cevabımız C oluyor. Pişmek gerçek mi, mecaz mı dediğimizde mecaz. Kabarcık soyut mu somut mu dediğimizde somut püf doğada duyduğumuz ses.
Püf vz cık cık. Bunlar hep doğada duyduğumuz seslerde yansımaydı. Yazılı denemelerimizden bir sorumuz var.
Şimdi bu metinde geçen bazı sözcüklerinin anlamı aşağıda verilmiştir. Bu sözcükleri metinden bularak anlamların karşısına yazınız diyor. Bakalım.
Düz arazide veya açık denizde göklerin birleşken gibi birleşir gibi göründüğü yer. Hım. Düz arazide ve açık denizde göklü yerin birleştiği gibi görünen yer.
Yani şu güneş mesela bazen denizlerde olur ya böyle şöyle denizde birleşmiş gibi durur böyle hani. Denizde de su büyük kütülerine oluşan kıvrımlı hareket. H denizde oluşan kıvrımlı hareket ne olabilir acaba?
Kaldırıp atmak, savurmak. Şimdi bakalım. Sabahın ilk ışıklarıyla temiz hava almak ve biraz da rahatlamak için deniz kıyısındaki evimden dışarı çıktım.
Şimdi kıyı kelimesi olabilir mi buraya? Olmaz. Kıvrımı hareket.
Bu da olmaz. Bu da olmaz. Tamam.
Güneş yeni yeni yükselmeye başlarken ufukta aa denizin maviliğiyle gökyüzü yavaş yavaş birbirinden ayrılıyor. Bak denizin maviliğiyle güneş ayrılıyorsa o zaman burası ufuk noktası işte ufuk. Ufukta diyor ya burası ufuk.
Bu kelime düz arazi acay açık denize gökle yerin birleşip gibi göründüğü yer. Dalgaların sesine. Aa kıvrım hareket dalga değil mi?
Dalga. Dalga da bu. Dalgaların sesine martçılıkları eşlik ediyordu.
Kaldırıp batmak savurmak. Kıyıya yaklaştıkça burnuma keskin bir yosun kokusu geldi. Kaldırıp atmak, savurmak.
Bu sırada kıyıda dalgaların sürüklemiş olduğu midyeler gözüme takıldı. Birden onları yeniden hayata bağlama isteğle bulundukları yerden alıp yavaş yavaş denize fırlatmaya, kaldırıp atmaya, savurmaya başladım. O zaman bu da fırlatmak anlamına geliyor diyebiliriz arkadaşlar.
Yerine koyduğumuzda da bu anlamları oturtuyoruz. Her ay abonelere özel hediyelerimiz var. Kanalımıza abone olmayı unutmayın.
Türkiye'nin en çalışkan beşlerine görüşmek üzere diyoruz. Hadi bakalım.