Nuh Aleyhisselam bu gemiye binilirken oğluna rica etti. Yavrum dedi, "büyük bir tufan indirecek Allah. Gel sen de iman et, gemiye bin.
" Oğlu pervasız bir şekilde eee ben yükseklere çıkarım. Senin Allah'ın bana bir şey yapamaz. Dedi.
Bir sabah vakti Allahu Teala'nın emriyle Kur'an-ı Kerim bunu göklere suyunuzu boşaltın diye emrettik buyuruyor. Yeryüzüne de sen de alttaki sularını çıkar. " dedik diyor.
5 10 dakika içerisinde koca dünya göle dönüştü. Bugün bu geldiğimiz noktada yeniden bir gemi yapılması gerek. Çünkü sokaklar, okullar, velev adı imam hatip olsun.
Her yer Nuh Aleyhisselam'ın zamanının sokaklarını kat daha koyu renge zift rengine boyayacak hale geldi. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi rabbil alemin ve sallallahu ve sellem alâ seyyidina Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmîn.
Çocukları gemiye alın. ana başlıklı bir sohbet ortamı oluşturduk. Çocukları gemiye alan.
Bu gemi kelimesi Nuh Aleyhisselam'ı hatırlatmak istiyor. Hepimizin adını ve adı ile ilgili görevini çok iyi bildiğimiz Nuh Aleyhisselam'la bugünkü çocuk yetiştirme mücadelemiz arasında bağlantı kurmak istiyoruz. Nuh Aleyhisselam, Adem Aleyhisselam dönemine daha yakın bir peygamberdir.
İnsanlık milyonlarla hitap edilecek kadar çok değildi. Ömrü de insanın çok uzundu. Nuh Aleyhisselam 1000 seneye yakın bir zaman yaşadı.
Zaten 950 senesini de bir peygamber olarak yani bir çocuk eğitimcisi olarak geçirdi. Çünkü peygamberler insanların babaları gibidirler. Nasıl babalar çocuk yetiştirmekle mükelleftir.
Peygamberler de çocukları durumunda olan insanları yetiştirmek için gönderilirler. Dünyada gelmiş, geçmiş, bir daha da gelmeyecek en uzun soluklu öğretmen Nuh Aleyhisselam'dır. Nuh Aleyhisselam 950 sene diye rakam veriyor Kur'an-ı Kerim.
950 sene bir okulda adeta insanları Allah'a götürmek için uğraştı. Neticede insanların çılgınlığı, isyanı daha da fenalaştı. Nuh Aleyhisselam'ın elinde o günkü nüfus ne kadardı bir bilgimiz yok.
Ama 100 kişi dahi kalmadı. Nuh Aleyhisselam'ın hanımı ve çocuğu dahil olmak üzere insanlar Allah'a baş kaldırdılar. Nuh Aleyhisselam'ı ezmek istediler.
Bu bilgileri bugünkü ortamı anlamak için kullanıyoruz. Peygamberler tarihi işlemiyoruz şu anda. Bugünü kıyas ettiğimizde, benzettiğimizde sanki bir olay ikinci defa yaşanıyor gibi denecek kadar büyük bir benzeşme var.
Nuh Aleyhisselam'la bu teknoloji çağının nesli arasında Nuh Aleyhisselam'ın elinde en yüksek ihtimalle 85 kişi kadar insan kaldı. Nüfus belki 1 milyondu belki 500. 000di.
Onu bilemiyoruz. Ama bütün dünya Nuh Aleyhisselam'ın avuçları içerisindeydi. Çünkü kıtalara yayılmamış.
Belli bir bölgede sadece insan yaşıyordu. Neticede Nuh Aleyhisselam kavmine ve Allah'a isyan edenlere karşı Allah'a sığındı. Ellerini açtı.
Ya Rabbi bu insanlardan beni kurtar. " dedi. Peygamberliğinin başarısızlığını belki de kabul etti veya insan olarak dayanamadı artık.
Yani 950 kere sınıfta kalmış çocukları vardı. Çünkü peygamber olarak beddua etti ama 950 senede beddua etti. 1.
sınıfta, 2. sınıfta, 5. sınıfta, 1.
asırda, 2. asırda değil, 9 asır geçtikten sonra yani insanlığın zaten bütün dünyada eee kaç milyon senesi var ki bilemedin. Adem Aleyhisselam'dan bugüne geçse geçse 50.
000 1000 senelik bir zaman geçmiştir ki o kadar da zor. Bu zaman diliminin önemli bir parçası Nuh Aleyhisselam günlerinde geçti ve başaramadı. Burada küçük bir nokta koyup bu noktayı hepimizin tefekkürüne yani akşam eşiyle oturup İslam, insan ve Müslümanlık hakkında, eğitim hakkında, çocuk yetiştirmek hakkında zihin yoracağımız bir örnekle birleştirmek istiyorum.
Sonra tekrar Nuh Aleyhisselam'a döneceğiz. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de bir öğretmen olarak geldi. Bir baba olarak toplumuyla uğraştı.
Hadis-i şerifte buyuruyor ki, "Ben sizin babanız gibiyim. Sizi yetiştirmek istiyorum. Beni böyle dinleyin" buyuruyor.
O da bir baba olarak uğraştı. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki bütünü 120. 000 1000 kişi veda hutbesini dinledi.
23 yıllık öğretmenliği süresince sadece 120. 000 kişi Arafat'ta, Mina'da veda hutbesini dinlediler. 5.
000 kişi, 10. 000 kişi, hadi 30. 000 kişi ihtiyarlar, hastalar vardı.
Onlar Peygamber Aleyhisselam efendimiz de hacca gelmediler diyelim. Böyle bir şey yok. Ama rakamı yuvarlamak için eee söylüyorum.
Eee toplam Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in 23 yıldaki başarısı eğer matematikle insan sayısıyla ölçülecekse 150. 000 kişidir. Bunun 30.
000'i de hayali. Ben ilave ediyorum. 150.
000 kişi 632 yılında dünyada 150. 000 Allah diyen insan vardı. Peki dünya nüfusu ne kadardı o zaman?
Bunu ancak yapay zekaya sorup cevap alabiliriz. O da şuradan buradan tahmin edip bize bir rakam verecektir. Ama dünya nüfusu net rakam olarak bilinmese bile yaklaşık olarak herhangi bir dönemde bilinebiliyor.
Ben bile tahmin edebilirim. Neden? Çünkü dünyada belli başlı devletler var.
3 4 devlet var. O zaman bu devletlerin orduları var. Ordular işte erkek bölümünden oluşuyor.
Şu kadar ordu, Roma'ın şu kadar askeri var deniyor. Bir işte Pers İmparatorluğu'nun şu kadar askeri var deniyor. Bu asker sayılarından, şehirlerin kaldırabileceği insan sayısından, yapılaşmalardan bugün eee elimizdeki tarihi arkeolojik eee dokümanlardan eee küçük bir yanılma payıyla insanlığın kaç kişi olduğunu ölçmek mümkün.
yanılma payı olmakla beraber bunu incelediğimizde Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in en fazla 150. 000 kişinin imanına vesile olabildiği dönemde dünya nüfusu 250 milyondu. 250 milyonun içinde yerlerin, göklerin en sevgilisi, babaların en şefkatlisi, en ihlaslısı, Allah'ın en çok yardımını gören ve arş-ı alayı, miracı görmüş, cenneti, cehennemi görmüş olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem 250 milyon tahmini insandan olsa olsa 150.
000 kişinin hidayetine vesile olabildi. Bunu yüzdeye vurduğunuz zaman %1 filan yapmıyor. Binde bir de yapmıyor.
00. 2 gibi bir rakam yapıyor. Biz tekrar Nuh Aleyhisselam'a dönelim.
Nuh Aleyhisselam 23 yıl değil, 253 yılda değil, 950 senelik mücadelesinde ki insanların ömürleri de o zamanlar kim bilir 300 sene, 500 sene sürüyordu. Yani Nuh Aleyhisselam'ı bir defa görüp ölüp gitmiyorlardı. Defalarca karşılaştılar.
Neticede Nuh Aleyhisselam'ın da ulaşabildiği rakam eski kitaplarımıza 82 kişidir. Karısı ve çocuğu o 82 kişiden biri değil. Ve Nuh Aleyhisselam'ın sabrı tükendi, yoruldu.
Çok uzun bir maraton geçirdi. Çünkü neticede Allah'a dua etti. Allahu Teala da ona bir gemi yapmasını emretti.
Marangoz değildi. Cebrail Aleyhisselam'ın göstermesiyle, tarif etmesiyle ilk defa insanoğlu bir gemi yaptı. Ve bu gemiyi de daha sonra sık sık bunu kullanacağız.
Bir kara parçasında yaptı. Denizi üstünde yapmadı. O güne kadar Nuh Aleyhisselam'a ne işin var?
yalancısın sen. Ne uğraşıyorsun bizimle? Atalarımızın putlarından sana ne?
Ailemize ne karışıyorsun? Çocuklarımıza ne karışıyorsun? Sen kimsin?
Nereden geldin? gibi ithamlarda bulunan nasipsizler güruhu Nuh Aleyhisselam'ı gemi yaparken görünce topluca kahkahalara boğuldular. işte bir marangoz, bir gemi taslağı yapıyor gibi eee görüntü sergilemeye çalışıyor.
Eğlendiler. O geminin hacmi büyüdükçe eee yani gemi taslağı ortaya çıkmaya başladıkça bütün rezil kafalılar ki toplumu onlar oluşturuyor. On binleri oluşturuyorlar.
Nuh Aleyhisselam'ın gemisinde eğlence partileri yaptılar alay etmek için. Bir gün gemi bitti. Allahu Teala bu sefer her çift hayvandan bir tane almasını emretti.
Yani bir erkek bir dişi inek, bir erkek bir dişi güvercin, örümcek, ne varsa o günkü toprakta yaşayan canlılardan gemilere birer canlı çift almasını emretti. Ve Nuh Aleyhisselam dağı bayır dolaştı. İnek, fil, ne bulduysa hepsinden gemisine doldurdu.
O güne kadar ellerinde birikmiş ne kadar erzak, yiyecek varsa hayvanlar için saman, ne lazımsa, kurt, ayı, domuz, tilki, çakal, ne varsa o gün dünyada yaşayan canlı mahluk hepsinden birer çift koydu. Kurtlarla koyunları nere nasıl koydu onu bilmiyorum ama geminin iki katlı, üç katlı olma ihtimali var. İlk defa insanoğlu bir şey yaptı.
Ama bu gemi kara parçasında duruyor. Deniz kenarında değil. Nuh Aleyhisselam'ın yaşadığı köyde, köyün ortasında bir gemi, böyle büyükçe bir gemi tahtadan yaptı.
Neticede diğer hayvanlar da hepsi toplanınca Allahu Teala kendisi ve iman edenlerin o gemiye binmelerini emretti. 82 kişi en yüksek ihtimal rivayetler daha az. 50 60 kişi diyen rivayetler de var.
Yani bir 100 kişi asla yok. Hayvanlar daha fazla o gemide çok azın sanacak kadar bir küçük grup gemiye bindiler. Bir sabah vakti Allahu Teala'nın emriyle Kur'an-ı Kerim bunu göklere suyunuzu boşaltın diye emrettik.
buyuruyor. Yeryüzüne de sen de alttaki sularını çıkar dedik diyor. 5 10 dakika içerisinde koca dünya göle dönüştü.
Her yer okyanus oldu. Aylar, yıllar geçmedi. Ve kara parçasında yapılmış o gemi birdenbire denizin ortasında buldu kendisini.
içinde işte en fazla 82 tane insan belki yüzlerce hayvan türü, böcekler, akrepler, ne varsa hepsi doldu. Eee ve gemi yüzmeye başladı. Eee bazı rivayetlerde elimizde çok bilgi yok.
Bu tufan, buna tufan deniyor. Dünyanın su altında kalmasında 6 ay kadar denizin içinde yüzdü. O gemide yediler, içtiler, ibadet ettiler.
6 ay sonra Allahu Teala suların çekilmesini emretti. Sular çekildi. Bugünkü okyanuslar, denizler, göller oluştu.
Bu sefer dünya yeni bir şekil aldı. Nuh Aleyhisselam'ın gemisi de adı Cudi olan bizdeki Cudi dağı mı onu bilmiyoruz. Adı Cudi olan bir dağın üstünde kala kaldı böyle.
Nuh Aleyhisselam bu gemiye binilirken oğluna rica etti. "Yavrum" dedi, "büyük bir tufan indirecek Allah. Gel sen de iman et, gemiye bin.
" Oğlu pervasız bir şekilde eee ben yükseklere çıkarım. Senin Allah'ın bana bir şey yapamaz. Dedi.
Allah'ın hikmeti. Buraya tekrar değineceğiz. eee uzun bir zaman sonra gemi karaya oturduğunda yani sular çekildi.
Gemi ortada kaldığında eee Nuh Aleyhisselam ilk defa gözü suyun sürüklediği oğluna çarptı. 6 aydır karısı nerede? Çocukları nerede?
Kızları nerede? Zaten merak ediyordu Nuh Aleyhisselam. İlk gözüne çarpan şey kendi oğlu oldu.
Dünya ceset dolu zaten. Herkes boğulmuş, çürümüş suyun içerisinde. Allah böyle bir muradı vardı.
Oğlunu bozulmamış, acaba benim çocuğum mu değil mi demeye gerek bırakmayacak bir tazelikte oğlunun karşısına çıkardı. 950 sene ey insanlar iman edin. Allah'a gelin.
Bu fani dünya sizi aldatmasın diyen peygamber dayanamadı. Allah'ım dedi, "Benim çocuğumla mı böyle yaptın? " dedi.
Bu Nuh Aleyhisselam için 950 sene sonra çok zor bir imtihandı. Allahu Teala ona buyurdu ki Kur'an-ı Kerim'de Hüc suresinde bunu okuyoruz. Ey Nuh, bize kul olmayan sana çocuk nasıl oluyor?
Buyurdu. Cahilin. Seni uyarıyoruz.
Seni uyarıyorum. Ey Nuh, sakın cahillik yapmayasın. Bana kul olmayan sana evlat nasıl olur?
Nuh Aleyhisselam bir saniyelik, iki saniyelik gafletinin, dalgınlığının çok kötü bir sonuca geldiğini anladı. tövbe etti, istiğfar etti. Affet Allah'ım dedi.
Ve o sahne o şekilde bitti. İnsanlık yeniden o 82 kişiyle başladı. Eğer 82 kişi idiyseler, kim bilir de 50 kişiydiler.
Rakamı Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şerifler vermiyor. Tarih kitaplarında böyle bilgiler var. E onun için Nuh Aleyhisselam insanoğlunun ikinci babası olarak anılır.
Birinci baba Adem Aleyhisselam'dır. İkinci baba da Nuh Aleyhisselam'dır. Çünkü insanlığın soyu bir anda kurudu.
Nuh Aleyhisselam'la Adem Aleyhisselam arasında da net ne kadar bir zaman olduğunu bilmiyoruz ama en az bir 1500 sene var. Nuh Aleyhisselam'la Adem Aleyhisselam arasında belki de daha fazla bir rakam. bayağı uzun bir mesafedeler.
Netice olarak Nuh Aleyhisselam gemisi ile bugünkü insanlığın devam etmesini sağlayan bir projenin içinde olmuş oldu. Birileri ki belki de nüfusun %99,5ğunu oluşturuyordu. O birileri.
arda boğulup tufanda helak olup giderken Nuh'un gemisi çok az. Rakamı bile istatistik oluşturmayacak kadar az bir insanla kurtuldu. O yüzden Nuh'un gemisi ifadesi bütün Müslümanların konuştuğu dillerde kurtarıcı yuva anlamına gelir.
Nuh'un gemisi yani kurtulmak isteyenlerin kurtuluş noktası manasına kullanılan bir mecazdır. Bugün bu yaşadığımız hayatta Nuh Aleyhisselam'ın karşısına çıkıp alay eden Senin Allah'ın bizi boğamaz. Yükseklere çıkarız.
Dağları da mı su dolduracak? " diyen ahlaksız ve pervasız nesil bir kere daha dünyaya geldi. Nuh Aleyhisselam'ın kavminin en büyük suçu Allah'ı tanımamaktı.
Ona secde etmeye yanaşmamaktı. Bugünkü ahlaksız rezaletler, insan cinsiyetini bile yok etmeye çalışan ve bunu yasallaştıran berbatlıklar Nuh Aleyhisselam zamanında bilinen şeyler değildi. Bugünkü gibi faiz yoktu.
Bugünkü gibi kumar yoktu. bugünkü gibi zina serbest değildi. Bütün o günkü ahlaksızlığa rağmen yeri, göğü su dolduran o büyük tufanın nedeni bugün kadar büyük değildi.
Çıplak gözle bakıldığı zaman. Buna rağmen Allah öyle azap etti. Bugün Nuh Aleyhisselam'ın o ahlaksız kavminin tavırlarının belki 100.
000 katı belki 200. 000 bin katı çirkeflik ve ahlaksızlık dünyayı kuşattı. Eğer Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin mübarek naşı bu toprakta olmasaydı bugüne kadar 1in defa yeryüzü Nuh tufanı gene yaşamıştı.
Bir şirk vardı o zaman. Put yapıyor. O puta tapınıyorlardı.
Nuh Aleyhisselam puta tapmayın. Ticaret yaparken birbirinizi kandırmayın diyen 34 madde yasak getirdi onlara. Bugünkü kadar da dinin geniş ahkamı yoktu zaten.
Ama onlar buna rağmen kabul etmediler. Allah da onları büyük bir tufanla cezalandırdı. Kur'an-ı Kerim sen onların içindeyken yani senin vücudun o topraktayken biz toplu azap etmeyeceğiz onlara diye söz verdiği için ki Allah bilir bunu da yeryüzü yeniden bir Nuh tufanı yaşamıyor.
İnşallah biz eee o nimetin yani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in toprakta aramızda bulunmasının nimetini anlayabilenlerden oluruz inşallah. Bugün bu geldiğimiz noktada yeniden bir gemi yapılması gerekiyor. Çünkü sokaklar, okullar, velev adı imam hatip olsun, okullar, her yer Nuh Aleyhisselam'ın zamanının sokaklarını kat, daha koyu renge, zift rengine boyayacak hale geldi.
Bugün Cebrail Aleyhisselam gelip Konya Ovasında bir gemi yapmayı bize emredecek hali yok herhalde. Ya gemisizlikten biz boğulup gideceğiz. Bu Allah'ın adaletinin kabul ettiği bir şey değil.
Ya da Allah bize bir gemi gönderdi. O geminin kıymetini bileceğiz ve topluca gemiye bineceğiz. Tufan gelse de gelmese de biz yolumuza devam edeceğiz.
Alternatifimiz yok. Başka türlü Allahu Teala'nın kullarını sahipsiz, başı boş, sadece azabıyla muhatap, rahmetiyle muhatap hiç olmuyor şeklinde bırakmayacağına iman ediyoruz. Hem rahmetini hem azabını aynı anda gönderiyor Allahu Teala.
Nuh'a ve 80 küsur kişiye rahmetini gönderdi. Nuh'un oğlu, karısı ve iman etmeyenlere de azabını gönderdi. İsrafil Aleyhisselam'ın gününe kadar da bu böyle devam edecek.
İsrafil Aleyhisselam'dan sonra da böyle devam edecek. Cennet olacak, cehennem olacak. Bugün eğer biz bu gemiyi arayacaksak, bu gemi nerede?
diyeceksek yani Medine'ye gidelim. Medine gemidir herhalde desek internet orada da var. Oranın sokaklarında da Ravza-i Mutahhara'ya 50 metre yerde müzik çalıyor.
Orada da çocuk yetiştirirken ateist çıkıyor çocuklar. Mekke'ye gidelim desek yüksek yüksek kulelerin dibinde sönük bir Kabe'nin etrafında tavaf edeceğiz. Orada bile ya Rabbi Gazze'ye yardım et diyeni tutukluyorlar.
Mekke sokaklarında da Yahudi güçlü. Nereye gideceğiz? Camilere gitsek.
E camide 24 saat yatıp kalkamayacaksın. Kaldı ki camide de soru işareti var. Nereye gidelim?
Kur'an kursuna mı gitsin insanlar? İmam hatip liselerine mi gitsinler? E Kur'an kursunda 65 yaşına kadar mı okuyacaksın?
Öyle bir gemi bulmalıyız ki doğduğu gün çocuk orada sudan korunmalı, tufandan korunmalı. Ölünceye kadar o koruma altında kalmalı. Kardeşlerim nereyi incelerseniz inceleyin aileden başka gemi yoktur bu dünyada.
Nitekim sahabi gelip efendimize, "Ya Resulallah, berbat günlere rastlarsak ne yapalım? " sorduğunda ne buyuruyor? Evini kendine yuva edin buyuruyor.
Sanki bugünleri görür gibi. Hiç kimse asla tereddüt etmesin. Önümüzdeki 20 sene sonrası bugünün rahmetle anılacağı kadar daha kötü olacak.
Çünkü fırtınanın azması lazım ki durulma olsun. Sonra Evet. Sonrasında iman edenlerin huzur bulacağı dönem de gelecek.
Ama bu fırtına yani bu gökleri boşaltan, yerden su fışkırtan bu afet büyüyerek devam edecek. Bu çocuğu nasıl büyütüyorum diyen anneler var. Şimdi ben ne edeceğim bu çocuk kötü olursa diyen annelerin yerini bir sonraki anneler kesinlikle bu çocuk kötü olacak diye düşünecekler.
Zaman bir sene öncesine göre sürekli daha kötüye doğru gidiyor. Öyle bir zamandayız. Bugün Nuh Aleyhisselam'ın gemisinin adı ailedir.
Bunun için Müslümanlar da yönetseler Müslümanları, solcular, kapitalistler de yönetseler aile için kimse hayırlı bir şey yapamıyor. Ayasofya ibarete açılıyor da Müslümanların evleri Allah'ın kitabına açılmıyor bir türlü. Kim yönetti?
Kim iyiydi, kim kötüydü? Onu incelemeye bile fırsat olmadığını görüyoruz. Ortada bir gerçek var.
Gemimiz ailemizdir. Kaptan da annedir. Baba geminin diğer işleriyle uğraşan görevlidir.
Bugün Nuh Aleyhisselam'ın misyonunu çocuk doğuran anneler almıştır. Artık onlar gemimizin kaptanıdırlar. Onlar laik yasalarla, demokrasiyle, kapitalizm ve liberalizmle çürürlerse nesillerimiz boğulup gidecektir.
Gemimiz ailedir. Kaptanımız annedir. Ve kılavuzumuz da Kur'an-ı Kerim'dir.
Allah'ın izniyle Bakara suresiyle donattığımız evlerde yaşayacağız biillahi teala. Ve bize enerji lazım. Bu gemi çünkü bir enerjiyle yol alacak.
Nuh Aleyhisselam'ın gemisi kömürle çalışmıyordu. Çünkü Nuh Aleyhisselam bir yere gitmek için gemiye binmedi. Sudan kurtulmak için sadece bindi.
Bizim gemilerimizde motor da olması lazım. Bir yere gitmek istiyoruz biz. Çünkü aksi takdirde sular çekildiği gün babamız, çocuklarımız, annelerimizin leşiyle karşılaşırız.
ceset bile değil. olur o. Onun için kılavuzlu, Kur'an'dan kılavuzluk alan, yön alan ve muhakkak enerji ile çalışan bir gemimiz olması lazım.
Bu geminin enerjisi de mümin kardeşlerimizdir. Birbirimize tecrübelerimizi aktarmamızdır. Allah'ı, Kur'an'ını, peygamberi ve ashab-ı kiramı öne çıkaran kliklerini, vakıflarını, derneklerini, gruplarını, mezheplerini sonraya atan mümin kardeşlerimizle beraber bir yolu kata kürek çekeceğiz beraber.
Müminlerin gemisinin Nuh Aleyhisselam'ın gemisi gibi gemi olması ve bunun aile olması, pencereleri, perdeleri kapatıp hatta bacanın yerini bile kapatıp kötü hava girmesin diye orada ölümü bekleyen gaz odasındaki esirler gibi değiliz. Biz o eve gireceğiz. O evden dünyayı ayağa kaldıracağız.
Tekrar ikinci baba olacağız. Nuh Aleyhisselam gibi 100 sene sonra bu evlerde yetiştirilmiş gençler Allahu ekber diyecekler. Bu çok uzak değil.
Sahihi-i Müslim'de rivayet edilen hadis-i şerifte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunu bütün İstanbullular dikkatli dinlesin. Buyuruyor ki İstanbul işte bildiğimiz fetih yapılacak buyuruyor. Yapıldı elhamdülillah tekrar İstanbul bozulacak.
fethe muhtaç hale gelecek buyuruyor. Bu fethe muhtaç hale geldikten sonra İstanbul bir grup genç silah kullanmadan Allahu Ekber sesiyle İstanbul'u yeniden fethedecekler diyor. Bir hız kapacaklar.
gidip Kudüs'ü Yahudiden kurtaracaklar. " buyuruyor. Bugün kapandığımız evlerimiz, gemileştirdiğimiz ailemiz biillahi Teala ya o çocukların Allahu ekberle İstanbul'u Allah'a teslim edecek çocukların yetiştiği yuvalar olacak ya da onların anneleri babaları olacak o çocuklar biz iiznillahi teala.
Çünkü bu yüz binlerce sene sürmeyecek bu rezalet. Böyle bir fırtına geldi gidiyor ama fırtına dinecek. Bu huzurlu ortamda Allahu ekber tekrar denecek.
Bu dönemde neye umut ederek bunu yapıyoruz? Nuh Aleyhisselam gemiye binerken 50 sene ona yetecek kadar buğday yoktu yanında. Değirmen yoktu zaten.
Ne erzak aldılar ki yanına? Neye güvendiler? Allah'ın vaadine güvendiler.
Allah'ın rahmetine sığındılar. Aynı şey bizim de sığıntımızdır. Biz de Allah'a sığınıyoruz.
Rahmetine sığınıyoruz. Vaadine güveniyoruz. Ve bir numaralı silahımız da sabrımızdır.
Allah'ın işine karışıp çocuğumuzun şu günde şu işe gelmesi gerekecek. Böyle istiyorum diye terziden elbise sipariş verir gibi sipariş veremeyiz. Allah'a sipariş verilemez.
Ona dua yapılır. O dilediği zaman dilediğini gönderir. Peygamberini 21 sene sonra Mekke'ye geri gönderdi.
İstanbul'u fethedilmiş olarak görmek istedi peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem. Üstelik de ona söz verdi. Hendek harbinde İstanbul'un Paris'in fethedildiğini görüyorum dedi.
Yani o blokun yıkıldığını görüyorum dedi. 8 asır sonra İstanbul'un kapıları Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e açıldı. Allah'a sipariş vermek yok.
Dua etmek var, yalvarmak var. Silahımız, sabrımız. Sabrımız da silahımız olacak.
Biz iiznillahi teala. Tekrar arada geçen iki nota geri döneceğim. Dedik ki Nuh Aleyhisselam belki 100.
000, belki 300. 000 belki de 1 milyon 1 milyondan fazla olma şansı çok zayıf. İnsanın bulunduğu yerde taş çatlasa, gök yarılsa 80 kişiyle gemiye bindi.
100 değil. binde bir değil yani. Binde bir bile bulamadı.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem 250 milyon insanın en az bulunduğu dünyada 150. 000 kişiye ulaşabildi. Bunlar bizim önümüze çıktığında biz bunu nasıl okuyoruz?
Dört çocuğunun dördünü de bir numaralı mümin olarak görmek için çalışacaksın. Projen, hedefin bu olacak. Ama sonuç Allah'ın istediği gibi olur.
Nuh Aleyhisselam'ın oğlu ceset olarak karşısına çıktı. Sadece mümin olarak çıkmadı. Ondan daha samimi kimse olamaz bu dünyada.
Amcasına tesir etmeyen bir peygamberle biz iman bağı kurduk. amcalarına tesir edemedi. Amca çocuklarını etkileyemedi.
Hangimiz, hangi insan bir eğitim projesi hazırlar da o Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'inkinden daha etkili, daha başarılı olabilir? Hayal etmek bile bunu mümkün değil. Biz sayılarla uğraşmıyoruz.
Allah'ın rızasıyla uğraşıyoruz. Bu olmaz, o olmaz, o olmaz, o olmaz, o olmaz. 20 nesilden bir çocuk gelir ama benim gayretlerim benden sonra 20 nesil olarak gelen torunumun 19 torunumun anlında iman olarak yerleşir ben rabbime o zaman şükrederim.
Olmazsa da zaten sahi gayretimin karşılığını alacağım. Neden çocukları gemiye alın dediğimizin açıklamasını yaptım. Bir ön bilgi daha paylaşmak istiyorum.
Burada eğitimle ilgili dersler yapacağız. Çocuk eğitimini özellikle konuşacağız. Ailenin diğer meselelerine girmeyeceğiz.
Ama ben eğitimci değilim. Öyle bir eğitim almadım. Öyle bir iddiam da yok.
Bizi eğitimciler bunları konuşmaya mecbur ettiler. Ama neden? Çünkü çocuklarımızı emanet etmek zorunda olduğumuz eğitimciler hem bize anne babalar olarak hem çocuklarımıza tepeden bakıyorlar.
Kendilerini uzayda bizi uyduyla izledikleri bir noktada bakıyorlar. Belki bizi insan olarak da görmedikleri bakışları oluyor. Paramız kadar bizimle ilgileniyorlar.
memursa zaten bizi başından savuyor ve yer dinimi iterek çocuğumu eğitmek istiyor. Mevcut eğitimcilerden problemli iki konumuz var bizim. Böyle olmayanları tenzih ediyoruz tabii ama kitlesel bir eğitimci refleksini de maalesef müşahede ediyoruz.
beni ve çocuğumu kibirle izliyor. Kendisinin de 9 ay ana rahminde beklediğini unutmuş insanlar çocuklarımızı eğitmek istiyorlar. Bir gün o da çocuktu.
Onu unutmuş. Doğduğu gün Londra'da eğitim uzmanı olarak doğmuş gibi bakıyor bana. elindeki filan diplomanın eğitimde gelinmiş son nokta olduğunu zannediyor.
Halbuki 10 sene sonra kendi teorilerinden de bir sürü vazgeçiyor. Böyle olsa daha iyi olurdu diyor. İmam Gazali'yi ve nasihatlerini yok kabul ediyor.
Niye? Hollanda'da yetişmediği için, Amerika'da yetişmediği için. Almanya'da eğitim görmediği için.
İki, Allah'ın ayetleri, Kur'an'ın, hadis-i şeriflerin bizi yönlendirdiği yani dinime ait yönlendirmeleri maalesef çok önemsemediklerini görüyoruz. Bu önemsememenin yer onlar yanlış canım dedikleri bir lavalilik şeklinde de yansıdığını görüyoruz. Bu da bizi kendi göbek bağımızı kesmeye mecbur ediyor.
Biz de İmam-ı Gazalim'ize ve diğer ulemamıza güvenip onların eserlerinden ana çizgimizi oluşturup yola çıkarız. Diğer ilim, pedagojik kaynaklar, psikolojik verilerden de istifade ederiz. Bu sebeple eğitimci değiliz.
Ben değilim. Büyük bir iddiam yok. Ama umudu tükenmek üzere olan bir Müslüman anne baba dünyası var.
Doğurmaktan korkan anneler oluştu. Hadis-i şerifteki patronunu doğuracak anne tecelli etmeye başladı. Toplum kendisinden korkuyor.
E bizim böyle bir ortamda yani pedagojinin ve eğitim konularının dinden koparılmaya çalışıldığı, eğitimcilerin bizi tepeden seyretmek istedikleri bir ortamda Müslümanlar olarak yalnız kalacak değiliz. Çaresiz kalacak değiliz. Elhamdülillah elimizde Kur'an'ımız var.
Şükürler olsun. hadis-i şeriflerimiz var. Biz geçen sene eee çölde kurulmuş bir medeniyet değiliz.
1400 senedir bu ümmetin büyükleri yazıyor, çiziyor, konuşuyor. Kitaplarımız var. Bizim kitaplarımızın 1200 senelik olanı var eğitim kitaplarımızın.
Bizde eğitim kitabı yazılırken Londra'da üniversite yoktu. Elhamdülillah iftihar edeceğimiz bir geçmişimiz var. İbn Haldun bizden çıktı.
Onun gibi niceleri çıktı. Bina aleyh biz sizinle ilgilenmiyoruz dediler diye ortada kalacak değiliz. Kendi göbeğimizi keseceğiz.
Kendi yağımızda kavrulacağız. Allah'ın izni keremiyle bina aleyhi itiraf etmiş oluyoruz ki biz eğitimci değiliz. Müslümanlar olarak dinimizin penceresinden bakan bir çocuk eğitimi konuları konuşuyoruz.
Çünkü biz çocuklarımızı cennet için yetiştiriyoruz. Cennete doğru nasıl gidileceğini öğreneceğiz, öğreteceğiz. Onlar da para kazanmak ve iş sahibi olmak için insan yetiştiriyorlar.
İşte nasıl yetiştirdiklerini de görüyoruz. Peki başka bir soru. Bu dersleri kim için yapıyorum?
Birincisi anneler için. Hem babaların dinlemeye vakti yok. Boşuna vakit harcamak istemiyorum ben de.
Hem de zaten üç baba bir anne yapıyor. Piyasasını kurtarmaz. Yani çalışmaya değemez bir durum gibi görüldü.
Bu neticede annenin yetiştiği bir dünyada ne okula gerek var ne de başka bir şeye gerek var diye birinci olarak annelere annelerden artanını da babalar için yapıyoruz. İkincisi anne adayları için yapıyoruz. Keşke anne adaylarını sadece muhatap alsak.
Çünkü anneliğinin 15 senesinde bir kadına tesir etmek de çok zor. İç duygularını, birikimlerini yani zorki değiştirmek belki mümkün ama zaten çocuk elden gitmiş. O yüzden keşke anne adaylarına özellikle hitap etmek istiyorum.
Ve üçüncü olarak da çocuk yetiştirdik. Oldu olmadı ama torun yetiştireceğim inşallah diyen annelere hitap etmek istiyorum. Nenelere hitap etmek istiyorum.
Dördüncü olarak da bu ümmet benim ümmetimdir. Bu ümmetin her çocuğu benim çocuğumdur. İlla Gazze'de bomba altında olması gerekmiyor.
Doğan her çocuk için söyleyecek bir sözüm, söyleyecek bir nasihatim var diyen bütün annelere, babalara öğretmek istiyorum. Ve 5şinci olarak da ilim cennete doğru koşulan bir ibadettir. O ibadeti yapmak isteyen herkese hitap etmek istiyorum.
Bu derslerin sonunda ne vadediyoruz peki? Annelere, babalara hitap ettik. Bu derslerin sonunda bir vaadimiz var mı?
Var'ın izniyle. Birincisi ilim sahibi olacağız. Yüzlerce mesele konuşacağız.
Onlarca ayet, yüzlerce hadis konuşacağız. Bu bir ilim. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yolunda olacağız.
Ashab-ı kiramın yolunda olacağız. Kur'an bilenlerle bilmeyenler aynı olur mu? Diyor ya.
Bilen annelerle bilmeyen anneler aynı olur mu? Bilen nenelerle? Bilmeyen neneler aynı olur mu?
Bilen komşuyile bilmeyen komşu aynı olur mu? Bilerek nasihat edenle bilmeden nasihat eden aynı olur mu dosyasında inşallah bilenlerden olacağız. İkinci olarak da bir pratiğimiz olacak.
Karşılaştığımız zaman çocuk yetiştirmek ve dolaylı konularıyla karşılaştığımız zaman elimiz ayağımız birbirine karışmayacak. Bir pratiğimiz olacak. Nasıl Nuh Aleyhisselam'ı pratiğe çevirdik.
Şimdi o pratiği biz iiznillahi teala çocuk yetiştirme sürecince göreceğiz. Üçüncü olarak da Allah hiçbirimize ne hocaya, ne dinleyen anneye, ne dinleyen babaya düzeltin bu dünyayı diye bir görev vermedi. Üzerinize düşeni yapın dedi.
Nitekim yerler gökler onun önünde secde edecek kadar değerli olan sallallahu aleyhi ve sellem 250 milyondan kaç kişi kurtardı dedik. Her şey ortada ama o görevini yaparak gitti. Tebliğ ettin mi?
" dedi. "Ettin ya Resulallah" dediler. "Şahit ol ya Rabbi" dedi.
Gitti. Diğer peygamberler de öyle yaptı. Üçüncü olarak da üzerimize düşeni yapacağız.
Çocuğumuzla cahil bir anne olarak karşılaşmadım ben. Örnekler bilmeyen, sadece doğuran bir kedi yavrusu gibi karşılaşmadım diyeceğim de vallahi kediler fena anne değiller. Yani ağaca tırmanmayı bile çocuğuna öğretiyorlar.
Bu hayatı kediler de tanıyor, güvercinler de tanıyor. Ve dördüncü olarak da bir işi bilerek yapmanın hazzını tatacağız. Namazda nasıl hareket edeceğini bilen birisi var.
Bir de önündeki nasıl eğilip kalkıyorsa ona göre eğilip kalkan birisi var. Ben namazı kendim biliyorum, kendim kılıyorum demenin zevkini yaşayacağız inşallah. Ve en büyük hazzımız Allah'ın rızasını kazanacağız.
Sevabını biriktireceğiz. Keşke çocuğumuz ve bütün dünya çocukları harika olsun diye umut edeceğiz. Kimse olmazsa olmasın ben Allah'ı buldum, rızasını buldum, cennetini, sevabını buldum diyeceğimiz noktaya geleceğiz inşallah.
Bu giriş dersimizdi. Eee, bu dersten sonraki bölümde inşallah çocuk eğitimi konusuna girmeye başlayacağız. Vhamdülillahi rabbil alemin.