Herkese merhabalar. Bugün sizlerle birlikte Türkçenin en değerli ve en keyifli konularından birini öğreneceğiz. Deyimler ve atasözlerini öğreneceğiz.
Tonguçum, hazır mıyız evladım? >> Hazırım hocam. >> Harikasın.
Tebrik ediyorum seni. 5. sınıf Türkçede 6.
videomuza geldik. Bugün sizlerle birlikte kalıplaşmış sözlere bakacağız. Mecazi ifadelere bakacağız.
Atasözlerine bakacağız. Mesela damlaya damlaya göl olur bir atasözü ya da gözden düşmek bir deyim. Bunların anlamlarını çok güzel bir şekilde öğreneceğiz.
Hemen dersimize başlayacağız. Ama öncesinde ben Türkçe öğrenme hatasımızda artık 6. videomuza geldiğimizi haber vermek istiyorum.
Şimdi çok güzel bir şekilde buradan ödevlerimizi hemen verelim. Tonguç Eladi benim tüm derslerde test 11, Dinamo'da test 38 ve 40, Zoru Bankası Türkçe'de de test 8ile 9 ödevlerimiz olacak. 0'dan 5'te yine deyimler ve atasözlerle alakalı sorularımızı güzel bir şekilde çözüyoruz.
Bunları nereden yapıyoruz Songuçum? >> Şampiyondan. >> Harikasın.
Şampiyon paketten yapıyoruz. Şampiyondan yapıyoruz. Sen şampiyon dedin ama şampiyon paket şampiyon fark etmez.
Şampiyon pakette bütün bunların hepsini güzel güzel çözebiliriz. Hadi bakalım şimdi arkamıza yaslanalım. Emniyet kemerlerimizi bağlayalım ve çok güzel bir şekilde deyimler ve atasözlerini öğrenelim.
[müzik] Eli ayağına dolaşmak tam da bizim anlattığım şey. Elimiz ayağımıza dolaşıyor. Yani şaşırıyoruz, telaşlanıyoruz.
Eli ayağına dolaşmak şaşırmak, telaşlanmak demek. Ya da lafı ağzından kaçırmak da istemediği halde boş bulunup söyleyi vermek. Yani bir anda ağızdan laf kaçıyor.
Söylemeyeceğin şey ağızdan kaçıyor. Ya da ağızdan baklayı kaçır çıkarmak da kişinin uzun süre sakladığı veya içinde tuttuğu önemli bir gerçeği veya sırrı açıklaması yani sırrını ağızdan çıkarması demek. Veyahut da boyunun ölçüsünü almakta bir işi başaramayınca artık yetersizliğini kabullenmek.
Ben boyumun ölçüsünü aldım. Bu işi yapamayacağımı anladım demek. Ateş püskürmek yine kişinin kendini kontrol edemeden çok sinirlenmesi, çok öfkelenmesi ya da boynu kıldan ince olmak bir durum karşısında her şeye razı ol.
Benim boynum kıldan ince artık kabul ettim. Mesela öğrenciler artık derslerde, sınavlarda hocalarına karşı boynu kıldan ince olmuş oluyor. Ya da dirsek çürütmek çok çalışmak oluyor.
Şu anda Fatih Ayhan'ın, Yunus Can Çetintaş'ın ya da Ümit Varoğlu'un Safiye'nin ya da Hüma'nın yaptığı şey dirsek çürtmek. Dirsekleri çürüyor. Hatta ben de gerçekten böyle videolar çeke çeke bazen ceketlerimin buralarının çürdüğünü görüyorum arkadaşlar.
Yapacak bir şey yok. Şimdi beyin yıkamak deyince arkadaşlar çeşitli yöntemler uygulayarak birisini belirli bir düşünceyi benimsemeye zorlamak. Yani beynimizi yıkıyorlar.
Bize yanlış bilgiler veriyorlar diyoruz ya sosyal medyada. İşte ona dikkat edeceğiz. Gözleri yuvalarına fırlamak da aşırı heyecanlanmak.
Korku veya öfke gibi nedenlerden gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi oluyor. Böyle acayip korkuyorsun. Aşırı heyecanlanıyorsun.
İki ayağını bir popüa sokmak, bir işi çabuk yapmak için kişiyi zora sokmak. Mesela ben şu anda bana deseler ki canlı yayın bir dakika sonra bitecek deseler bir sürü sayfa var. Bir sürü sorular hazırladım.
Bir sürü konular var. Nasıl yapacağım ben? Yetiştiremem ki.
Derim ki arkadaşlara, "Hocam canlı yayınınız bir dakika sonra bitiyor. " derlerse ben onlara şöyle söylerim. "Ne yapıyorsunuz ya?
İki ayağımı bir babca sokmayın. Benim yetiştiremem ki bir dakikada derim. Öyle değil mi?
Sizler de bunları güzel güzel hayatta kullanacaksınız. Kulak asmak, söylenen sözü dikkate almak anlamına geliyor. Renkten renge girmek, heyecan, korku ve utanmadan dolayı yüzünün renginin değişmesi.
Yani yüzü kızarıyor ya insanın bazen hani kırmızılaşıyor, sonra beyazlaşıyor. Korkudan sararıyor, sonra utançtan kızarıyor gibi. El üstüe tutmak bir kimseye çok saygı ve sevgi göstermek.
Biz annelerimizi, babalarımızı, büyüklerimizi, öğretmenlerimizi belü tutuyoruz, değil mi? Yumurta kapıya dayanmak yapılacak iş için zamanın çok daralması. Mesela şu anda saat kaç?
E işte 510 geçiyor. Eee 5i 12 geçebilecekse canlı yayın yumurta kapıya dayanmış demektir. Eyvah yumurta kapıya dayandı hemen bitmesi lazım gibi.
Kafa ütülemek gereksiz konuşup karşısındakini rahatsız etmek anlamına geliyor. Yelkenleri suya indirmek direnmekten vazgeçip karşısındakinin dediğini benimsemek kabul etme. Kabul ediyorum abi.
Tamam. Yelkenleri suya indirdim. Üstüne düşmek, bir kimseyle veya bir şeyle çok ilgilenmek anlamına geliyor.
Baltayı taşa vurmak, farkında olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. Yani e pot kırmak anlamına geliyor. Çam devirmek.
Bak çam devirmek, baltayı taşa vurmak, eee pot kırmak. Bunların hepsi aynı anlama geliyor arkadaşlar. Bir kişiye dokunacak sözleri farkında olmadan söylemek anlamında.
İğneyle kuyu kazmak yetersiz bir şekilde, yetersiz araçlarla, sabırlı biçimde çalışıp çok güç veya imkansız olan bir şeyi başarmaya çalışmak. İğneyle kuyu kazıyorsun şu an. Çok zor.
Süt dökmüş kedi gibi olmak suçunu bilmek ve bundan utanmak anlamına geliyor. Gözden düşmek yine kendisine değer verenlerin sevgilerini ve güvenlerini yitirmek anlamında. Göze girmek bir işi en iyi şekilde tamamlamak.
Göz boyamak kandırmak, yanıltmak, aldatmak anlamında. Yani göz mesela bazen harçlık almak için büyüklerimizin gözünü boyarız. Ya bugün çok ders çalışıyorum ya falan deriz.
Onun gibi. Gözü yüksekte olmak bulunduğu durumdan daha üstün bir yere ulaşma arzusu içerisinde olmak. Gözüm çok yükseklerde benim deniz.
Deyimlerin genel özellikleri. Deyimler en az iki sözcükten oluşur. Mesela az öncekiler hep iki sözcükte en az.
Görüyorsunuz değil mi? Bak neydi bu? Üç kelime.
Yel kend üstüne düşmek iki kelime. Baltaya taşmak üç kelime. İğneyle kuy kazmak dör kelime.
Süt dökmüş kedi dört kelime. Gözden düşmek iki kelime. Göze girmek iki kelime.
Göz boyamak iki kelime gözü yüksekte olmak üç kelime. Dolayısıyla en az iki sözcükten oluşuyor. Göz atmak mesela iki sözcük.
Deyimler kalıplaşmış söz gruplarındandır. Bağrına taş basmak. Sen buna bağrına kaya basmak diyemezsin.
Mutlaka kelimeleri aynı kullanman lazım. Deyimlerin çoğu kişine göre çekim. Yani başa çıkmak, seninle başa çıkmak zormuş diyebilirsin.
Seninle başa çıktım diyebilirsin. Başa çıkar, başa çıkmış gibi şehir kişiden kişiye değiştirebilirsin. Mesela onun gözü yüksekte dersin.
Gözü yüksekte olanları severim dersin. İşte gözü yüksekte olmamak lazım dersin. Yani değiştirebilirsin.
Yani deyimler hafif böyle çekimlenebiliyor. Ama at sözleri hiç değişmeyecek. Onu birazdan söyleyeceğim sizlere.
Şimdi bir tane sorumuz var. Çok dikkatli davranarak her şeyi en ince ayrıntısına kadar incelemek anlamını verdi de diyeyim. Aşağıdakiler hangisidir?
Çok dikkatli davranarak her şeyi en ince ayrıntısına kadar incelemek anlamına gelen deyim. Göz atmak bakıyorsun yani eni değil. Dikiş tutturamamak bir işte başarılı olamak demek ya bir türlü olmuyor.
Üzerine titremek onunla ilgilenmek çok böyle mesela annelerimiz babalarımız bizim üzerimize titrer. Onu bizle çok ilgilenir. Kılı 40 yarmak.
Şöyle kıl düşünün mesela şurada bir tane kıl varsa koparayım ah falan. Şaka öyle bir şey yok. Bir kılı 40'a bölebilir misiniz?
Bölemezsiniz. E bu imkansız bir şey yani her şeyi en ince ayrıntına kılın biri ayrıntısına kadar iniyorsun. O da cevabımız Burs oluyor.
Geldik hemen başka bir kısma. Deyimler genellikle meciz anlamlıdır. Yani burnu büyümek dediğimizde gerçekten bir insanın burnu büyümez.
Yani böyle havalanmış anlam. Göz gezdirmekten alıp gözü gezdirmiyorsun esasında. Burada bir mecaz anlam vardır.
Deyimlerin bazıları ise gerçek anlamdır. Kimi kimsesi olmamak demek gerçekten kimi kimsesi yok. İyi gün dostu olmak demek gerçekten sadece iyi günde arkadaşlık kuruyor anlamına gelebilir.
Şimdi deyimlerin genel özelliklerini açıklamaya devam ediyoruz. Deyimler kimi deyimler eş anlamlıdır. Yani pot kırmak az önce vardı ya hani çam devirmek, baltayı taşa vurmak istemeden bir kişiye bir söz söylemek anlamına geliyordu.
Üçü de aynı anlamda. Kimi deyimler karşıtı anlamlıdır. Ayağa alışmak, ayağını kesmek.
Eğer siz sürekli okula gidiyorsanız ayağınız alışmış demektir okula. Ama artık okula iş gitmiyorsanız ayağınızı kesmiş demektir. Deyimler bir kavramı ya da durumu anlatmak için kullanılır.
Deyimler ders vermez. Burnuna tütmek dediğimizde çok özlemek anlamına gelir. İç ısırılamak deinde üzülmek anlamına gelir.
Bir ders verdim. Şimdi geldik atasözlerine. Atasözleri kalıplaşmış söz gruplarıdır.
Bu nedenle atasözlerini oluşturan sözcüklerin hiçbir kelimesi değişmez. Yani eş anlamları kullanılmaz ve bu sözcüklerin yeri değiştiremez. Mesela damlaya damlaya göl olur diyebilirsin.
Bu doğru. Ama damlaya damlaya deniz olur. Damlaya damlaya nehir olur.
Damlaya damlaya kuy olur. Böyle bir şey olmaz. değiştiremezsin.
Atasözlerinin çoğu mecaz anlamlıdır. Ağaç yaş eğilir. Ne demek bu?
Yani insanlar küçük yaşta yetiştirilir demek. Ya da yuvarlanan taş yosun tutmaz. Yani sürekli iş değiştiren kişi başarılı olamaz demek.
Yani eee bunu sakın işleyen demiri ışıldarla karıştırmayın. Bazı atasözleri ise gerçek anlamlıdır. Bu dost ile ye hiç alışveriş etme.
Yani dostunla her şeyi yap ama onunla ticaret yapma ya da bugün işini yarına bırakma. Bunların hepsi gerçek anlamlıdır. Bak bu ikisi zor sorularda karşımıza gelir.
Atasözlerinin bazıları eş anlamlı, bazıları yakın anlamlıdır. Terzi kendi sökünü dikemez ve mum dibine ışık vermez. Yakın anlamlı.
Niye? Çünkü yani bir insan kendi sökünü dikemiyorsa yani kendine faydası olmuyor demektir. Halbuki terzi insanların kıyafetlerini diken birisi.
Kendisininkini dikemiyor ama niye? İnsan bazen en yakındakine faydalı olamaz demek bu. Yani mum dibine ışık vermez.
Yani bir mum düşünün. Şöyle şuraya bir mum çiziyorum. Işık verir etrafa böyle.
Ama burası karanlık olur. Mumun kökü karanlık olur. Niye?
Işık etrafa gidiyor. Bazı atasözleri karşı anlamlıdır. Akıl adama sermayedir diyor.
Bak burada aklı övmüş. Akıllı köprüyü arayıncaya dek deli suyu geçer. Burada akıl olmaya gerek yok.
Hemen deli çoktan işi bitirir demek istiyorum. Bazı atatözleri ise ön yargı bildirir. Kişi arkadaşından bellidir.
Yo bazen arkadaşın farklı olur, sen farklı olabilirsin. Hayır kişi arkadaşından bellidir. Hani bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim gibi.
Ama önyargılı davranıyorsun. Merki benim arkadaşım kötü bir insan oluyorum ama ben iyi bir insan olabilirim demek. Şimdi bir tane sorumuz var Tongçum.
Diyor ki bu metindeki altı çiz çizili değimin anlamını aşağı yazınız. Sınav sabahı Ayşe erkenden kalktı ama kahvaltı yapamadı. Okula giderken karnı zil çalmaya başladı.
Ancak sınav heyecanı bunu ona unutturdu. Sınav başladıktan sonra biraz sakinleşince midesinin kazındığını hissetti ve bu onu fazlasıyla zorladı. Neyse ki sınav biter bitmez kantine gidip bir şeyler atıştırdım.
Karnı zil çalmak ne olabilir Tonguçum? >> Harikasın bu kadar basit. Çok >> acıkmak anlamına geliyor Tonguç Eladı benim.
Hemen diğer sorumuza da bakalım. Aşağıdaki atasözlerinden hangisinin konusu bu metinle aynıdır? Toplumsal ve bireysel kalkınmanın en önemli göstergelerinden bir tanesi yardımlaşmadır.
Yardımlaşma sayesinde yardıma ihtiyacı olanların ihtiyaçları giderilirken yardım edenler de vicdani rahatlık yaşayarak mutluluk hissedecektir. İki tarafa da faydası olan yardımlaşma konusu dikkat edilmesi gereken hususlardan bir tanesidir. Yardımlaşma bu anlamda yardım gören açısından çok faydalı olan durumlardan bir tanesidir.
Bunun yanında yardım eden kişi de vicdani rahatlık yaşayarak yardım etmenin mutluluğunu hissedecektir demiş. Şimdi burada sence neden bahsediyor Tongçğum? >> Yardımlaşmak hocam.
>> Çok güzel. O zaman biz tüm dersel kitabımızdaki bu soruda yardımlaşmayı bulmaya çalışacağız. Dostun attığı taş başarmaz derken dostumuzun yaptığı eleştiri bizim için zararlı değildir.
Bizim için faydalıdır demek istiyor. Yani dost bir taş atıyorsa yani bizi eleştiriyorsa, bize kötü bir söz söylüyorsa bunun bize zararı yok, faydası var demektir. Mesela ben senin dostunum hocan olarak tonguşlar çalışmıyorsun dediğim zaman sen esasında bunu bir faydalı bir şey olarak göreceksin.
El el ile değirmen yerle. Ha şimdi eskiden yel değirmenleri vardı böyle yel değirmenleri tonguç evladım benim rüzgar estiği zaman hareket ediyordu. Rüzgar esmese hareket etmiyor.
İşte el de elile hareket eder. Mesela el tek başına bir ses yapamaz ama diğer elle [alkış] ses yapabiliyor. İşte yardımlaşmanın önemini bahseden Bursa seçeneği.
Üzüm üzüme baka baka kararır. İnsan arkadaşlarına benzer demek. El kazanıyla aş kaynamaz da başkasının yardımıyla bir iş olmaz.
Esasında insan kendisi yapması gerekir diyor. >> Birbirlerine ters. >> Evet.
birazcık birbirine ters gibi oluyor. O yüzden cevabımız Bursa seçeneği. Tongadı benim.
Dersimizi bitirdik. Hadi bakalım ödülü sayfamıza geldik. Her ay abonelere özel hediyelerimizi kaçırmayın.
Abone olmayı unutmayın. Hadi bakalım.