LGS 2026'da hedefimiz Türkçede. Kaç Tonguçum? >> 20de2 hocam.
>> Harikasın. 20de 20 hedefimiz için zaten sıkı sıkıya çalışmamız gerekiyor. Ve LGS 2025'e baktığımızda zaten bütün LGS'lerde böyle ilk başta sözelle başlıyoruz.
Sözelde Türkçeyle başlıyoruz. Türkçede ilk iki soru sözcükte anlam. Dolayısıyla sözcükte anlam LGS'nin başlangıcı olacak.
Bu konu çok değerli bir konu. Buradaki birçok başlığı gerçek anlam, mez anlam, terim anlamı önceki sınıflarda öğrenmiştik. >> Bunları 7.
sınıfta öğrenmiştik hocam. >> Evet. 7.
sınıfta 6. sınıfta, 5. sınıfta hepsini duyduk.
Şimdi bir kez daha üzerinden geçeceğiz ve hızlı bir şekilde bu konuyu çok güzel bir şekilde öğrendikten sonra hemen bol sorular çözeceğiz. Zaten sizlere ödevlerimizi de vereceğiz ve ardından sizler bu ödevleri tamamlayarak netlerinizi artıracaksınız. Şimdi hiç vet kaybetmeden çok anlamlıkla başlıyoruz.
Birincisi sözcüklerin anlam genişlemesi yoluyla zaman içerisinde kazandıkları farklı anlamlara biz çok anlamlık diyoruz. Yani bir kelimenin birden fazla anlamı var. Mesela yetiştirmek sözcüğü vaktinde ulaştırmak, hazır olmasını sağlamak, sağlayıp vermek, çocuğun büyümesine özen göstermek gibi farklı farklı anlamlar kazanabiliyor.
Bizim burada uygulayacağımız yöntem şu. Y k y >> o nedir hocam? >> Yani yerine koyma yöntemi.
Mesela öyle hızlı sürdü ki beni uçağıma yetiştirdi ifadesinde yetiştirdi sözcüğünün yerine beni uçağıma vaktinde ulaştırdı diyebiliyor muyuz? Diyebiliyoruz. O zaman bu anlamda kullanılmış ama şöyle diyebiliyor muyuz?
Öyle hızlı sürdü ki beni uçağıma hazır olmasını sağladı. Olmuyor. Bak bunu buraya koyamıyorsun.
Buraya bu ifadeyi yerleştirebiliyorsun. Şuraya bakalım. Sınavları önümüzdeki haftaya e sınavları önümüzdeki hafta yetiştireceğim diyor ya.
Sınavların önümüzdeki haftaya hazır olmasını sağlayacağım diyebiliyoruz. Bu ifadenin yerine bunu yerleştirebiliyoruz. İhtiyaç sahiplerine yardımları verdim.
Sağlayıp verdim. İhtiyaç sahiplerine yardımlar yetiştirildi veyahut da kızını çok güzel yetiştirmişsin. Yani kızını çok güzel büyümesine özen göstermişsin.
Onu çok güzel büyütmüşsün. Dolayısıyla bu ifadelerin yerine ayra içerisinde yazdığımız ifadeleri tık diye koyabiliyoruz. Bak istersen şuraya bakalım.
Mesela bakmak sözcüğü farklı farklı anlamlar kazanabilir. Bugün eski albümlere baktık. İşte bu kadarcık parayla üç boğaza bakıyor.
Ofiste yine tüm işler bana bakıyor. Ehliyeti yenilenmesine hangi kurum bakıyor? Çorbanın tuzuna bakar mısın dediğimizde farklı farklı anlamlarda bakmak sözcünü görüyoruz.
Ben şimdi bir anlam söyleyeceğim. Sen hangisiyle bağlantılı bulmaya çalışacaksın. Ekranları başındaki öğrencilerimiz de bizle beraber bulsunlar.
Tongçum mesela burada hangisinde mesela diyelim ki ilgilenmek anlamında kullanılmış olabilir? >> Dördüncüsü mü hocam? >> Bakalım yerine koyuyorum.
Şimdi ehliyeti yenilenmesiyle hangi kurum ilgileniyor diyebiliyorsun. Bak o zaman burada ilgilenme bak ilgilenme anlamında diyebiliriz. Bak eh yenilenmesine hangi kurum ilgileniyor diyebiliyoruz.
Veyahut da ama bak şurada mesela bugün eski albümlere ilgilendik anlamsız oluyor. Ya da şu çorbanın tuzuna ilgilenir misin? olmuyor.
Ya da işte bu kadarcık parayla üç boğazla ilgileniyor. Olmuyor. Mesela eee şuraya bakalım.
Hangisi mesela sorumluluk anlamında. Şimdi bugün eski albümlere sorumluluk ya da bu kadarcık paralel 3 ofise yine tüm işler bana sorumluluğu yüklendi anlamında olabiliyor. Ha bak sorumluluğu yüklenmek anlamı var burada.
Bak ofiste yine tüm işler bana bakıyor. Yani sorumluluğu bende bak burada da bakmak kelimesi sorumluluk anlamında kullanılmış diyebiliriz. Şu çorbanın tuzuna sorumluluk olmuyor.
Yani bu ifadeyi buraya yerleştiremiyoruz. Veya başka bir şeye bakalım. Mesela görme.
Bugün eski albümleri gördük. Bugün eski albümleri inceledik manası. Bugün eski albümlere gördük, baktık anlamında, görme anlamında kullanabiliyoruz.
Bu kadarcık parayla üç boğaza bakıyor dediğimizde geçinme anlamında geçiniyor, geçindirme yani bu kadarcık parayla üç boğazı geçindiriyor. Geçindirme onlara maddi anlamda destek olma anlamı kullanılmış. Şu çorbanın tuzuna bakar mısın dedinde de şu çorbanın tuzunu ne demek istiyor Tonguçum?
>> Harikasın. Tatmak anlamında kullanılmış diyebiliyoruz. Dolayısıyla biz bu kelimelerin yani bakmak kelimelerinin olduğu yere şunlardan hangisini koyabiliyorsak yerine koyma yöntemiyle o kelimenin anlamında olduğunu göreceğiz.
Zaten LGS'de çıkmış sorulara baktığımızda işte altı çizili söze hangi anlam katmıştır dediği zaman sen seçeneklerde doğru cevabı bulduğunda doğru cevap olduğunu düşündüğün seçeneği eğer bunun yerine koyabiliyorsan yani y k yine koyma yöntemini uygulayabiliyorsan soruyu rahatlıkla yapabilirsin tong çeladım benim şimdi mesela gel diğer sayfaya geçelim gerçek anlam ve ez anlam zaten sınıfta 6 sınıfta 7 sınıfta görmüştük burası çok kolay hemen hızlı geçiyorum burayı bir sözcüğün aklımıza gelen ilk anlamına biz gerçek anlam yani temel anlam diyoruz. Evin aydınlık köşesine oturup kitap okudu dediğimizde buradaki aydınlık kelimesi gerçekten karanlığın zıttı olan aydınlık yani bir ışıktan bahsediyor. Ama aydınlık fikirleriyle bize her zaman doğru yolu gösterir dediğimizde buradaki aydınlık ışıktan bahsetmiyor.
Bize doğru fikirleriyle, güzel fikirleriyle, anlamlı fikirleriyle, modern fikirleriyle doğru yolu gösterir demek istiyor. Dolayısıyla buradaki yol bildiğimiz asfalt yol değil zaten. Doğru yöntemi gösterir demek istiyor.
Dolayısıyla buradaki aydınlık sözcüğü buradakinden farklı bir şekilde gerçek anlamdan uzaklaşarak başka bir sözcüğün yerine kullanılmış, başka bir anlam kazanmış. Havaların soğumasıyla birlikte hastalıklarda arttı. Bak buradaki soğumak gerçekten soğuma ölçülebilen bir soğuma.
Yani hava soğumuşte artık paltomuzu giyiyoruz 10 derecenin altına düşmüş ama soğuk tavırları yüzünden ondan iyice uzaklaştım. Buradaki soğuk tavırlar deyince neden bahsediyor? >> Klimadan bahsetmiyor.
İşte espri yapıyorsun Tongçuğum. Klima değil. Buradaki soğuk tavırları kaba tavırları.
Yani arkadaş canlısı olmayan tavırlar diyor. Buradaki soğuk tavırı sen hissetmiyorsun. Aa soğuk geldi elime diyemezsin.
Dolayısıyla buradaki mecaz. Buradaki ise nedir? Gerçek anlamda yerdeki kuru yaprakları süpürdüler dediğimizde buradaki kuru yaprak gerçekten kurumuş.
Kuru yani ıslak olmayan, yaş olmayan cansız yaprak. Ama kuru vaatten başka hiçbir şey yok dediğimizde boş vaat yani işe yaramaz vaat demek istiyor. Buradaki kuruluk ıslaklığın zıttı olan kuru değil.
İşte buradaki kelimeler mecaz anlamda tonguç evladı benim. Burada ise gerçek anlamında kullanıldığını görüyoruz. Demek ki suyun soğuk olması bizim için gerçek bir soğukluk ama insanların soğuk davranması bizim için mecaz oluyor.
Tongadım benim zaten şöyle bir şey var. Bak sana şöyle örnek vereyim. Şimdi gerçek anlam var mecaz anlam var.
Gerçek anlamlı kelimeler genellikle somuttur mecaz anlamlı kelimeler genellikle soyuttur. Tongşeladım benim. Hatta gerçeğe anlamlı kelimeler nicelken mecaz anlamlı kelimeler nitel olurlar.
Mesela bak şöyle göstereyim. Havanın soğuk olması ölçülebilir. Somut olarak hissedersin.
Soğuk eline değer ve gerçek anlamdadır. Ama insanın soğuk olması niteldir. Ölçülemez.
Kimine göre farklıdır soğukluğu soyuttur. Gösteremezsin. Bak bu kadar soğuk, bu kadar derece soğuk diyemezsin.
Ve mecez anlamda kullanılmıştır. Bunu da burada küçük bir anekdot olarak düşüyorum. Hatta burada biraz daha artırıyorum.
Gerçek anlamlı kelimeler nesneldir Tonguç evladı benim. Ama mece anlamlı kelimeler cümleye özellik katar. Yani bu oda soğuk dediğinde bu nesnel bir cümledir ama Ahmet bana soğuk davranıyor dersen bu öznel bir anlam katar.
Bunu da burada not düşmek istiyorum. Terim anlam ise bilim, sanat, spor ve meslek dalları ile ilgili özel kavramları karşılayan sözcüklerdir. Bağlamanın akordunu ne zaman yapacaksın?
Bak buradaki akord ya da dersimizde şiirle ilgili özel bilgiler öğrendik dediğimizde bu da yine bir edebiyat terimidir. Anestezi mesela tıp terimidir Tongçuğum. Çarpma hangi dersin terimi?
Yok Arapça. Ne? Aferin evladım.
Matematik terimi espri yapıyorsun. Duruşmaya baktığımızda yine duruşma da bir hukuk terimidir. Tonguç evladım benim.
Bir sözcüğün terim anlamlı olmadığı cümleye göre değişebilir. Mesela geometri dersine tahtaya doğru çizdik dersem buradaki doğru tabii ki bir terimdir. Ama o haberler doğru değil dediğimizde buradaki gerçek anlamdır.
Bak buraya gerçek anlamda kullanıldığını burada ise terim anlamında kullanıldığını bilmemiz lazım. Şimdi gelelim eş anlamlı ve zıt anlamlı sözcüklere. Bunları da yine önceki sınıflarda öğrenmiştik.
Ben anaokulunda öğrendim hocam. >> Anaokulunda da öğrenmiş olabilirsin. İlkokul 2de 3üçte 4'te de öğrenmiş olabilirsin ama bunlar çok kolay.
Gerçekten yazılışları ve okunuşları farklı ama anlamları aynı olan sözcüklere biz eş anlamlı sözcükler diyoruz. Mesela sözcük ve kelimenin yazılışları farklı ama anlamları aynı. Siyah ve kara, üzüntü ve keder.
Öykünün eş anlamlısı nedir Tonguçuğum? >> Harikasın. Hikaye diye yazıyorum.
Varsılığın ne olduğunu mesela ekranları başaki arkadaşlarımız da bilmeyebilirler. Varsalığın eş anlamlısı arkadaşlar zengindir. Eserin mesela yapıttır.
Bunları bilmemiz lazım. Zıt anlam ise anlam bakımından birbirinin karşıtı olan sözcüklere biz zıt anlamlı sözcükler diyoruz. İleri geri, aşağı yukarı.
Dar geniş sıcak soğuk. Gülmenin zıttı nedir? Tongladı benim.
>> Gülmemek hocam. Hayır o olumsuzu gülmenin zıttı ağlamaktır. Güzelin zıttı çirkindir.
Bak buraya dikkat et Tadzim benim. Yani gülmek kelimesinin, bak gülmek kelimesinin olumsuzu gül memek. Tamam bunu kabul ediyoruz.
Bu olumsuzu ama zıttı ağlamak. Buna dikkat et. Yani bir kelimenin olumsuzu onun zıttı değildir.
Şimdi bir uygulamamız var. Aşağıda verilen altı çizili sözcüklerin eş anlamlısını yandaki boşluklara yazınız demiş. Bakalım bu haftaki dersimizde milli mücadele döneminde yaşanan savaşları öğrendik.
Savaşın eş anlamlısını biliyor musunu çeladım benim? Harikasın aferin. Gerçekten zor sorularda da başarılısın.
Harp. Doğa bize tüm cömert ile davranıp lezzet yemişler ikram ediyor. Burada doğanın eş anlamlısını ben söyleyeyim.
Tabiat onu söyleyelim. Cömertliğin eş anlamlısı da bonkör. Bon kör diye yazıyorum.
Tongçelad benim. Şöyle bonkörü doğayı işaretleyelim. Payıma köydeki beton ev düştü.
Benim de diyor. Tamam. payına köydeki beton ev düşmüş.
Tamam. Pay da burada Tong Celadenim hisse ile eş anlam oluyor. Dağların doruklarına kar yağmış dün gece.
Doruk kelimesinin eş anlamlısı nedir Tong Şeladenim? >> Zirve. >> Muhteşemsin Zirve.
Tebrik ediyorum seni. Gerçekten zor soruları bildin. Ekranları başında da eğer doru kelimesinin zirve olduğunu, savaş kelimesinin eş anlamının harp olduğunu bilen arkadaşlarımız varsa onları da alkışlıyorum.
Bilemeyenlere de hiç sıkıntı yok. Şimdi geldik eş sesli yani sesleş sözcükleri. Şimdi yazılışları ve okunuşları aynı.
Ama anlamları farklı olan sözcüklere biz sesleş yani eş sesli sözcükler diyoruz. Mesela sima olan yüzmek mek ya da yüzme yüzme eylemi ve sayı olan 100. Bunlar birbirinden farklı.
Burada mesela çay bir akarsu anlamına gelen çay var. Bir de içecek olan çay var. Öyle değil mi Tonguçum?
Hani içtiğimiz çay var. Veyahut da aynı şekilde yüz için de aynı şekilde burada bir simme anlamına gelebiliyor. Bir de sayı olan 100 var.
Kır mesela bir beyaz anlamına gelebiliyor. Yani kır saçlı beyazlamış anlamına gelebiliyor. Bir de piknik yeri olan kırı da söyleyebiliriz.
Aynı zamanda kırmak, bükmek anlamında kullanabiliriz. Düzeltme işareti kullanılan sözcüklerde seseşçlik aranmıyor. Kar ve kar seseş olamaz.
Çünkü farklı bunların yazılışı. Hala ve hala, yar ve yar bunlardan farklı oluyor. Tonguç eladim >> yar nasıl oluyor hocam?
>> Şimdi bir yar sevgili anlamına geliyor. Bir de yar uçurum anlamına geliyor Tongladım benim. Bunlarda sesleşik yok.
Somut anlamlı sözcüklere baktığımızda duyu organlarından en az biriyle algılanabilen sözcüklere somut anlamlı sözcükler diyoruz. Çiçek, koku, hava, ışık, ses, kalem, defter bunlar somut. Ama aklımızla algıladığımız duyu organlarından herhangi biriyle algılanamayan sözcüklere ise biz soyut diyoruz.
Ruh, akıl, vicdan, inanç, aşk, rüya. Bunlar mesela rüyayı görüyoruz ama senin gördüğün rüyayı ben göremiyorum. Şimdi nicel ve nitel anlamlı sözcüklere baktığımızda bir sözcük cümle içinde sayı, ölçü, azlık, çokluk ve benzeri anlamda kullanılmışsa bu nicel oluyor.
Yani nicelik hani niceara deriz ya ölçülebiliyor. Ancak sayı, ölçü, azlık, çokluk ve benzeri anlamda kullanılmamışsa nitelik bildiriyor. Bu da nitel anlamlı oluyor.
Mesela bir şehrin havası sıcak olduğu için insanlar da çok sıcaktır demiş. Bak şehrin havasının sıcak olması. Bu nicel ölçülebiliyor.
30 derece ise bir hava sıcaktır. Ama insanların sıcaklığı nitel. Bu ölçülemez.
Sana göre sıcaktır. Bana göre soğuk bir insandır. İnce kartonları davetiyeler için alt dediğimizde bu nicel karton inceliğini ölçersin.
2 milim. Bahçeyi alçak bir duvarla çevirdik. Mesela 50 cm.
Bu da yine ölçülebildiği için nicel. Ama bize nefis yemekler yap dediğimizde bu nasıl oluyor Tongu Çeladım benim? >> Nitel.
>> Evet. Bir yemeğin nefisliği ölçülemez. 2 kilo nefis veyahut da 100 gram nefis veya 1 metre nefis diyemezsin.
Kiş kişiye değişiyor. Biz çok titiz bir çalışma yapıyoruz dediğimizde yine bu da nitel oluyor. Tonguç benim demek ki ölçülebiliyorsa nicel ölçülemiyorsa nitel oluyor.
Yansıma sözcükler ise doğadaki canlı ve cansız varlıkların çıkardığı seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklere yansıma sözcük diyoruz. Mesela hapşu diyorsun, hapşırmak, horlamak mesela horluyoruz. Pat, topun patlaması, fısıltı, me miyav bunları doğada duyuyoruz.
>> Havlama olur mu hocam? Olur. Hemen bak.
Hav diyor köpekler. Havladı dediğin zaman mesela doğada duyduğumuz bir sesi yazıya aktarmış oluyoruz. İkileme ise anlamı pekiştirmek, güçlendirmek amacıyla oluşturulan söz bebekleri.
İleri geri konuşma dediğimizde burada ne oluyor? Zıt anlamlı sözcükler kullanılmış oluyor. Ya da tıkır tıkır dediğimizde yineleme var.
Yani aynı sözcük tıkır tıkırı iki defa kullanmış oluyoruz. İkilemeler farklı yollarla yapılabiliyor. Mesela yavaş yavaş dediğimizde aynı sözcükleri yani sözcük tekrarı yapılmış oluyor.
Ama çok az dediğimizde ne oluyor? Çok az birbirinin zıttı oluyor. Hemen şöyle yazalım.
Zıt anlamlı sözcükleri kullanmış oluyoruz. Ses seda dediğimizde ise eş anlamlı. Ses ve seda eş anlamlı.
Yalan yanlış dediğimizde yakın anlamlı. Yalan ve yanlış aynı şey değil. Eş anlamlı değil ama zıt da değil.
Yakın anlamlı. Ya da ıvır zıvır dediğimizde ikisi de anlamsız. Her ikisi, her ikisi anlamsız sözcüklerden oluşmuş oluyor.
Para mara dediğimizde mesela, eee, ikinci kelime anlamsız, para anlamlı ama ikinci kelime anlamsız. Ya da ufak tefek dediğimizde eee, biri ufak anlamlı, tefek anlamsız. Bak, ilki anlamlı, ilki anlamlı ama ikincisi anlamsız kelimelerden oluşuyor.
Şırıl şırıl dediğimizde mesela yansımaz sözcükler yani doğada duyduğumuz sözcüklerin yazıya aktarılması. Bunların ne olduğunu çok fazla LGS sormuyorlar. Zaten LGS'de bize kitapçığı açtığımızda altı çizili sözle anlatılmak istenen nedir şeklinde sorular soruyorlar.
Ama bunları hem yazılılarımız için hem de soru bankalarına sorular çözerken sıkıntı yaşamayalım diye burada tek gösteriyoruz. Tongçeladım benim zaten sözcükte anlamda yapman gereken şey nedir Tongu Şeladim? >> Soru çözmek.
>> Harikasın. Bol bol soru çözmemiz lazım. Türkçe öğrenme atlasımızda da zaten çözmen gereken soru sayısını da 200 olarak belirledik.
Burada dinamo Türkçe'den aynı zamanda tüm derslerden Türkçe Zoru bankasıan çözeceksin. Bak hem tüm derslerde hem dinamoda hem de zoru bankasıda bu konuyla alakalı süper sorular hazırladık. Bu soruların her birini çözdükçe pekiştireceksin.
Tam da LGS çıkabilecek tarzda sorular koyduk. Bu soruları çözerken mutlaka LGS'de nasıl gelir, aynısı gelirse nasıl yaparım şeklinde dikkatlice çözmeyi unutma. Zaten kitaplarımızın başına da öğrenme hataslarımızı koyduk.
Her bir derste hangi konuya ne kadar soru çözeceğimizi tek tek belirledik. Toplam 17 dersle Türkçeyi bitireceğiz. Sözcük anlamda da çözmen gereken soru sayısı 200.
Tongçeladım benim. Şimdi bir tane sorumuz var. Dinamo plus'tan aldığımız bir soru.
Bakalım. Numaralanmış cümlelerin hangilerinde ikileme kullanılmıştır diyor. Temel seviye.
Normal bir soru. Yapabileceğimiz bir soru. Bakalım ekranları başaki arkadaşlarımızla bizle beraber yapsınlar.
Berinle yeniden sıkı fıkı dost olduk. Artık onunla çok iyi anlaşıyoruz dediğimizde bak sıkı fıkı ikileme. Dolayısıyla 1 olması lazım cevaplarımızın içerisinde.
C'yi ve D''yi eledik. Dersten sonra sizin takımla okulun bahçesi basketbol maç yapalım. Burada ikileme var mı Tongç eladi benim?
>> Tamam 2'yi de eledik. Devam ediyoruz. Cevap Bursa gibi ama bakalım.
Birkaç hafta önce güneşe serdiğim kayısılar kısa sürede kurudu. Burada da ikileme yok. Amcam bitmek tükenmek bilmeyen bir azimle işlerini yapardı.
O zaman 1 ve 4 doğru cevabımız oluyor. Şimdi geldik söz gruplarını anlamam. Kalıplaşmış söz grupları var.
Deyimler, atasözleri, özleyişler. Bir de kalıplaşmamış söz var. Büyüteç tutmak, yolunu aydınlatmak gibi kelimeleri bir şekilde beraber kullanıyor sanatkarlar.
Zaten LGS'de buna benzer kelimeler soruluyor. Şimdi sözcükler farklı sözcüklerle bir araya gelip bir söz grubu oluşturarak farklı anlamlar kazanabilir. Mesela burada yan yana art arda olan şey veya kimselerin tümüne biz ne diyoruz?
Sıra diyoruz. Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan şeye de dış diyoruz. Bu ikisini yan yana getirip sıra dışı dediğimizde bak sıra dışı dediğimizde alışılmışın dışında olan olağan dışı beklenmedik anlamını kazanmış olabiliyor.
Şimdi bir cümle ya da parçada geçen sözcük veya sözcük grubunun anlamının tespiti çok önemli. Bize LGS'te bunu soruyorlar. Mesela kalebinden para damlamak.
Bu ne anlama geliyor sence? >> Anlayamadım hocam. >> Ha işte burada şöyle yapacaksın.
Buradaki somut ifadeyi soyutlaştırmaya çalışacaksın. Ya adamın kaleminden gerçekten para damlayamaz. Demek ki kalem dediği yazarın yaptığı işler kalemle yapılıyor ya.
Yazarın yazdıklarından kazanç elde etmesi anlamına geliyor. Ya da kuş bakışı baktırmak. Kuş nasıl bakar?
>> Yukarıdan bakar. >> Harikasın ama ayrıntıya inemez. Yukarıdan öyle eee ayrıntıya inmeden ana hatlarıyla bakar.
Kuş bakışı baktırdığı zaman ayrıntıya inmeden anahtarıyla sunuyor anlamına geliyor. Şimdi gel istersen burada şuna dikkat edeceğiz. Bak soruda çözeceğiz ama kastedilen kısmın eş veya yakın anlamları düşüneceksin ve günlük hayatta çağrıştırdığı şeyi düşünmen gerekiyor.
Mesela bakalım. Bu metinde geçen bütün şiir köklerini güçlü bir şekilde ırgalamak sözüyle anlatılmak istenen hangisidir demiş. Bakalım.
Orhan Veli'nin mücadelesi edebiyatımızın en büyük mücadelesidir. Buna inanıyorum. Bu mücadelesiyle Orhan Veli yurdumuzdaki bütün şiir köklerini güçlü bir şekilde ırgılamayı başardı.
Bak bütün şiir köklerini güçlü bir şekilde ırgılamayı başardı. Acaba ne anlama geliyor? Şimdi nasıl yapacağımızı göstereceğim.
Taşları yerinden oynattı. Irmağın yatağını daha doğal bir vadiye indirdi. Şiire kasket giydirdi.
Sivilleştirdi onu. Bugünkü şiir verimleri onun da verimleridir biraz. Ama ben öteden beri ne zaman Orhan Veli'nin şiirlerine yaklaşmak, ısınmak istediysem de başaramadım.
" diyor. Şimdi bak, "Şiir köklerini güçlü bir şekilde ırgılamak" ifadesinden sonra kullandığı ifadeler de önemli. Çünkü bunu açıklamış olabilir.
Bak, şiir köklerini ırgılamakla taşları yerinden oynatmış, ırmağın yatağını değiştirmiş. şiire kasket giydirmiş, sivilleştirmiş, farklı farklı anlamlar katmış. Bakalım şimdi anlatılmak istenen ne olabilir diyor.
Şiirle uğraşanların tepkisini çekmek, şiir köklerini güçlü bir şekilde ırgılamayı başarmak, şiirdeki yerleşik anlayışları değiştirmek. He, yerleşik anlayış olabilir. Niye?
Şimdi bir ağacın ilk başta yerleşen kısmı nedir? Köküdür. Ağacın kökü önce olur.
Sonra gövdesi çıkar ve ardından da ağacın kendisini görmeye başlarız. Dolayısıyla nasıl ağacın kökü temelleri ise şiirin de kökü şiirdeki anlayışlar, yerleşik oturmuş anlayışlar olabilir. Buna bir işaret koyalım.
Şiirseverler üzerine derin etkiler bırakmak. Eski şiirlerin olumsuz yanlarını gözler önüne sermek. Şimdi eski şiirden bahsetmiyor bir kere.
D'yi eleyelim. Şiirle uğraşanlardan da bahsetmedi. Şiirle uğraşan insanlardan da bahsetmedi.
Şiirseverler üzerinde derin etkiler bırakmaktan ziyade şiirin üzerine bir etki bırakmış. Yani şiirdeki yerleşik anlayışı değiştirmiş ve taşları yeriden oynatmış. İmağın yatağını daha doğal bir vadiye indirmiş.
Yani yerleşik anlayışı değiştirmiş. Doğru cevabımız oluyor. Dolayısıyla sen hem seçeneklerden giderek hem de buradaki somut ifadeyi soyut olarak düşünerek doğru cevabı bulabilirsin.
Şimdi bir tane yazılı sorumuz var. Ona bakalım. Bu metindeki bazı sözcüklerin anlamı aşağıdaki tabloda verilmiştir.
Bu sözcükleri metinden bularak anlamların karşısına yazınız demiş. Sahra Çölü Afrika'nın kuzeyinde 9. 000 kkare yer kaplayan dünyanın en büyük çölü burası.
Bitki örtüsü son derece zayıf, sınırlı sayıda canlı türünün yaşadığı kavurucu bir çöl. Amazon yağmur ormanları ise dünyamızın akciğerleridir. Yeryüzünde yaşayan farklı canlı türlerin neredeyse yarısı burada barınır diyor.
Şimdi bazı sözcüklerin anlamı tabloda varmış. Nasıl bulacağız? Şimdi burada yine taktiğimiz şu yerine koyma yöntemi Tonguç Eladim.
Şimdi varlığını sürdürmek. Burada varlığını sürdürmek kelimesi nereye koyabiliriz bakalım? Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan ifadesini nereye koyabiliriz?
Ağaçlarla örtülü geniş alan ifadesini nereye koyabiliriz? Şimdi Saraha Çölü bir kere çölün yerine mesela şu ifadeyi koyamayacağımız kesin. Çöl ağaçarla örtülü geniş alan olamaz.
>> O orman hocam >> değil mi? Orman mesela bak burada Amazon yağmur ormanları diyor. Ağaşarla örtülü geniş alan.
O zaman buraya mesela ormanı yakaladın. Aferin. Şimdi ormanı yakaladık ama diğerlerine bakalım.
Sahra Çölü Afrika'nın kuzeyinde 9. 000 km² yer kaplayan dünyanın en büyük çölü. Burası bitki örtü son derece zayıf.
Sınırlı sayıda canlı türünün yaşadığı bak sınırlı sayıda canlı türünün varlığını sürdürdüğü bak yaşadığı varlığını sürdürüyor. O zaman buraya yaşadığı ifadesini koyabiliriz. Niye?
Sınırlı sayıda canlı türünün varlığını sürdürdüğü kavurucu bir çöl diyebiliyoruz. Şimdi enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. Devam edelim.
Eee, kuzeyinde olmaz. Kilometrekare yer kaplayan olmaz. Dünyanın en büyük çölü olmaz.
Burası bitki örtüsü son derece zayıf. Zayıf kelimesini düşünelim. Burası bitki örtüsü son derece az olan yoğunluğu az olan sınırlı sayıda canlı törünün bulunduğu diyor.
Ha bak az olan zayıf. O zaman buraya da zayıf ifadesini koyabiliyoruz. Demek ki bu tarz sorularda hangi yöntemi kullanıyormuşuz sonuç?
>> Yerine koyma yöntemi. >> Harikasın. Y KY yani yerine koyma yöntemini yapabiliriz.
Şimdi başka bir soruya bakalım. Sıcak sözü aşağıdakilerin hangisinde mecaz anlamıyla kullanılmıştır diyor. Bakalım.
Sıcak havalarda yaşlılar dışarı çıkmamalı. Buradaki sıcak aklımıza gelen ilk anlamı. Yani doğada biliyorsun hava ısındığı zaman tenimize sıcaklık dokunur ve hissederiz.
10 derece 20 derece. İşte bu o. O zaman bu gerçek anlam.
Teneffüste arkadaşlarla sıcak çikolata içtik. Bu da yine sıcaklığını hissedebiliyorsun. Mesela soğusa bu soğumuş ders.
Sıcak bir tebessüm bütün kırgınlıkları bitirebilir. Bak tebessümün sıcaklığı bu dereceyle termometreyle ölçülemez. Burada samimi bir tebessüm demek istiyor.
Samimi bir gülümseme. Sıcak çorbadan birer tabak çık derken bu da yine sıcak gerçek anlamıyla. O yüzden cevabımız C seçeneği.
Şimdi yine yazılı denemelerimizden bir soru var. Ona da bakalım. Yazılı sorular da önemli.
Sonrasında zaten sizler tam da LGS çıkan sorularından oluşan dinamodan, Zoru bankasıdan, tüm derslerden soruları çözerek LGS'de mükemmel bir başarı yakalayacaksınız. Tomuçğum şimdi bakalım. Bu konudan iki soru geliyor.
O yüzden önemli. Burada bol bol soru çözmemiz lazım. Dikkat etsen bak her konudan 50 100 150 soru vermişiz ama cümlede anlam ve sözcükte anlamdan 200 soru verdik.
Çünkü çok çok önemli. Şimdi bu metindeki bazı sözcüklerin anlamı aşağıdaki tabloda verilmiştir. Bu sözcükleri metinden bularak anlamların karşısına yazınız diyor.
Yine yöntemimiz neydi? Y K Y yani yerine koyma yöntemi. Ben rengi değiştireyim ki daha rahat bulalım.
Everest dağı. Burada kelimelere şöyle bakalım. Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır.
Düzey kelimesi. Tamam. Dağ, ağaç veya yüksek şeylerin tepesi, en yüksek yeri doruk kelimesi.
Yani yerine koyacağız. Belli bir yere varmak, erişmek, gitmek. Eee, varmak kelimesi.
Bakalım şimdi. Everest dağı dünyanın en yüksek noktasıdır. Tamam.
Himalaya sıra dağlarında bak en yüksek noktasıdır. Doruğudur. Olmuyor.
Nokta kelimesi dorukla aynı şey değil. Himalaya sıraadağlarında yer alan bu dağ deniz seviyesinden 8848 metre yüksekte olup pek çok dağcının zirveye ulaşmak için mücadele ettiği zorlu bir yerdir. Şimdi deniz seviyesinden seviye düzey olabilir.
O zaman buraya seviye kelimesini yazalım. Tamam. Zirveye ulaşmak için bak zirve ve doruk.
Burada zirveyi yazabiliriz. Devam ediyorum. Everes'in zirvesi sürekli olarak zaten bir daha geçti.
Sürekli olarak kar ve buzlağa kaplıdır. Bu dağa tırmananlar genellikle dondurucu soğuk, şiddetli rüzgarlar ve oksijen azlığı gibi zorluklarla karşı karşıya kalır diyor. Hım.
Bakalım. Eee zirveye ulaşmak için mücadele ettiği zorlu bir yerde. Evesiz zirvesi sürekli olarak kar ve buzla kaplıdır.
Bu da tırmananlar diyor. Tamam. Varmak kelimesine benzer bir şey bulacağız.
Bakalım. Everes dünyanın en yüksek sır olmuyor. Himalaya sıra dağlarında yer alan bu dağ deniz sev 884 zirveye ulaşmak.
Ha ulaşmak varmak. O zaman buraya da ulaşmak sözcüğünü yazabiliriz. Tongçel adım benim.
Şimdi dersimizi bitirdik. Tek yapmamız gereken şey dikkatli bir şekilde LGS kanalımızdaki Türkçede bu 17 videoyu dikkat izlemek. Ardından da bu 17 video ile alakalı kitaplarımızdan yani tüm derslerden Zoru bankasıdan, dinamodan sorularımızı çözerek LGS'deki hayallerimize ulaşmak.
Hadi bakalım ödüllü sorumuzu yapın, yorumlara yollayın. Hepinize LGS yolculuğunuza başarılar diliyoruz arkadaşlar.