Herkese merhabalar. Bugün sizlerle birlikte Türkçenin en lezzetli, en keyifli, en lokum konusunu öğreneceğiz. >> Lokum gibi mi hocam?
>> Aynen lokum gibi Tonguçuğum. Hem de çifte kavrulmuş lokum gibi. İçerisinde fıstık, üzüm ve aynı zamanda fındık var.
Çok lezzetli bir konum. Bugün seninle birlikte söz sanattan öğreneceğiz. Benzetmeye bakacağız.
Kişileştirmeye bakacağız. Konuşturmaya bakacağız. Üçü de çok kolay bir söz sanatı.
Beraber çok güzel bir şekilde öğreneceğiz. Hatta bak şuradan göstereyim. Burada gördüğün gibi inekler konuşuyor.
Ne demiş inek? Ders çalışmaktan bıktım. Demiş.
Neden bıkıyor sence? >> Çalışkanlar inektir hocam. >> İnek olmak güzel bir şey.
Çok güzel bir şey yani. Ben ben de küçükken inektim. Burada inek kardeşimiz diyor ki ders çalışmaktan bıktım.
Diyor. O da diyor gel biraz şu çayırıda gezelim. Diyor.
Dolayısıyla inek kardeşimizin konuşması işte konuşturma sanatı oluyor. Çünkü normalde normalde insanlar konuşur ama kalem ya da inek ya da kedi ya da bulutlar konuşmaz. İşte insan olmayan varlıkların insanmış gibi konuşmasına konuşturma diyeceğiz ve aynı zamanda burada kişileştirme de var.
Niye? İnsana ait bir özellik kazanmış oluyorlar. Şimdi hemen başlayalım.
İlk başta benzetmeyle başlayalım. Sonrasında kişileştirme, konuşturmayı da öğreneceğiz ve ardından çok güzel sorularımız da olacak. Onu da söyleyelim.
Şimdi demiş ki benzetme burada anahtar kelimemiz Tonguç evladim. Benzetmede anahtar kelimemiz gibi sözcüğü. Bak gibis sözcüğünü gördüğün zaman dikkatli olmanı istiyorum.
Çünkü gibisiz sözcüğünün olduğu yerlerde benzetme olacak. Aralarında ortak özellik bulunan iki varlıktan zayıf olanı güçlü olana benzetiyoruz. Burada tabii ki benzeyen var.
Bir de benzeyeni yazalım ve benzetilen var. Bunlar ne olduğunu hemen şimdi birazdan söyleyeceğim. Bak göstereyim.
Şimdi demiş ki gülümseyince inci gibi dişleri göründü. Bak burada gibiyi görüyorsun değil mi Tongçuğum? >> Evet hocam.
>> He işte gibi sözcüğünün olduğu yere dikkat edeceksin. Benzetme sanatı genellikle burada oluyor. Gülümseyince inci gibi dişleri göründü.
İnci gibi dişler. Hım. Burada neyi neye benzetmiş sence Tonguçum?
>> Dişleri inciye benzetmiş. >> Harikasın. Mükemmelsin, süpersin.
Kolay sorularda başarılısın. Bak dişleri inceye benzetmiş. O zaman benzeyen kim?
Dişler. Bak benzeyen dişler. Kendisine benzetilen de inci.
Bu çok önemli bir şey değil. Burada senin bilmen gereken şey inci gibi dişler derken bir benzet var. Mesela annemin dişlerine ince gibi beyaz deriz ya.
Orada inci gibi dişler diyor. Bu taş gibi ekmekleri nasıl yiyeceğiz? Yine burada gibi sözcüğünü dikdörtgen için alıyorum.
Gibinin olduğu yere dikkat edecektik. Ekmekleri neye benzetmiş Tonguş Eladim benim? Hocam >> harikasın.
O zaman benzeyen ekmek, kendisine benzetilen de taş. Neye benzetmiş? Taşa benzetmiş.
Tavuklar nar gibi kızarıyordu fırında. Bak tavuklar nar gibi kızarıyordu fırında. Şimdi yine gibiyi görüyoruz.
Tavukları nara benzetmiş. O zaman burada benzeyen yine tavuklar kendisine benzetilen de narunu bileceğiz. Bazen öğretmenlerimiz hangisi benzeyen, hangisi benzetilen der.
Bazen de sadece cümledeki benzetme var mı yok mu onu sorar. Şimdi kar beyaz bir çarşaf misali serilmişti şehre. >> Burada gibi yok hocam.
>> Evet gibi yok ama gibiyle aynı anlama gelen misali var. Bak kar beyaz bir çarşaf gibi serilmiş dışarı demek istiyor. Misali gibi aynı şey.
O zaman buraya gibiyi de yazalım. Misali de zor örneklerde karşımıza çıkabilir. Kar beyaz bir çarşaf misali serilmişti şehre.
Burada da karı beyaz bir çaraba benzetmiş. Benzeyen kar, benzeyen kar, kendisine benzetilen de tabii ki beyaz bir çarşaf diyoruz. Songuç Eladım benim.
Şimdi benzetme bu kadar basit. Bir de kişileştirmeye bakalım. Kişileştirme ise insanlara ait özelliklerin insan dışındaki varlıklara aktarılmasıdır.
Mesela diyelim ki kalem üzgündü dersen burada kalemi kişileştirmiş olursun. Çay çok sevinçli dersen çayı kişileştirmiş olursun. Çünkü çay sevinmez.
Çay üzülmez. Veyahut da işte örnek veriyorum kalemlik e kaleme kızgındı. Ya kalemlik kızmaz ki veya kalemlik kaleme küsmüştü.
Böyle bir şey olmaz ki. Burada kalemlik kişileştirilmiş oluyor. Şimdi gel bu cümlelerde kişileştirmeleri bulalım.
Hangi varlıklar kişileştirilmiş? Ekranları başak arkadaşlarımızla beraber yakalayalım. Geçtiğim tüm yollar beni çağırıyor.
Şimdi şimdi yollar var. Tamam. Yollar böyle.
Bu yollar beni çağırıyor. Şimdi diyor burada kişileştirilen varlık sence ne Tongçğum? Yollar >> harikasın.
Süpersin. Yollar kişileştirilmiş. Niye?
Çünkü yollar çağırmaz. Yollar konuşmaz ki. Yollar gel abi gel gelsene.
Böyle bir şey olmaz. O zaman yollar kişileştirilmiş. Memleketimin dağları bayramlıklarını giymiş.
Şenliği bekliyor. Şimdi şimdi bak dağlara bak. Dağlar bayramlık giyiyor.
Aksi dağlar bayramlık yiyor. Artı bir de şenliği bekliyor. Bak dağlar bekliyor.
Bak yollar çağırıyor. Dağlar bekliyor. Bunlar hep kişileştirme Tongçğum.
Dağlar kişileştirilmiş. Hüzünlü sokaklar selam vermez oldu biz çaresizlere. Bak sokaklar hüzünleniyor.
Hüzünlü sokak bir de selam vermiyor. Ya sokak zaten selam vermez ki. Yani sokak sana selamünaleyküm diyecek.
Sen de aleykümselam diyeceksin. Böyle bir şey olmaz. Masa lambam gülen gözlerle beni seyrediyor bu gece.
Bak burada hangi varlık kişileştirmiş sence Songçum? >> Masa lambası hocam >> harikasın. Masa lambası bak masa lambası beni seyrediyor diyor.
Bir masa lambası var. Şöyle düşün. Şöyle bir masa lambası.
Bunun gözleri gülüyor falan. Böyle bir şey olamaz ki. Burada kişileştirme olduğunu yakalayacağız.
Şimdi gelelim konuşturmaya. Konuşturma da insan dışındaki varlıkların konuşturulmasıdır. Mesela kalem merhaba dedi dersen konuşturma var.
Niye? Çünkü kalem konuşuyor veyahut da çay arkadaşlar hepinize iyi dersler dediyse çay konuşmaz ki. Çay iyi dersler demez ki.
Burada konuşturma var. Ya da kalemlik kaleme dedi ki baba ne haber böyle bir şey olmaz ki. Kalemlik konuşmaz ki.
O zaman burada konuşturma var. Zaten konuşturma olduğunda otomatikman kişileştirmede oluyor. Şimdi insan dışındaki varlıkların konuşturulmasına biz konuşturma diyoruz.
Ben ki toz kanatlı kelebeğim minicik gövdeme yüklü kaftağı. Bak kelebek konuşuyor burada. Bir tane kelebek var.
diyor ki ben ki işte neymiş? Toz kanatlı kelebeğim diyor. Şöyle kelebeğin şeyini çizmeye çalışalım.
Kelebek konuşuyor. Kelebek konuşmaz ki. Bulutlar bize bahar gelecek diye fısıldadı.
Kim konuşmuş burada? Tongçuğum >> bulutlar konuştu. >> Harikasın.
Bulutlar konuşur. Bulutlar konuşmaz ki. Bulutlar gökyüzüne öyle asılı kalır.
Birden haykırdı rüzgar. Çekilin geliyorum. Rüzgar haykırmaz ki.
Rüzgarın haykırması kişileştirme ama rüzgarın çekilin geliyorum demesi. Bulutların bahar gelecek demesi. İşte burada konuşturma var.
Konuşturma sanatı olan yerde kişileştirme de vardır. Rüzgar ve martlar sordular seni. Neredesin?
Bak rüzgar ve martı soruyor. Neredesin? Kişileştirme veyahut da burada tavuk ne diyor?
Kırmızı etiğin o daha sağlıklı diyor. Kendisini yemesinler diye. O da konuşmuş.
Şimdi bununla alakalı çok güzel sorular çözeceğiz ama öncesinde ben bu konuyla alakalı ödevleri vereyim. sonrası ekranlar başak arkadaşlarımızla beraber çok güzel sorular çözeceğiz. Biliyorsun 5.
sınıfta öğrenme hatlaslarımız var. Aynı zamanda Tonguç Kapta'da da ilerliyoruz. Öğrenme hatası neydi?
Türkçede 15 derste bitireceğiz. Şu anda 3. derse geldik.
İlk başta isim farkı ve isimleri öğrendik Tonguçum. Sonra sözcükte anlamı öğrendik. Şimdi söz sanatlarını öğreniyoruz.
Çok kolay, çok lezzetli bir konu. Ardından kitaplarımızdan yani tüm dersler kitabımızdan ya da Zoru bankasından ya da Sıfırdan kitabımızdan ya da Dinamo Plus'tan ödevlerimizi çözeceğiz. Ödevlerimizi çözdükçe harika bir şekilde puanlar kazanacağız ve bu puanlarla da kulaklık, tablet gibi ödüller kazanacağız.
Bilge Baykuş ya da Hızlı Çıtalar takımından olabiliriz. Sen hangi takımdasın? >> Hızlı Baykuşlar.
>> Tamam öyle bir takım yok ama Bilge Baykuşa da Hızlı Çitalara geçebilirsin. Bu haftaki ödevlerimiz Dinama Türkçe'de test 14 15 16. Tüm derslerde test 5.
Zoru bankası Türkçede test 27 test 2 ve test 3'ü çözmeni istiyoruz sonuçadım benim. Güzel güzel ilerleyeceğiz ve 5. sınıfta yol haritamızda şimdi şampiyon kampındayız.
Ekim ayında yazılı kampımız gelecek. Yazılılardan kaç alacağız Tonguçum? >> 100.
>> İnşallah 100'leri kapacağız ve harika bir şekilde ilerleyeceğiz. Şimdi o zaman gelin sorularımıza bakalım. Ve bu arada bütün bu kitaplarımızı yani az önce gösterdiğim Dinamo e kitabı ya da Zoru Bankası ya da tüm dersleri eee şampiyon paketinin içerisinde bulabilirsiniz.
Dolayısıyla şampiyon paketi alınca direkt şampiyonluğu garantilemiş oluyorsunuz Tonguçum. Onu da burada hatırlattık. Şimdi bu soruyu beraber yapalım.
demiş ki: "Benzetme iki varlığın veya durumun birbirine benzetilmesiyle oluşulan söz sanattır. Benzetmede anahtar kelimemiz neydi? " Tonguçum >> gibi.
Hocam >> harikasın. Gibi sözcüğüydü. O zaman buraya ben şöyle gibi diye yazıyorum.
Gi başlıyorum. Kocaman bir pastayı tek başına yedi. Afiyet olsun.
Burada kocaman pasta yedi diyor. Burada bir benzetme yok. İnanır mısın?
Bu bahçe cennet gibidir. Bak bahçe cennet gibidir gibi. Sözcüğünü gördük mü?
Gördük. Neyi neye benzetmiş? Bahçeyi cennete >> harikasın.
Bahçeyi cennete benzetmiş. Benzeyen bahçe kendisine benzeten cennet. Yeni aldığı çantasının üç tane gözü var.
Çantanın gözü olabilir. Yani insanın gözü var ama çantaların da bölmelerine yani şöyle bölmeleri varsa onlara göz denir. Dondurma mevsimi de geldiğine göre bolca dondurma yeriz.
Afiyet olsun. E bu da tamam. Burada da yine bir benzetme yok.
Cevabımız B seçeneği. Bursa seçeneğini söyleyen arkadaşlarımızı alkışlıyoruz. Tebrik ediyoruz.
Harikasınız arkadaşlar. Gelelim yazılı denemelerinden bir soruya. Bu dizelerdeki altı çizili bölümde yer alan söz sanatını gerekçelendirerek yazınız.
Yani neden bir söz sanatı var? Onu da söyleyin diyor. Bakalım.
Gökyüzü kızıl renge boyanınca kuşlar evine döner sessizce. Dağlar kollarını açar güneşe. O vakit doğar sevda yüreğe.
Bak dağlar kollarını güneşe açıyor. Şimdi şöyle dağ çiziyorum buraya. Tamam mı?
Şurada dağ var. Şurada dağ var. Burada güneş var.
Tamam mı? Güneş burada. Bu dağlar kollarını açıyor böyle.
Gel abi diyor. Gel gel. Şöyle ellerini açmış.
Gelsene diyor. Şimdi burada ne oldu? >> Dağlar kişileştirildi.
>> Harikasın. Dağları insana benzet. Dağlar kişileştirildi.
O zaman diyeceğiz ki burada kişileştirme var. Kişileştirme var. Gerekçilendirmesini söylediği zaman da neden dediği zaman da kişileştirme vardır.
Çünkü diyeceğiz. Gerekçesini yazacağız ya. Çünkü dağlar, dağlar insana benzetilmiş.
insana benzetilmiş ya da şey de diyebiliriz. İşte insana özgü bir özellik insan dışındaki bir varlığa verilmiş. Ya da işte insan dışındaki varlık olan dağlar insan gibi kolları açar denmiş.
Fark etmez ama sonuçta dağlar insana benzetildiyse burada kişileştirme var. Şimdi gelelim başka bir soruya. Yine ekranları başak arkadaşlarımıza çözmeye devam ediyoruz.
Nokta nokta şiirin aşağıdakilerden hangisine insana ait özellikler verilmemiştir? diyor. Ha burada demek ki bu seçeneklerdekinden üçü kişileştirilmiş, insana ait özellik verilmiş ama bir tanesi verilmemiş.
Bakacağız. Kişileştirme söz sanatında insan dışındaki varlıklara insana ait özellikler verilir. Hani az önce vardı ya Tongcum bunu zaten biliyoruz.
İşte dağlar insan gibi kollarını açmıştı. Böyle şeyler bulacağız. Ben bir kayısı ağacıyım.
Kırşehir'in dinek bağından küçücük bir ev önünde yaşarım. Yapa yalnız. Şimdi kayısı ağacı konuşuyor bir kere.
Burada insana özellik vermiş. Burada bir kayısı ağacı var. Şöyle ben bir kayısı ağacıyım diyor.
Anlaştık mı? Kayısı ağacı ben bir kayısı ağacıyım dediğine göre bak ben diye başlayıp söylediğine göre bir kere kayısı ağacık çşeliştirilmiş buna verilmiş. Küçücük bir ev önünde yaşarım yapa yalnız.
Yılda bir çiçek açar yılda bir kaysı veririm. Avuç içi kadar. Yaz olur bir kadın sirkeler dallarımı.
Bir çocuk yerde bağırır güler. Bense hoşnut olurum. Hem zaten benim ne söğütler gibi nezaketim vardır ne kavaklar gibi gururum.
Bak, söğütlerin nezaketi varmış. Söğütler nezaketli. Kavakların gururu varmış.
Kavaklar gururlu olmaz. Yani kavan gururu olmaz ki. İnsanın gururu olur.
Söğütün nezaketi olmaz ki. İnsan nazik olur. Dolayısıyla burada insana ait özellik kazanmayan tek şey çiçekler.
O yüzden cevabımız D. Zor bir soruydu. Bu soruyu doğru yapan arkadaşlarımızı alkışlıyorum.
Tebrik ediyorum. Şimdi gelelim başka bir soruya. Konuşturma insan dışındaki varlıkların konuşturulmasıyla oluşan söz anatır.
Bunu zaten biliyorduk. Hangisinde konuşulma vardır diyor. Şu sıcak suyu içime dökmeyin diye sem etti çay bardağı.
Çay bardağı konuşuyor ya resmen. Çay bardağı diyor ki şu sıcak suyu içime dökmeyin diyor. Bak şu cümleyi çay bardağı söylüyor.
Yani şu sıcak su içime dökmeyin diyor. Böyle bir şey olamaz ki. O zaman burada insan olmayan bir varlık çay bardağı konuşmuş.
Cevabımız A seçeneği. Ama diğerlerini kontrol edelim. Bu lekeleri 1000 yılda yıkasan bu lekeler yine de çıkmaz.
Bak burada 1000 yılda yıkasan çıkmaz derken abartmış. Yani bu kişileştirmeli değil. konuşturma değil.
Son trende az önce büyük bir gürültüyle hareket etti. Tren hareket eder. Bu insana ait bir özellik değil.
Konuşturma değil. Kalemliğin içinde renk renk kalemler ve sirgiler vardı. Tamam, olabilir.
Burada çay bardağının konuştuğu tek seçenek A seçeneği. Gelelim başka bir soruya. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gibi sözcüğü benzetme anlamı katmamıştır diyor.
Hım. Biz gibi sözcüğün olduğu yerde benzetme olur diyorduk ama bazen olmay daabiliyormuş. Bakalım.
Kar gibi beyaz hatta bembeyaz örtüler seril diyor. Bak. Kar gibi bembeyaz örtüler.
Örtüleri kara benzetmiş ve burada da gibi sözcüğünü kullanmış. Burada gibi sözcüğü benzetme anlamı katmış. Örtüleri kara benzetmiş.
Çocuklar tuğla gibi kalın kitaplar okuyor. Bak kitabı kitapları tuğlaya benzetmiş. Öyle değil mi?
Tuğla gibi kalın kitaplar. Kar gibi bembeyaz örtüler. Seninle saat 17 gibi buluşalım.
Yani 17 gibi buluşalım derken 17 civarında buluşalım demek istiyor. Burada benzetme anlamı değil. civarında anlamı katmış.
Bak burada benzetme anlamı katmış. Kar gibi örtüler, tuğla gibi kitaplar ama burada bir şey gibi bir şey değil. Civarında buluşalım.
Dedemin pamuk gibi sesiden birbirinden güzel masallar dinlerdim. Bak dedesinin sesini pamuğa benzetmiş. Bak pamuk gibi ses.
Ses nasıl ses? Pamuk gibi ses. Anlaştık mı?
Bembeyaz örtü kar gibi. Kalın kitaplar tuğla gibi. Ses pamuk gibi.
Ama Ceyhan seçeneğinde bir benzetme yok. Şimdi dersimizi bitirdik. Şampiyon paketi alarak ödevlerimizi güzel güzel tamamlıyoruz ve 5.
sınıfta şampiyonluğu yakalıyoruz. Hadi bakalım ödülü soru yorumlarınızı bekliyoruz arkadaşlar.